Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Haberler Türkiye Haberleri Sansüre 1 ay kala filtrelemeye ikiyüzlü destek

Sansüre 1 ay kala filtrelemeye ikiyüzlü destek

internet22 Ağustos'ta başlaması öngörülen internet filtrelemesi öncesinde İnternet Kurulu, tavsiye niteliğindeki raporunu yayınladı. Kimi değişiklikler öneren rapor, merkezi filtrelemeyi ise destekliyor. Oysa Kurul'un danıştığı tüm sivil toplum örgütleri, uygulamaya şiddetle karşı çıkmışlardı.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 22 Ağustos'ta başlayacak internet sansürüne ilişkin süreç işliyor. 15 Mayıs'ta on binlerce kişinin tüm yurtta sokaklara dökülerek sansür uygulamasını protesto etmesinin ardından 25 Mayıs'ta, Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı olan ve akademisyenler, bazı sektörel dernek temsilcileri, sivil bürokrasiden kişilerden oluşan İnternet Kurulu (İK), konuyla ilgili dernekler ve diğer yapıları çağırarak bir toplantı yapmıştı.

Amacı tavsiye niteliğinde bir metnin hazırlanarak Ulaştırma Bakanlığı'na sunulması olan toplantıya derneklerden sansür karşıtı gruplara, sözlük temsilcilerinden konuyla ilgilenen akademisyen ve hukukçulara geniş bir çevreden katılım olmuştu. Toplantıdaki tüm katılımcılar, devletin merkezi filtreleme uygulamasının sansür anlamına geleceği, bu yüzden de BTK kararının geri çekilmesi gerektiği düşüncesinde ortaklaştı.

Ancak İnternet Kurulu (İK), bu toplantıda konuşulanların aksine, filtre uygulamasını destekler nitelikte bir metin oluşturup Ulaştırma Bakanlığı'na sundu. Böylece AKP filtre uygulamasında "sivil toplumun da görüşlerini almış" olacak ve sansüre meşruiyet kazandırılacak.

Alternatif Bilişim Derneği, konuyla ilgili yaptığı açıklamada İK'nın raporunun kamuoyunun beklentilerinin çok ötesinde olduğunu ve yanıltıcı bilgiler içerdiğini söyledi. Açıklamada "Kamuoyu öncelikle şunu bilmelidir ki, derneğimizin ve ilgili birçok STK'nın katılımıyla gerçekleşen İK toplantısında ortaya konulan hemen tüm fikirler göz ardı edilmiştir. Hepimizin ortak fikri devlet eliyle merkezi filtrenin kesinlikle kabul edilemeyeceği, yapılan düzenlemenin her açıdan problemli olduğu ve derhal geri çekilmesi gerektiğiydi. Fakat İK'nın önerisi düzenlemenin yeniden yazılması ve merkezi filtreleme sisteminin devam etmesi yönündedir. Bu kabul edilemezdir. Önerilen standart ve yurtiçi paketin kaldırılması fakat aile ve çocuk paketinin tek bir seçenekte kullanıcılara sunulmasıdır. Fakat filtrelemenin bu profillerde de merkezi olması, beyaz ve kara listelere dayandırılması korunmaktadır" denildi.

Raporda yalan söyleniyor

Raporda merkezi filtreleme uygulamasının sanki birçok başka ülkede de uygulanan bir uygulamaymış gibi gösterilmesi için açıkça yalan söylendi. İK Raporu'nda şu ifadelere yer verildi: "İnternetin zararlı ya da yasal olmayan içeriklerinden korunmak için pek çok ülke ‘filtre’ uygulamaları geliştirmektedir. Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı Avustralya, İtalya, İngiltere, Kore, Japonya, Almanya, İspanya, Kanada, Amerika, Meksika, Danimarka, Yeni Zelanda, İsveç ve Norveç gibi pek çok ülkenin internetin filtrelenmesi konusunda geliştirdikleri uygulamalar ve izledikleri yollar OECD Raporu kapsamında aşağıda ele alınmıştır."

Oysa 25 Mayıs'ta yapılan toplantıda OECD'nin (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı - AGİT) söz konusu raporu gündeme gelmişti. Toplantıda verilen bilgilere göre OECD 56 ülkeyi kapsayan bu sansür raporunu hazırlarken, tüm ülkelere çeşitli sorular gönderdi. Türkiye dahil 46 ülke bu sorulara yanıt gönderdi. Sorulardan biri, "Devlet tarafından oluşturulan merkezi filtreleme sistemi ülkenizde uygulanıyor mu?" şeklindeydi. Türkiye hariç hiçbir ülke bu soruya olumlu yanıt vermedi. Yani Türkiye, OECD'nin raporuna göre merkezi filtreleme uygulayan tek ülke olarak görünüyordu. Bu rapor Temmuz ayında "İnternette İfade Özgürlüğü" başlığıyla yayınlandı. Raporda Türkiye AGİT bölgesindeki devlet eliyle filtre uygulayacak tek ülke olarak işaret edildi ve AGİT'in de bu gelişmeden duyduğu kaygı belirtildi.

Verdikleri örnekler de yanlış

Alternatif Bilişim Derneği, açıklamasında şu bilgileri verdi: "Pek çok ülke "filtre" değil, başka yollar geliştirmektedir. Adı geçen ülkelerin hiçbirinde bizdeki "merkezi filtreleme" sistemi yoktur. Bazılarında yasal olarak, bazılarında gönüllü olarak erişim engellemesi yapılmaktadır. Raporda kaynak gösterilen OECD raporuna göre de, "merkezi filtreleme" sadece Türkiye'de zorunluluktur. Verilen Almanya ve İtalya örneklerinde de filtreleme ve erişim engelleme birbirine karıştırılmakladır. Avustralya’daki uygulama ise gösterilen tepkiler sonucu askıya alınmıştır. Gözden geçirilmektedir. ABD'deki filtreleme ise ev kullanıcılarını kapsamamaktadır. Sadece okullara ve kütüphanelere filtre için fon verilmektedir. Yine "merkezi filtrelerin yaygın kullanıldığı" iddiası da geçersizdir. Mesela İK Raporunda İngiltere'de söz edilen programa sadece bir tane filtreleme yazılımı başvurmuştur. Altı çizilen, "Filtreleme İspanya’da Yasal Zorunluluk" ifadesi de doğru değildir. Zorunlu olan, sonraki satırlarda da belirtildiği gibi BİLİNÇLENDİRMEDİR, kullanım değil! Rapor başından sonuna kadar başka ülkelerdeki uygulamaları maksatlı aktarmıştır. Amaç bizde uygulanması öngörülen sisteme destek aramaktır. Fakat yurtdışındaki uygulamalar ve birçok rapor tam tersini söylemektedir."

Çözümün eğitim ve bilinçlendirmede olduğuna vurgu yapan Alternatif Bilişim Derneği, internet erişiminin temel bir insani hak olduğunun da altını çizdi.

27 Temmuz 2011 / sendika.org{jcomments on}