Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Haberler Türkiye Haberleri Yazarlardan Başbakan'a yanıt

Yazarlardan Başbakan'a yanıt

gazetecilerBaşbakan Erdoğan, önceki gün yaptığı konuşmada köşe yazarlarını sert bir dille eleştirdi. Erdoğan, köşe yazarlarının ülkeyi gerdiğini, borsayı düşürdüğünü iddia etti. “Buna izin vermeyiz” diyerek, medya patronlarına seslendi. Bu sözlere ilk tepki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden geldi. Birçok yazar da dün köşesini bu konuşmaya ayırdı. İşte bazı örnekler:

Türkiye’de dolaşan hayalet: Köşe yazarları

* Yalçın Doğan (Hürriyet): Bu ülkede hangi fenalık varsa, hepsinin sorumlusu şu kendini bilmez köşe yazarları. Nereden mi biliyorum? Haşmetli ve kudretli Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın irşadından öğreniyorum. Başbakan Erdoğan dün yine köşe yazarlarına yükleniyor. Hatta gazete patronlarına çağrıda bulunarak, “Bunların parasını siz veriyorsunuz, şunlara sahip olun” diyerek, basın özgürlüğü konusunda çağdaş bir yorum daha getiriyor.

Demokratlarımız

* Oktay Ekşi (Hürriyet): Başbakan’ın mutat üzere medya patronlarına, “Atın o sütun yazarlarını işten!” mesajı içeren konuşması çıktı. Biz, her insanın kendi düşüncesini özgürce ifade ettiği, bu yüzden ekmeğiyle oynanmadığı, baskı altına alınmadığı, hapsedilmediği bir rejimin adının “demokrasi” olabileceğini söylüyoruz. Anlaşılan sıra şimdi, onun istediği gibi düşünmeyen, beklediği yorumu yapmayanlara geldi. Onları da işten attırabilirse sıra, kendisi alkış beklerken susanlara gelecek. Sonra da birileri Türkiye’de demokrasinin geliştiğini savunacak.Hop dedik Sayın Başbakan

* Hasan Cemal (Milliyet): Tayyip Erdoğan’ın dün gazeteci milletinin bazı fertleriyle, kimi köşe yazarlarıyla ilgili sözlerini dinleyince, ilk tepkim başlıktaki gibi oldu. Hop dedik Sayın Başbakan! Çok gerginsiniz, malum nedenlerle. Bu bir sır değil, biliniyor. Bu ruh halleriniz, sizin dünkü sözlerinizi kesinlikle mazur göstermez, bunu bilesiniz. Patrona çağrı yapacaksınız, atın o köşe yazarlarını diye... Yanlış yaptınız. Lütfen biraz yutkunarak konuşun. Gırtlağın dokuz boğum olduğunu unutmayın. Basın özgürlüğü diye bir şey varsa, demokrasi diye bir şey varsa, bu sözlerinizle her iki sınavdan da çakarsınız, Sayın Başbakan. Bunu iyi bilin. Köşeler...

* Derya Sazak (Milliyet): Başbakan Erdoğan dün yine medyayı hedef aldı. Çankaya’daki zirveyi eleştiren yazarlara çattı: Herkes fikirlerini söylemekte serbesttir. Gayet güzel de, doğruyu söyle... O insanlara da, o kalemleri teslim edenler der ki, ’Kusura bakma kardeşim, bizim dükkânda sana yer yok.’Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu ifade özgürlüğüdür. Yazılara müdahale sansürdür! Savunulamaz. Yazarları susturmaya yönelik çağrılar ancak diktatörlüklerde olur. Ne ülkede yaşıyoruz.

Erdoğan’ın istediği...

* Altan Öymen (Radikal): Başbakan o sözleriyle hangi gazetenin hangi yazarını veya yazarlarını kastetti, rivayetler çeşitli... Ama o sözler, kimi veya kimleri hedeflemiş olursa olsun, gazetelerin sahipleri, çalışanları, yazarları, çizerleriyle, tüm gazeteciler için ağır hakaretler içeriyor. Bu sözler ayrıca, basınımızda gerek gazete sahibi, gerek gazete çalışanı ve yazarı olarak görev yapan herkese saygısızlıktır. Benim bu meslekteki pek çok dostum arasında, ne Başbakan’ın istediği tipteki bir gazete sahibi var, ne de gazete yazarı. Hiçbiri, eğer gazete sahibiyse, çalışanlarına ’madem ki ben maaşını veriyorum, öyleyse istediğimi yazdırırım’ gözüyle bakmamıştır. Tuhaf ve tehlikeli bir konuşma...

* Haluk Şahin (Radikal): Bayram değil seyran değilken, tuhaf mantık oyunlarıyla köşe yazarlarına ve gazete patronlarına saldırıyor. Patronlara “Beni desteklemeyenleri kovacaksın, yoksa benden bir şey bekleme” anlamına gelecek şeyler söylüyor. Bu sözlerden sonra Erdoğan’ın dünyanın herhangi bir yerinde kendisini ’demokrat’olarak kabul ettirebilmesi mümkün mü? Ne oldu da bu kadar dikkatsiz ve pervasız konuşabildi? Tuzaksa onu bile daha iyi kuramaz mıydı? Türkiye’nin birinci sınıf demokrasi olması gerektiğini söylerken içimde umut ışıkları belirir gibi olmuştu. Ben, medyaya böyle yaklaşmazdım

* Mehmet Barlas (Sabah): Ben Başbakan olsaydım asla böyle şeyler söylemezdim! Benim bu sözlerimi Başbakan duysaydı herhalde o da şu cevabı verirdi: Sen Başbakan değilsin ki! Bu tartışılmaz gerçeğin ışığında, gazete köşe yazarı yazarlığını, gazete patronu patronluğunu, Başbakan da başbakanlığını yapmaya devam edeceklerdir. Bu arada herkes kendi mesleğinin dışındaki meslekler hakkında yanlış ya da doğru düşüncelerini açıklayacaktır.

Patron talimatı ve köşe yazarı...

* Nazlı Ilıcak (Sabah): Acaba birileri, gazetecileri hedef alan konuşmasından sonra onu uyarıp, “Patron, bu olmadı” dedi mi? Erdoğan, açıkça, gazete patronuna “Köşe yazılarından sen sorumlusun, onların yazılarını sansür edeceksin” tavsiyesinde bulunuyor. AK Parti iktidarının birçok icraatını destekliyorum; demokrasi yolundaki samimi çabalarına katılıyorum. Ama şu konuşma, bütün bu çabaların da inandırıcılığını ortadan kaldırıyor. Erdoğan görmüyor mu? (...) Ah Tayyip Erdoğan, üstelik yaş gününüzde, bunları demeyecektiniz bize...

Başbakan tek parti, tek basın istiyor

* ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay: Başbakan muhalif ses istemiyor, tek parti, tek lider, tek basın istiyor. Resmi gazeteciler istiyor. ’Benim medyam, benim gazetecilerim, benim yazarlarım’ diyerek dolaşıyor. Ancak demokrasilerde bu anlayışa yer yoktur. Tehdit, şantaj ve zorbalık gösterileriyle başbakanlık yapılamaz. Görüşünü beğenmediğinin işine son verdirme anlayışı bir başka yanıyla 28 Şubat’anlayışının, ruhunun Başbakan tarafından hortlatılmasıdır. “

28 Şubat 2010 Vatan Gazetesi/kizilbayrak.net{jcomments on}