Kent sınırları içinde jandarmanın sorumlu olduğu kimi alanların polise devredilmesi konusundaki yasa bugün yürürlüğe giriyor. Ankara içinde ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe Üniversitesi Beytepe kampüsünü de kapsayan geniş bir alanda kontrol polise devredilirken, ilk tepki ODTÜ öğrencilerinden geldi. {jcomments on}
30 Temmuz Perşembe günü Hazırlık binasından Rektörlük önüne yürüyen öğrenciler, jandarmanın da polisin de üniversite içindeki varlığına karşı olduklarını dile getirdiler. Geçtiğimiz yıl jandarmanın neden olduğu olaylar sırasında büyük çatışmaların yaşandığı okulda polisin gelmesi ile provokasyonların artması beklenirken, okul içine bir polis karakolu kurulup kurulmayacağı ise halen kesinlik kazanmadı. Jandarma yetkilileri, şimdiye dek kullandıkları karakol alanının rektörlük tarafından polise verilmeyeceği ve yurt yapılacağını söylerken okul yönetimi sessizliğini koruyor. Polisin okulda hangi düzeyde var olacağı ise öğrenciler arasında tartışılmaya devam ediyor.
Eylem çağrısı için dağıttıkları bildiride okulun polise devredilmesini ‘beterin beteri’ olarak niteleyen ODTÜ öğrencileri, yürüyüş boyunca attıkları sloganlarla özgür üniversite taleplerini dile getirdiler. Yaz okulu nedeniyle yaklaşık 150 kişinin katıldığı eylemin sonunda jandarmanın öğrencileri kameraya alma çabası engellendi. Eylem sonunda okunan basın metni ise şöyle:
Basına ve Kamuoyuna;On yıllardır öğrenci gençliğin yükselttiği muhalefete, mücadeleye ortadan kaldırma görevini üstlenen jandarma bugün yani 30 Temmuz Perşembe günü kampüsü polise devrediyor. Geçmişinde yurtlara yönelik düzenlenen toplu tüfekli baskınları, devrimcilere yönelik düzenlediği katliamları, gözaltıları, tutuklamaları barındıran jandarmanın ODTÜ’de hangi amaçlarla durduğunu anlayabilmek için son bir seneye bakmak yeterli olacaktır. Bildiğiniz gibi 19 Ocak’ta yemekhanede stant açan öğrencilerin fotoğraflarını çeken bir JİTEM’ci yakalandı. Bu olayın üzerinden kısa bir süre sonra ODTÜ yurtları jandarma tarafından basılarak arkadaşlarımız gözaltına alındı, 5’i tutuklandı. 18 Mart’ta ise jandarma kütüphanenin içine kadar girerek öğrencileri copladı, bir kişiyi gözaltına aldı. Akşamında ise A-4 kapısı önünde yüzlerce öğrenciye biber gazı ve tazyikli suyla saldırdı. Bütün bunların üzerine “Devrim yürüyüşüne katıldıkları”, “Devrim yazısını yeniden yazdıkları”, “jandarmayı protesto ettikleri” gerekçeleriyle, yurtlara ve evlere baskınlar düzenleyerek pek çok arkadaşımızı gözaltına aldı. Gözaltına almak için gösterdikleri delillerin içinde ders kitapları dahi vardı. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın bir kısmı tutuklandı ve hala cezaevindeler.
Bugün ODTÜ’nün üzerindeki haki renk kaldırılıyor. Ancak, bizler jandarmanın gönderilip yerine polisin geçmesiyle güvenli bir kampus ortamından ziyade, provokasyonlarla, faşist saldırılarla, devrimci-muhalif harekete yönelik saldırılarla dolu bir üniversite ortamıyla karşılaşacağımızın gayet farkındayız. Bugün, JİTEM’cinin yakalanması sonrası “Üniversitelerden istihbaratçının yeri yoktur.” diyen ancak jandarmanın yurtları basarak gözaltı terörünü uygulamasına göz yuman rektörlük, jandarma ve polis öğrenci gençliğe kırk katırı ya da kırk satırı seçmeye zorlamaktadır.
Bizler polisin sicilinin, bulunduğu her alanda en az jandarma kadar kirli olduğunu canlı örnekleriyle her gün görebiliyoruz. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde yaşanan faşist saldırılarda, İstanbul Üniversitesi’nde devrimci gençliğe yönelik düzenlenen saldırılarda ve buna benzer pek çok örnekte hepimiz polisi ya faşistlerin sırtını sıvazlarken ya da satırlarını, sallamalarını saklarken görüyoruz. Hepimiz polisleri kampüslerinde ötesinde, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda dipçik darbeleriyle Kürt çocuklarını öldüresiye döverken, komalık yaparken hatırlıyoruz. Bizler polisin işçilere ve emekçilere düşmanlığını 1 Mayıs’lardaki pervasız saldırılarından biliyoruz. Bizler polisi 2-3 Haziran’da Konur Sokak’ta sopalarla, satırlarla donattığı faşistleri de arkasına alarak devrimcilere yönelik saldırısından tanıyoruz. Bizler polisi öğrencilerin en basit akademik-demokratik taleplerini dile getirmek için yaptıkları eylemlere yönelik saldırılarından, sokak ortasında dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle katlettiği insanlardan, devrimcileri işkencelerde katletmelerinden tanıyoruz.
Bizler işçilere, emekçilere, geleceğine sahip çıkan öğrenci gençliğe yönelik düşmanlığı bu saydığımız olaylarla kanıtlanmış bir kurum olan polis teşkilatını kampüsümüzde istemiyoruz. Normalde bir
Bilim yuvası olması gereken üniversitelerimizin polisle, beraberinde taşıyacağı gerici-faşist örgütlenmelerle, joplarla, kalkanlarla, panzerlerle birer zindana dönüştürülmesini istemiyoruz. Okulumuzda katil polisin, faşistlerin yaratacağı her türlü provokasyona karşı, okulu geçmişte kışlaya bugünde polis karakoluna çevirmekte sakınca görmeyen rektörlüğü de buradan bir kez daha uyarıyoruz. Yaşanacak her türlü saldırıda, yaratılacak her türlü provokasyonda bunları düzenleyenler gibi, rektörlükte altında kalacaktır.
ODTÜ öğrencileri olarak düzenin polisiyle jandarmasıyla nereden gelirse gelsin her türlü saldırısına karşı ODTÜ’nün devrimci geleneğini yükseltecek, okulumuzu, yaşam alanımızı jandarmaya bırakmadığımız gibi polise de terk etmeyeceğiz.
YAŞASIN DEVRİMCİ ODTÜ!NE JANDARMA NE POLİS ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR!Yarınlar