Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Haberler Türkiye Haberleri İçişleri tazminat öderse, Dink ailesi "sebepsiz zenginleşebilir"miş...

İçişleri tazminat öderse, Dink ailesi "sebepsiz zenginleşebilir"miş...

hrantHrant Dink utançları bitmiyor... Bu defa da İçişleri Bakanlığı, Hrant'ın kardeşleri Hosrof ve Yervant Dink'e manevi tazminat ödememek için "ağır elem ve üzüntü duymuş olmaları gerekirdi" ve "tazminat sebepsiz zenginleşmeye neden olabilir" dedi.

Agos gazetesi bu hafta “İkinci Utanç Savunması” manşetiyle çıktı. Haberde, Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yaptığı skandal savunma hatırlatılarak, şimdi de İçişleri Bakanlığı’nın vahim bir savunmaya imza attığı duyuruldu.

Agos’un bu haftaki sayısında yer alan “İçişleri’nden Skandal Savunma” başlıklı haber şöyle:

İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nin, Hrant Dink’in öldürülmesinde ağır hizmet kusuru olduğu için tazminata mahkûm ettiği İçişleri Bakanlığı’nın yürütmenin durdurulması talebi Danıştay 10. Dairesi tarafından reddedildi. Ancak Bakanlığın, mahkemenin verdiği manevi tazminat hükmüne itiraz dilekçesi, hükümetin AİHM savunmasını hatırlatan ifadelerle dolu.

Bakanlık, Hrant Dink’in kardeşleri Hosrof ve Yervant Dink’e manevi tazminat ödeme kararına itiraz ederken, ‘Manevi tazminata hükmedilmesi için kişinin idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntü duymuş olması gerekir’ ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca, tespit edilen 100 bin liralık manevi tazminatın ‘sebepsiz zenginleşmeye’ neden olduğunu iddia ederek skandal bir savunmaya imza attı.

İstanbul 10. İdare Mahkemesi, 27 Ekim 2010 tarihinde, elinde yeterli kanıt olmasına rağmen cinayeti önlemediği ve Hrant Dink’i korumadığı gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı’nı suçlu bularak, Dink’in kardeşleri Hosrof ve Yervant Dink adına 100 bin TL tazminat ödemeye mahkûm etmişti. İçişleri Bakanlığı, kararı temyize götürerek, yürütmenin durdurulması için Danıştay’a başvurdu. Bakanlık, temyiz dilekçesinde, Hrant Dink’in öldürülmesinde herhangi bir kusur ve sorumluğunun olmadığını, gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını iddia ederken, Hosrof ve Yervant Dink’in, kardeşlerinin ölümü nedeniyle manevi tazminat almaması gerektiğini savundu.

"Tetikçilere dava açın"
Dink’in öldürülmesiyle ilgili görülecek herhangi bir davanın tarafının kendileri olamayacağını iddia eden Bakanlık, sorumlulara karşı adli yargıda, yani idari mahkemelerde değil, asliye hukuk mahkemesinde dava açılması gerektiğini öne sürdü. Dilekçede, ‘Zararın tazmininden Bakanlığımız sorumlu olmayıp, menfur saldırıyı gerçekleştiren ve olayda sorumluluğu bulunan kişilere Adli Yargıda dava açmaları gerekmektedir’ ifadeleri kullanıldı.

Dışişlerinin skandal savunması
Dışişleri Bakanlığı’nun 2010 yılında AİHM’e gönderdiği savunmada Hrant Dink’in ‘Türklüğü tahkir ettiği ve halkı kışkırttığı’ iddia edilerek Almanya’da bir Nazi liderine AİHM tarafından verilen ceza emsal gösterilmişti. Dink’in öldürülmesinde neredeyse tek suçlu olarak kendisinin gösterildiği savunmada, Dink’in ve ailesinin mağdur sayılamayacağı iddia edilmişti. Savunmada ‘301. madde mahkûmiyetine ilişkin dava, öldürüldüğü için düştü, cezası kesinleşmedi. Bu yüzden Dink’in başvuru hakkı yok. Dink Ailesi de 301. madde mahkûmiyetinden doğrudan zarar görmedi, ‘mağdur’ sayılamaz’ görüşü ifade ediliyordu.

11 Ağustos 2011 / sol.org.tr{jcomments on}