Ağustos ayı itibariyle ODTÜ’nün Jandarma kontrolünden çıkarılması sonucunda boşaltılan karakol barakaları sonunda sahibine kavuştu. Dönem başından beri yürüttükleri çalışmaların sonucunda ODTÜ öğrenci topluluklarının çatısı adlında öğrenciler, bugün yaptıkları eylemle kültür merkezlerini açtılar.
Karakolun boşaltılması üzerine, zaten etkinlik yapacak yer sıkıntısı çeken öğrenciler bu alanın kendilerine verilmesi için çeşitli platformlarda görüşlerini ifade ettiler. ODTÜ Rektörlüğü ise başından beri geçiştirici bir tutum takınarak bu talebe farklı görevlilerce farklı zamanlarda farklı yanıtlar vermişti. Çelişkili ifadeleri nedeniyle öğrencilerin güvenini kazanamayan rektörlük öğrencilere ait bir üniversite yapısını arşiv için kullanmak isterken ODTÜ öğrencileri ortak üretim alanlarınsa sahip çıktılar.
14.30’da Fizik Bölümü önünden yürüyüşe geçen öğrenciler 200 kişilik bir kitle ile karakol binasına kadar yürüdü. Yürüyüş sırasında 'Karakol Binası Öğrencinindir!', 'Üniversiteler Bizimdir, Bizimle Özgürleşecek!', 'Şirketlere Değil Öğrenciye Kültür Merkezi!' sloganları atıldı. Buraya vardıklarında önce simgesel bir kurdele kesme töreni yapıldı. Arkasından binalara girildi. Böylece Öğrenci Toplulukları öncülüğünde başlayan süreç, eski karakol binasının Öğrenci Kültür Merkezi olarak kullanıma açılması ile yeni bir düzeye erişmiş oldu. Öğrenciler Rektörlükten gelebilecek muhtemel saldırılara karşı 24 saat nöbet başlatma kararı alırken elektrik, su ve doğalgazın kesilmiş olmasından kaynaklı sorunlarla da baş etmeye çalışıyorlar.
İnşa ettikleri süreci ODTÜ kamuoyu ile de paylaşmak isteyen öğrenciler her gece yaptıkları toplantılar ile günlük Kültür Merkezi Bülteni yayınlıyorlar. Biz de buradan yapacağımız yayınlarda gelişmeleri ve bültende yer alan bazı yazıları sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.
1. GÜN
Öğrenci Kültür Merkezi’nin törenle açılmasının ardından öğrencilerin kendi aralarında topladıkları eşyalar yerleştirildi. Fakat ilk günün en önemli olayı binalardaki suyun, elektriğin ve doğalgazın kesilmiş olması idi. Bültenin ilk sayısında bu konuya değinen öğrenciler Rektörlüğün kurnazlığını alaya almaktan çekinmediler:
“Verdiğimiz vergiler, bize yol, su ve elektrik olarak geri dönmüyor”
Elektrik, su ve ısınmadan sorumlu müdür, ek iş olarak da rektörlük yapan Ahmet Acar, kültür merkezimize tebligat bile göndermeden elektriğimizi kesti! “Yapma, etme Ahmet akşam öderiz faturayı” desek de dinletemedik. Bizden bir önceki kiracılar faturayı ödemeden gittiği için borçların biriktiğini öğrendik.
Sadece elektrik olsa iyi... Maalesef, Mars'ta bile bulunan su, kültür merkezimize gelmiyor. Sayın Acar “Havalar soğudu, borular donmuştur, yaza doğru su gelir” dese de, kültür merkezi sakinleri huzursuz. Ayrıca aldığımız duyumlara göre, Ahmet Acar gizli ofisinde bulunan su vanasını kapatırken görülmüş...
“Doğalgaz pahalı, merkezi ısıtmalı bir yere geçelim” diyerek tercih ettiğimiz karakol binasında kaloriferlerin yanmadığını görmek kuşkusuz çoğumuz için üzüntü verici oldu. “Birbirinize hohlayın, CO2 ısıtır, her şeyi devletten beklemeyin” diyen Ahmet Acar'a sesleniyoruz: “Kış günü bu yapılan Allahsızlıktır, imana gel!”
