Sürgünden Türkiye’ye dönen Kemal Burkay’ın ilk mesajı hükümete oldu, “Açılıma destek için geldim” dedi.
Atatürk Hava Limanı’nda HAKPAR üyeleri tarafından karşılanan bugün akşam saatlerinde Taksim Hill Otel’de bir basın toplantısı düzenleyerek, geliş nedenlerini anlattı.
Burkay, Türkiye’ye dönüş gerekçesini, “hükümetin açılım sürecine destek vermek” olarak açıkladı. Medyaya kendisine verdiği destekten dolayı teşekkür eden Burkay, “Dönüşümde medyanın desteği de önemli. Düşüncelerimi özgürce ifade etmemi sağladı” dedi.
HÜKÜMETİN AÇILIMI CESARETLİ BİR ADIM
Hükümetin açılım adı altında yürüttüğü politikaları cesur adımlar olarak tanımlayan Burkay, “Ülkede hükümetin başlattığı bir açılım süreci vardı, duraksa bile. Düşündüğümüz hızda ilerlemese bile. Yine de cesaretli bir adımdı. Umuyorum ki, bu yeniden başlayacak, bazen umut kırıcı gelişmelere ve tutumlara rağmen. Yeniden başlayıp gelişebileceğine inanıyorum ve kişi olarak buna destek vermek istiyorum. Ülkeye geliş nedenim bu” diye konuştu.
1993 yılından sonra Kürt sorununda 2. yumuşama dönemine girildiğini iddia eden Burkay’ın “Bu sürecin sabote edilmesini engellemek için de geldim” sözleri dikkat çekti. Burkay, her iki tarafta da süreci sabote etmek isteyenler çıkabileceğini söyledi.
SÜRECİ SABOTE EDENLERİ ENGELLEMEK İÇİN GELDİM
Konuşmasında sık sık Turgut Özal’ı anan Burkay, 1993 yılında Şam’da PKK lideri Abdullah Öcalan’la imzalanan protokolü anımsattı. O günleri birinci yumuşama dönemi olarak tanımlayan Burkay, “O şans heder edildi. 2-3 yıldır yeni bir şans var. Ancak bu süreci sabote etmek isteyenler de bulunuyor. Her iki tarafta bulunur bu unsurlar. 2. Yumuşama dönemi dönüş koşullarını oluşturdu” diye konuştu.
Demokratik özerklik tartışmalarına değinen Burkay, “Tartışmak önemli. Özgürce tartışmak için olanaklar var. Bunu sabote etmemek gerek. Bu gelişmeler ilk olarak halkın eseri. İkincisi politikacılar ve aydınların. Son olarak da hükümetin eseridir” dedi.
Kemal Burkay konuşmasının ardından gazetecilerin de sorularını yanıtladı. Burkay, “Kürt sorununun çözümünde ortak paydada buluşmaya hazır mısınız?” sorusuna yanıt verirken uzun uzun PKK ile aralarındaki farkı anlattı.
Burkay şu şekilde konuştu: “Kürdistan İşçi Partisi (PKK) bizden sonra kurulmuş bir örgüt. Ayrı bir örgüt, daha yola çıkışta farklarımız vardı. Silahlı mücadeleyi temel alıyorlardı, legal mücadeleye karşıydılar. Daha sonra ‘bağımsız birleşik Kürdistan’ diyorlardı. Biz ise federal çözümü temel aldık. Hem yöntem hem de program olarak farklarımız devam etti. Onların süreç içinde program hedefleri değişti, bizim ki değişmedi. Müştereklerde elbet birleşebiliriz. 1993 protokolü müştereklerde birleşmeydi. Bu protokolü Şam’da Öcalan’la birlikte imzaladım. O zaman Özal’ın girişimiyle başlayan ve bizim üzerinde anlaştığımız protokol, gerçekleşseydi bana göre, bugün Türkiye’de Kürt sorunu tartışılmazdı.”
Burkay, “DTK ile bir temasınız olacak mı?” sorusuna, “Çeşitli siyasi partilerle demokratik örgütlerle diyalogum olur tabi. Ben büyük güçlere sahip bir insan değilim. Hükümetle muhatap olup sorunları çözmek bu işi bitirmek gibi iddiam yok. Yani, gerçekçiyim. Politikada taraf olmak, sorunların çözümünde etkili olmak güç gerektiriyor. Güç tek başına yetmiyor. Yetseydi PKK bu sorunu çözerdi. Çözüm yöntemi önemli. İzlenen yöntem, amaç çözüme uygun mu, çözümsüzlük mü? Kullanılan yöntemler doğru mu?” yanıtını verdi.
“DTK içerisinde siyaset yapmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna net yanıt vermekten kaçınan Burkay, şu şekilde konuştu: “Ben öyle ‘evet hayır’lı yanıt vermeyi doğru bulmuyorum. Solcu gelenekten olduğum için kısa konuşmayı başaramıyorum. Her örgütle diyalogum olur. En yakın bulduğum örgütü desteklerim, yanlış yaptığında eleştiririm. DTK ve BDP’deki insanlarla görüşebilirim. Aramızda kan davası yok. Eleştirilerime uğramışlardır. Legal yada başka planda bütün örgütlerin demokratik işlemesini isterim, buna önem veriyorum. Yanlış bulduğum yolda yürümem.”
PKK’YE AÇILIMI DESTEKLEMEDİ ELEŞTİRİSİ
Kemal Burkay, başka bir soru üzerine, PKK’yi hükümetin açılım sürecini desteklemediği için eleştirdi, “AKP döneminde Cumhurbaşkanı Gül’ün yaptığı ‘Kürt sorunu bizim en önemli sorunumuz’ açıklaması önemliydi. Başbakan da benzer açıklamalar yaptı. Ardından da açılım süreci geldi. Kürt hareketi içinde en örgütlü, en büyük örgüt bunu desteklemeliydi. Hükümeti cesaretlendirmeliydi” diye konuştu.
Burkay, gazetecilerin sorularının ardından çoğunluğunu HAKPAR üyelerinin oluşturduğu katılımcılarla özel bir toplantı yaptı.
31 Temmuz 2011 / firatnews.org{jcomments on}
| < Önceki | Sonraki > |
|---|