odtu icin eylemlerHer ne kadar yaptığım tarama söz konusu kavramların ne anlama geldiği konusunda bana yardımcı olamasa da; kelimelerle sevişirken dikkatli olunması gerektiğini anlamıştım, zira hilkat garibesi gibi iki tane yavrunuz -pardon kavramınız- olursa böyle bir sevişme sonucunda, "Google" bile işin içinden çıkamayabilir!

Geçtiğimiz yılın son günlerinde en önemli ülke gündemlerinden birisi, ODTÜ'de başlayan ve diğer üniversitelerde devam eden öğrenci ve akademisyen protestoları ile bunlara karşı gelişen yandaş rektör tavırları ve Başbakan'ı destekleyen bir takım "ucube öğrenci eylemleri"ydi. Ayrıntıya girecek değiliz ama şu kadarını söyleyebiliriz: Sonuç itibariyle üniversiteler özelinde politik tarafları belli olan bir kamplaşmaya şahit olduk ve öyle görünüyor ve umuyoruz ki bu süreç yeni yılda da devam edecek.

"Son öğrenci protestoları ve 'köklü' okul elitizmi" adlı yazısında Görkem Özizmirli, son dönemdeki öğrenci eylemlerinin elitizme kurban gittiği görüşünde... Yazara göre; öğrenci eylemleri, "muhafazakar popülist söylemin kofluğunu deşifre etme" yerine, "sol isim gelenekçiliği"ne ve "merkez akademi özcülüğü"ne yönelmiş ve bundan ötürü de başarısızlığa mahkum olmuştur. "Eylemci öğrenciler ve akademisyenler ne yapmışlar da 'elitizm' ve diğer ultra-entelektüel iki  kavramla anılmayı hak etmişler"e geçmeden önce bu kavramlar neyin nesidir anlamaya çalışalım şimdi. Kavramlara yabancı kaldığımdan önce "sol isim gelenekçiliği" diye "Google"a yazıp ardından da "enter"a basıverdim. Lakin basmaz olaydım; her şeyi bilen "Google"ın sizi hayal kırıklığına uğratması gerçekten insanın içini acıtıyor. Google'da kavramla ilgili tek bir satır bile yok. Ardından, "belki ben cümleyi yanlış anlamışımdır" ya da "basit bir anlatım bozukluğu falan olmuştur" diyerek, "sol" kelimesini çıkarıp, sadece "isim gelenekçiliği" yazıp, öyle arama yaptım. Sonuç yine aynı hayal kırıklığı oldu: Koskoca "Google" ne "sol isim gelenekçiliği"ni biliyordu ne de "isim gelenekçiliği"ni... Sonra, sıra beni aşan ikinci ultra-entelektüel kavrama, "merkez akademi özcülüğü"ne, geldi. Aynı şekilde "Google"ın yardımına başvurdum. Bu sefer "enter" tuşuna basarken içimden bismillah çekmeyi de ihmal etmedim. Şükürler olsun ki, tarama sonuç verdi. Gerçi tarama sonuçlarında sadece yazının kendisi vardı ama yine de üst üste iki büyük hayal kırıklığından sonra mutlu olmuştum işte! Her ne kadar yaptığım tarama söz konusu kavramların ne anlama geldiği konusunda bana yardımcı olamasa da; kelimelerle sevişirken dikkatli olunması gerektiğini anlamıştım, zira hilkat garibesi gibi iki tane yavrunuz -pardon kavramınız- olursa böyle bir sevişme sonucunda, "Google" bile işin içinden çıkamayabilir!