Yapılan eylemle Öğrenci Kültür Merkezi’nin açılmasının ardından telaşa kapılan rektörlük, sürece önderlik eden toplulukların danışmanlarını ve YK üyelerini telefonla arayarak tehdit etti. Öğrenciler bültende bu konuyu da işlerken Rektörlüğün baskıcı tutumunu teşhir ediyorlar:
“Etkinlikler öncesinde topluluklara çıkardığı zorluklarla bilinen Kültür İşleri Müdürlüğü, Öğrenci Kültür Merkezi açılışından önce de boş durmadı. Birçok topluluğun yönetim kurulu üyeleri aranarak görüşmeye çağırıldı. Aramalardaki seçicilik yanında görüşmelerde de farklı yaklaşımlar sergilendi.
Aldığımız duyumlara göre, bu sırada rektörlük de boş durmamış. Rektör ve rektör danışmanları telefonlara sarılarak topluluk danışmanlarını aramışlar. Yaptıkları konuşmalarda, danışmanlara açılıştan haberleri olup olmadığını ve danışmanlığını yaptıkları topluluğun tüm üyeleriyle öğrenci kültür merkezine destek verip vermediğini sormuşlar. Toplulukların okula polis gelmesine sebep olmalarını istemediklerini belirterek, buna gerek olmadığını çünkü zaten eski karakol binasında öğrencilere bir yer vereceklerini söylemişler.
İlk bültenimizde, açılış gecesi kültür merkezinde bulunan birkaç toplulukla bu konuda söyleştik.
Eğitim Topluluğu, açılış günü kültür işlerinden aranarak çağrılmış. Dönem etkinlikleri ile ilgili kısa bir sohbetin ardından, kültür merkezi açılışına katılıyor musunuz sorusu gelmiş. Topluluğun açılışa destek verdiklerini ve katılacaklarını belirtmesi üzerine Neşe Hanım, bazı grupların imzacı olmayan toplulukların ismini de kullandıklarını iddia etmiş. Bunun yanında “ben size katılmayın demiyorum ama soruyorum katılıyor musunuz diye” dedikten sonra, “ama bakın herkesin yere ihtiyacı var, biz de burda dosyaları koyacak yer bulamıyoruz” demesi üzerine eğitim topluluğundan görüşmeye giden arkadaşımız Neşe hanımı da açılışa davet ederek ayrılmış.
Caz Topluluğu yk başkanının telefonu kısa bir süre çaldırıldıktan sonra topluluktan başka bir arkadaş aranarak başkana ulaşılamadığı söylenmiş, ve yönetim kurulundan birinin görüşmeye gelmesi istenmiş. Görüşmeye giden arkadaşa, “öğrenci kültür merkezi açılışı duyurularında imzanız var, bundan haberiniz var mı?” sorusu yöneltilmiş. Arkadaşın destek verdiklerini ve de destek verme sebeplerini belirtmesi üzerine “ama bu izinsiz bir şey” denmiş.
Siyaset Bilimi Topluluğu'ndan herhangi birine ulaşılmazken, akademik danışmanları rektör tarafından telefonla aranmış.
Yapı Topluluğu'ndan da kimse aranmamış. Rektör danışmanı Ayşegül Hanım, akademik danışmanları ile telefonda görüşmüş.
Odtü Oyuncuları da telefonla kültür işlerine çağırılan topluluklardan. Ve onlara yöneltilen soru da “bu duyuruda imzanız var, açılıştan haberdar mısınız, destekliyor musunuz?” olmuş. Desteklediklerini ve açılışa katılacaklarını belirtmeleri üzerine Neşe Hanım, “ Ben %70 toplulukları destekliyorum, hak veriyorum size. Ama orası çok sağlıksız. Şimdi gidip içine girseniz başınıza yıkılabilir.” demiş.
Mimarlık Topluluğu da kültür işleri tarafından görüşmeye çağırılmayan fakat akademik danışmanı rektör tarafından aranan topluluklardan.”
Son olarak Kültür Merkezi Bülteni’nde buraya kadar yaşanan süreci anlatan bir özete de yer veriliyor:
Öğrenci Kültür Merkezi Kampanya Süreci
Jandarma karakolu, ODTÜ kampüsü jandarma bölgesi olmaktan çıkarıldığı için boşaltıldı.
“hocam bu ay yine U3teyiz” toplantısı konuşmacısı Ahmet Acar,
bir öğrenci: “boşalan karakol binasını ne yapacaksınız?”
Ahmet Acar: “öğrencilerin yararına kullanılacaktır.”
Topluluklar toplantısında eski karakol binasının kültür merkezi olarak kullanılması talebi ortaya çıktı.
38 topluluk olarak rektörlükle yapılan görüşmede bu talep dile getirildi.
Bu görüşme sırasında eski karakol binasında topluluklar toplantısı alındı.
İmza kampanyası başlatıldı.
Rektörlükten, senatodan buranın arşiv ve iç hizmetler binası olarak kullanılacağı duyumu geldi.
Toplanan 3059 imza rektörlüğe teslim edildi.
Karakola yürüyüş yapıldı ve kampanya sürecinde çekilen kısa filmin gösterimi eski karakol binasında gerçekleştirildi.
Karakol binasının öğrenciye verileceğine dair başka bir haber alındı.
Rektörlükten görüşme talep edildi ve genel sekreter Tanju Mehmetoğlu ile görüşüldü ve bu görüşmede bir binanın öğrencilere verileceği söylendi.
Görüşmeden bir gün sonra rektörlükten yapılan açıklamada, binanın kötü durumda olduğu, öğrenci kullanımına uygun olmadığı, öğrenci toplulukları için yeni bir bina yapılacağı duyuruldu.
Eski karakol binasında öğrenci forumu düzenlendi.
Yapılan forumda kültür merkezine yerleşme kararı alındı.
Öğrenci kültür merkezi için eşya bağış kampanyası başlatıldı.
Akademik danışmanlara eski karakol binasında öğrencilere zaten bir bina verileceği yönünde yapılan konuşmalar üzerine toplulukların görüşünü belirtmek için rektör, rektör yardımcıları ve rektör danışmanları ile yeniden bir görüşme yapıldı
Öğrenci kültür merkezi açıldı.
2. GÜN
Kültür Merkezi yavaş yavaş işlev kazanmaya başlıyor. Gaz, su ve elektrikteki kesintilere rağmen topluluklar toplantılarını burada yapmaya başladılar. Günün belki de en önemli olayı Rektörlüğün tüm ODTÜ kamuoyuna mail ve afiş yolu ile ilan ettiği açıklaması oldu.
Karakol binası ile ilgili yürüyen sürecin tamamen çarpıtılarak işine geldiği gibi anlatılmaya çalışılan açıklamada ODTÜ kamuoyuna alenen yalan söyleniyor: “Bir grup 24 Aralık 2009 Perşembe günü Fizik Bölümü önünde toplanarak A4 kapısına yürümüşler ve burada bulunan Üniversite görevlilerinin uyarılarına rağmen kapıların kilitlerini kırarak barakalara girmişlerdir. Öğrenciler, daha sonra A4 nizamiyesinden, üniversite görevlilerine karşı zor kullanarak içeri aldıkları eşyalarla birlikte bazı mekanlara yerleşmişlerdir.”