Devamını oku...

odtu aralik_2012Her durumda sözümüzü ön plana çıkaracağız. Kalıplaşmış sloganlara, günün heyecanını içeremeyen sözlere itibar etmeyeceğiz. Sözümüz sivri ve yaratıcı olmak zorundadır. Okuyanın, duyanın gönlünü fethetmeliyiz. Yaratmak ve üretmek için bütün zihnimizi zorlayacağız. Şimdi bir adım daha atmak zorundayız. Korkmadan, şablonlara hapsolmadan, kendimize güvenerek ve üreterek…

Tarih bazen fırsatları ayağınıza getirir. Miskinlikten başınız dönmüş ve ayağa kalkamaz haldeyseniz bu fırsatları değerlendirme imkânınız da yok demektir. Harekete geçmemek için bir bahane her zaman vardır. Kimimiz solun halinden memnun değildir, kimimiz ailemize karşı sorumluluk hissiyle bir türlü başa çıkamıyordur, kimimiz yaklaşan sınavları bahane göstermek eğilimindedir, kimimiz ben bu işlerden elimi eteğimi çektim havasında daha otuzuna varmadan yaşlanmış gibidir… Kısacası bir bahane her zaman vardır ya da istenirse her zaman yaratılabilir. Ancak ve ancak bahanelere değil de olanaklara gözünü diken bir gençlik kuşağı başarı kazanabilir. Bahanecilik insanı boyun eğmeye zorlar. Ayağına pranga vurur. Geleceğe ömür boyu ödenmek zorunda kalınacak banka kredilerinden başka bir şey bırakamaz. Bütün Türkiye’nin içinde bulunduğu durum gibi…

Devamını oku...

ulusKürt hareketinin karşısında uzun yıllardır ilk kez (ilki 90’ların başındaki İşçi Baharı ve Zonguldak madenci yürüyüşüyle somutlaşan emekçi hareketiydi, temel sloganlarından biri “Zonguldak-Botan El Ele” idi, ama başarılı olamadı), Türk devletinin ve emperyalist devletlerin dışında bir kitlesel maddi güç muhatap olarak şekillenmektedir: Cumhuriyet hareketi. Umarız, Cumhuriyet hareketi Kürt vatandaşlara el uzatma basiretini, Kürt hareketi de o eli tutma basiretini gösterebilir.

Cumhuriyet hareketi yeniden istim aldı. 29 Ekim ve 10 Kasım’da meydanları dolduran yüz binler, 2007’de cumhuriyet mitingleri ile gündeme giren kitle hareketinin, gelip geçici değil uzun soluklu bir toplumsal olgu olduğunu gösterdi. Ülkemizde uzun yıllar sonra ilk kez, Kürt hareketinin dışında bir halk dinamiğiyle karşı karşıyayız. Bu hareketin temel özelliklerini kabaca şöyle özetleyebiliriz:


- Laik, modernist ve aydınlanmacı bir hareket.
- Anti-emperyalist bir hareket.
- Türk milliyetçiliğinin etkin, ama etnik milliyetçiliğin zayıf olduğu, Kürtlere düşmanca yaklaşmayan, birlikten ve kardeşlikten yana bir hareket.
- Ana gövdesini kentli alt-orta sınıfların ve öğrenci gençlerin oluşturduğu bir hareket.
- Esas olarak AKP iktidarının yıkılmasını hedefleyen bir hareket.
- Gerek edindiği deneyimler gerekse mevcut koşulların dayatması sonucunda, artık esas olarak “kurtarıcı” bekleyen (veya bir “kurtarıcı”nın yedeği olan) değil, kendi gücüne güvenmeyi öne alan bir hareket.


Bu saydığımız özellikler hareketin potansiyellerini vurguladığı gibi zaaflarını da gösteriyor. Süreç olumlu potansiyellerin dinamizme dönüşmesi yönünde mi, yoksa zaafların derinleşmesi ve kemikleşmesi yönünde mi ilerleyecek, bunu hareketin önderliğinin (önderliklerinin) izleyeceği politik hat belirleyecektir. Bu yazımızda Cumhuriyet hareketinin gerek potansiyellerini gerekse zaaflarını Kürt sorunu bağlamında ele alacağız.

Devamını oku...