Öğrencileri ODTÜ kamuoyu gözünde marjinal göstermeye çalışan rektörlüğün bu iddiaları gerçeğin yanından bile geçmemektedir. Barakalara giriş sırasında görevlilerden en ufak bir uyarı gelmediği gibi eşyaların taşınması sırasında da en küçük bir fiziki süreç yaşanmamıştır. Rektörlük bildirisinde topluluklar yerine meşru temsilci olarak gösterilmeye çalışılan ÖTK da derhal toplanıp süreçte bir taraf olarak toplulukların yanında durduğunu ilan eden bir bildiri kaleme aldı. Topluluklar da Rektörlüğün çarpıtmalarla dolu bildirisine hemen bir karşı bildiri ile yanıt verdiler:
Değerli ODTÜ Öğrencilerine ve Rektörlüğe,
25 Aralık 2009 tarihinde rektörlük tarafından öğrenci kültür merkezi konusunda yapılan açıklama çarpıtılmış bilgiler içermektedir. Duyuruda geçen “Öğrenci topluluklarımızın mekan ihtiyaçlarını çözüm için öğrenci temsilcileriyle görüşmenin devam ettiği ortamda, bir grup öğrencinin istediklerini elde etmek için zor kullanması ve üniversiteye ait olan binaların kapıları kırılarak girmeleri kabul edilebilecek bir davranış değildir.” cümlesi jandarma karakolunun boşaltılmasından bu yana 36 öğrenci topluluğu olarak beraber yürüttüğümüz çalışmalara rektörlüğün bakış açısını da açıkça göstermektedir. Bu süreç içerisinde imzacı toplulukların temsilcileri ile rektörlük üç defa görüşmede bulunmuştur. Bu görüşmelerde rektörlük, eski jandarma karakolu binasınının öğrenci topluluklarının kullanımına uygun olmayacağını belirten açıklamalar yapmıştır. Öğrenci topluluklarının kültür merkezine yerleşme kararının ardından rektörlükten talep edilen görüşmede ise süreç, öğrenci toplulukları açısından yeniden kendilerine anlatılmış ve rektörlüğün sadece sözlü ve dolaylı yollardan topluluklara ilettiği “vaatlerin”, öğrenci topluluklarının talepleriyle uyuşmadığı belirtilmiştir. Bu görüşmenin ardından yapılan açılış, görüşmede belirtildiği gibi herhangi bir şiddet unsuru içermemiştir. Duyuruda bahsedilen “güvenlik görevlilerine karşı zor kullanma” ifadesi asılsızdır. Bahsi geçen binalar üniversite arazi içerisinde yer alan, öğrencilere ait binalardır, öğrenci toplulukları da zaten kendilerine ait olması gereken bu binaları kullanıma açmıştır. Ayrıca bu yapıların fiziki durumu ile ilgili yapılan açıklamalar da doğru değildir. Binanın doğalgaz, su ve elektriği açılışın duyurulmasının ardından, rektörlük tarafından kesilmiştir. Yerleşilen binanın fiziki durumu da etkinlik yapmaya gayet uygundur, herhangi bir çökme tehlikesi yoktur. Zaten ilerleyen zamanda öğrenci toplulukları tarafından fiziksel değişimler ve elden geçirme çalışmaları da projelendirmelerde yer alacaktır. Rektörlüğümüz eğer öğrencilerine değer verecekse öncelikle elektrik, su ve doğalgaz gibi temel ihtiyaçlarımızı yeniden bizlere sağlamalı ve bizi her fırsatta kolluk kuvvetleri olaya müdahale edecek söylentileriyle korkutmaya çalışmamalıdır. Üniversitemizde kolluk kuvvetlerine gerek olmadığını bir kez de biz belirtmekte yarar görmekteyiz. Öğrencilerin kültür merkezini açmaları, yasalar karşısında suç teşkil edecek bir hareket değil, öğrencilerin kendi yaşam alanları üzerinde söz söyleme hakkının korudukları ve uyguladıkları bir adımdır. Bu süreçte rektörlüğün, toplulukları yıldırma ve birlikte gösterdikleri duruşlarını bozmak amacıyla, topluluk danışmanları ve topluluk yk üyeleriyle yaptıkları telefon konuşmaları gereksiz ve anlamsızdır. Öğrenci toplulukları belirttikleri üzere bir arada olarak paylaşım ve üretim ortamlarını oluşturmaktadır. Yapılmak istenen herhangi bir görüşme için sürecin imzacısı olan topluluklara bu mantıkla ulaşılabilir. Tüm ODTÜ öğrencileri ve mensuplarını bu paylaşıma davet ederiz.
Kamuoyuna saygıyla sunulur.
3. GÜN
Öğrenci Kültür Merkezi gazın, suyun ve elektriğin kesik olmasına rağmen ayakta durmaya devam ediyor. Öğrenciler kendi aralarında sağladıkları asgari bir disiplin ile karşılıksız emeklerinin karşılığını almaya hazırlanıyor. ÖKM’nin yaşatılması adına emek kolay öğrenciler her gün saat 09:00 ve 19:00’da olmak üzere iki kez bir araya gelerek pratik sorunları ve sürecin devamını planlıyorlar.
3. günün ilk saatlerinde Rektörlük ve İç Hizmetler Müdürlüğü öğrencilere bir ‘hayırlı olsun’ mesajına tanık olduk. Alanın yola bakan bölümünde sergilenen ve süreç boyunca yaşanan çeşitli eylemlerde hazırlanmış olan pankartlar nöbet değişimi sırasında doğan küçük bir boşlukta kimliği belirsiz kişilerce çalındı. Olayın ardından İç Hizmetler’den görevlilerin öğrencileri ziyarete gelmesi dikkat çekti. Öğrencilere dostça bir tutum içinde yaklaşmayı deneyen bu “hayırlı olsun” ekibinin asıl amacının içeride kalan insanların sayısının ve durumun gözlenmesi olduğu düşünülüyor.
Bununla birlikte Kültür Merkezi'ni emeği geçenleri isimleri ile anmak isteyen öğrenciler arasında bir elektirik direğine "Rektör Ahmet Acar direği" ismi verilmesi eğilimi belirdi. Öğrenciler uygun bir direk bulunduğunda uygun bir tören düzenleneceğini ifade ederken bunun henüz karar haline gelmediğini de belirtmekten geri durmadılar.
Önceki gün rektörlük tarafından kaleme alınan ve tüm okula görülmemiş bir itina ile yayılan bildirinin başına gelmeyen kalmadı. Kültür merkezini kullanıma açan öğrenci topluluklarını ODTÜ kamuoyu nezdinde marjinal ve gayrımeşru göstermeyi amaçlayan rektörlük “Öğrenci topluluklarımızın mekân ihtiyaçlarına çözüm için öğrenci temsilcileriyle görüşmelerin devam ettiği ortamda, bir grup öğrencinin istediklerini elde etmek için zor kullanması” gibi ifadelerle topluluklar yerine ÖTK ile muhatap olduğunun altını çizen rektörlük bildirisine bir tokat da ÖTK’dan geldi. Yapılan açıklamayı aktarıyoruz:
Değerli ODTÜ öğrencileri ve mensupları,
25 Aralık 2009 tarihli Rektörlüğün yaptığı açıklama doğru olmayan bilgiler içermektedir. 17 Aralık 2009 tarihinde Rektörle yaptığımız tanışma toplantısında baraka mevzusu bizim tarafımızdan gündeme getirilmiştir. Bu konu aynı zamanda 22 Aralık 2009 tarihli ÖTK başkanın da katılmış olduğu senato toplantısında tekrar gündeme gelmiştir. Bütün görüşmemiz bundan ibarettir. Dolayısıyla Rektörlüğün "ÖTK ile görüşmelerimiz devam etmektedir" beyanı gerçeği ifade etmemektedir. Bu konuda ÖTK'nın aracı olarak gösterilmesi doğru değildir. Konuyu gündeme getiren, sürece önderlik eden ve emek koyan öğrenci topluluklarıdır. ÖTK sürece sonradan dahil olmuştur. Bu gündemin başat muhatabı öğrenci topluluklarıdır. ÖTK'nın en başından beri aldığı tutum barakanın öğrencilere verilmesi yönündedir. ÖTK'nın topluluklara desteği sürecektir. ÖĞRENCİ TEMSİLCİLERİ KONSEYİ
Kültür merkezi sakinlerinin morallerinin gayet yüksek olduğu gözlemlenirken gece hazırlanan bültende de bu yüksek moralin izlerine rastlamak mümkün. 2. gün yayınlanan rektörlük bildirisi öğrencilerin ellerinde gerçek dünya ile temas etme şansı buldu. Orijinal halinden farklılaştırılarak gerçeğe temas ettirilen bölümler kalın yazılmıştır:
DUYURUMSU
Değerli Mensuplarımız ve Öğrencilerimiz,
24 Kasım 2009 tarihli rektörlük duyurusunda belirtildiğinin tersine A4 kapısı bölgesinde jandarma birliğinin boşalttığı barakaların kullanımı ile ilgili olarak bir aydır hiçbir çalışma yapılmamaktadır. Bu oyalama taktiği sayesinde arşivdeki dosyaların güneş görüp erken sararmaları için karakol binasına tarafımızdan çökülmesi planlanmaktadır. Öğrenci etkinliklerinin desteklenmesi için uzun vadeli çözüm olarak, 2011 yılında tamamlanacağı iddia edilen bir öğrenci etkinlik merkezi adı altında uzunca bir süredir boş laflar sarf etmekteyiz. Öğrenci etkinlik merkezinin mimari projelerinin öğrencilerin katılımıyla hazırlanacağını kendimize bile inandıramasak da bunu bir önceki duyurumuzda iddia etmiştik. Bu hayali merkezin tamamlanmasına kadar mevcut barakalardan en küçük olanının öğrenci topluluklarının ortak kullanım alanı olarak ayrılacağı palavrası pek çok ortamda öğrencilerimiz ile paylaşılmıştır.
24 Aralık 2009 Perşembe günü barakalara yerleşileceği yönünde kampüs içinde son derece meşru duyurular asılmıştır. Bu duyurularda adı geçen topluluk akademik danışmanları ve topluluk yöneticileri taciz edilerek gerekli tehditler kendilerine de aktarılmış ve çözüm sürecinde zor kullanılmasının temelleri atılmıştır. 35 öğrenci topluluğu adına 23 Aralık 2009 günü rektörlüğümüzle görüşmek istediklerini ifade eden 4 öğrencimiz, Rektör, Rektör Yardımcıları, Genel Sekreter V. ve Rektör Danışmanlarının yapmakta olduğu bir toplantıya dahil olmuş, aynı masallar kendilerine de anlatılmış ve ÖTK Temsilcilerinden görüş alınarak yapılacak bakım onarım çalışmaları bahane edilerek ODTÜ’de öğrenci toplulukları için ortak kullanım alanlarının yer alamayacağı bir kez daha kendilerine ima edilmiştir.
ODTÜ Öğrenci Toplulukları toplanan 3000i aşkın dilekçedeki talepleri karşılamak amacıyla 24 Aralık 2009 Perşembe günü saat 14.30da Fizik bölümü önünde toplanarak A4 kapısına yürümüşler ve tarafımızdan çürümeye terk edilen barakalara girerek orayı Öğrenci Kültür Merkezi haline getirmişlerdir. Öğrenciler daha sonra hiç kimseye karşı zor kullanmadan içeri aldıkları eşyalarla birlikte bazı mekanları kullabilir hale getirmişlerdir. Öğrencilerin kullanmasını hazmedemediğimiz için elektriğini kestiğimiz barakalardan öğrencilerin yerleştiği kısım yeni tadilat görmüş olup öğrencilerin özgürleşmesi dışında herhangi bir tehlike barındırmamaktadır.
Öğrenci Topluluklarımızın mekan ihtiyaçlarına çözüm için eylemlerine devam ettiği ortamda rektörlüğümüzün istediklerini elde etmek için zor kullanması ve üniversiteye yani öğrencilere ait olan binalara asma kilitler takmaları, yeni takılmış pencereleri vidalayarak onlara zarar vermeleri, öğrencilerin temel ihtiyaçlara erişmelerini engellemeleri, aba altından sopa göstermeleri kabul edilebilecek bir davranış değildir. Bu davranış söz konusu mekanların düzenlenerek, öğrenci toplululuklarının kullanımına açılmasını da sekteye uğratmaktadır. Barakalarda bulunan öğrencilere üniversite yönetimince şu ana kadar imkanlar dahilinde müdahale edilmiştir. Ancak rektörlüğümüzün bu müdahale ve tehditleri sağlık ve güvenlik tehditleri yarattığı gibi insan hakları ve yasalar açısından da suç oluşturmaktadır.
Kültür merkezi günlüğünün ikinci sayısı ise bir bomba haberle taçlandırıldı. Önceki gün başlayan rektörlük merkezli taciz telefonlarından bir tanesinin deşifresi kamuoyuna açıklandı:
Rektörlüğün Telefon Sapıklığı
Rektörlük iki gündür bir çok topluluk temsilcisi ve danışmanını arayarak sözlü taciz ve tehditlere bulunmaktadır.
Sabah saat 7’de X topluluğu temsilcisi Y, tatlı uykusunun ortasında acı bir telefon melodisiyle uyanır.
Y: Aloo?
R: Hhoooo (Nefes sesi)
Y: Alooooo, kimsiniz?
R: Rektör ben, rektörün
Y: Buyrun rektör bey
R: Hhhhoooooo (Nefes sesi)
Y: Buyrun
R : Üzerinde ne var?
Y: Mont var efendim. Elektriği kestiğiniz için kültür merkezinde üşümekteyiz.
R: Benim içimdeki öğrenci sevgisi hepinizi ısıtır ama emin olmam için telefona hüfler misin?
Y: Üfürmek sizin işiniz rektör bey, binayı öğrencilere vereceğiz dediniz, biz aylardır icraatınızı göremedik
R: Kalbimi kırıyorsun ama, lütfen şiddet istemiyorum
Y: Merak etmeyin, jandarma polis olmazsa burada şiddet olmaz
R: Neyse, çok yazdı fatura istersen mesene de hoş sohbetimize devam edelim, hem cam de açarım. Benim aderim
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Y: Çat (Meşgul ses)
4. GÜN
Öğrenci Kültür Merkezi, öğrencilerin ellerinde hızla can bulmaya devam ediyor. Rektörlüğün yıldırma girişimlerine en iyi yanıtı, ÖKM’yi sahiplendiklerini göstererek vereceklerini bilen öğrenciler, bir Pazar günü olmasına rağmen, ÖKM’de toplanarak çalışmalarını sürdürdüler.
Öğrenciler, bir yandan merkezin genel temizliği ile ilgilenirken, bir yandan da eşya kampanyasına destek verenlerin getirdikleri eşyaları yerleştirdiler. Kampanyanın başladığı günden itibaren süren yoğun eşya akışı, kültür merkezinin işleyebilmesi için yaşamsal olan birçok ihtiyacın giderilmesini sağlamakla beraber, boş ve ölü bir mekana da nefes aldırdı.
Akşam saatlerinde, ÖKM’nin açıldığını duyurmak için ODTÜ yurtlar bölgesine bir yürüyüş yapıldı. ÖKM’nin açılmasının ardından, çarpıtılmış ve gerçeklerden uzak bir açıklama yayınlayan ve süreçte ikiyüzlü bir tutum alan Rektörlüğün teşhir edildiği yürüyüş, ODTÜ yurtlarından büyük destek gördü.
Yürüyüş sonrasında öğrenciler,2. Yurdun arkasında buldukları, kullanılmamak üzere bırakılmış masa, sandalye, pano gibi eşyaları merkeze taşıyarak çöplere, yarattıkları yeni dünyalarında yeniden işlev kazandırmış oldular.
5 gündür ara vermeksizin devam eden çalışmalar sırasında birçok ziyaretçinin ağırlandığı ve desteklerinin alındığı ÖKM’de, bugün Mezunlar Derneği Başkanı Himmet Şahin konuk edildi. Dönem başlarından itibaren yürüyen sürecin tamamında öğrencilerin kültür merkezi talebinin arkasında duran ve ellerinden gelen yardımı eksik etmeyeceklerini bildiren ODTÜ Mezunlar Derneği Başkanı, jandarmanın gitmesiyle boş kalan bu binaların arşiv yapılmasının akla uygun olmadığını, öğrencilerin denetiminde bulunan bir kültür merkezininse gereklilik olduğunu söyledi.
Akşam saatlerini, her gün olduğu gibi, ateş yakarak karşılayan öğrenciler haftasonunu verimli değerlendirmesini bilerek, ÖKM’yi etkinlikler, eylemler, söyleşiler, film gösterimleri ve atölyelerle dolu yeni bir haftaya hazırladılar.
Önümüzdeki iki günün programıysa şöyle:
Pazartesi (28/12/09)
12:00 ÖKM 12:30 Yemekhane Rektöre posta servisi
19:30 Söyleşi:Milliyetç ilik ve Eğitim Eğitim Topluluğu
21:30 Film Gösterimi: La Haine (Öfke) Ulus Baker sineması, si-top
Salı (29/12/09)
14:00 "Masal" Canlandırma ODTÜ Oyuncuları
18:30 Açıklamalı Klasik Söz eserleri Konseri ÖKM Sakinleri
23:00 Şiirli Müzik Dinletisi ÖKM Sakinleri
Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.{jcomments on}
YARINLAR
| < Önceki | Sonraki > |
|---|