Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Haberler Türkiye Haberleri 50 bin işçiye sürgün geliyor

50 bin işçiye sürgün geliyor

isciye-surgunTorba yasanın sonuçları görülmeye başlandı. Bugün itibariyle Türkiye'de 50 bin belediye işçisini sürgün bekliyor.

Esnek üretimin ve güvencesiz çalışmanın temel bir çalışma biçimi haline gelmesini amaçlayan torba yasanın, yasalaşmadan önceki en temel tartışma başlıklarından biri, 52 bin belediye işçisinin zorla sürgünü ile ilgili olanıydı. Belediye işçilerinin sürgününü ele alan 166. madde üzerinde tartışmalar yürütülmüş, sendikalar bu maddeye itiraz etmişti. Ancak bu tasarı, hiçbir değişiklik yaşanmadan yasallaştı. Sadece, seçim öncesi tartışma yaratmak istemeyen AKP, yürürlük tarihi seçimlerin sonrasına ertelemişti. İşte o erteleme günü bugün. Bugün, son düzenlemeler tamamlanarak 51 bini aşkın belediye işçisinin, Milli Eğitim ve Emniyet Müdürlüklerinin taşra teşkilatlarına sürgün edilmesi başlatılacak.

"İhtiyaç fazlası" işçiye sürgün
25 Şubat 2011'de yürürlüğe giren ve "Torba Yasa" olarak bilinen, 6111 sayılı kanunun 166.maddesine göre, il özel idareleri ile belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan "ihtiyaç fazlası" işçiler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına atanabilecek.

Belediye işçilerinin taşra teşkilatlarına gönderilmesine "gereksinim fazlası" kadroların varlığı gerekçe gösteriliyor. Oluşacak komisyonlar tarafından işçilerin tespit edilmesi ve ardından bu kapsamda, iş yasasının hükümleri de hiçe sayılarak "işçinin rızası" devre dışı bırakılarak, farklı illere gönderilmesi mecburi kılınıyor.

Amaç belediyeleri tamamen taşeronlaştırmak
166. madde, sürgünün ötesinde tümüyle belediye sektöründe de torba yasasının mantığına ve ruhuna uygun bir düzenleme anlamına geliyor. Yasa, asıl olarak belediyelerde tümüyle güvencesiz ve esnek çalışmayı temel çalışma biçimi haline getirmeyi amaçlıyor.

Öyle ki yasa, "gereksinim fazlası" kadro olduğu iddia edilmesine rağmen, "gereksinim fazlası" olanların nakledildiği belediyelerin taşeron işçi almasının önüne bir engel koymuyor. Yasadaki bu maddenin amacı, kadrolu işçileri ya emekliliğe mecbur etmek, ya sürgünü kabul etmedikleri koşullarda kıdem ve ihbarlarını alarak işten ayrılmaya mecbur bırakmak ya da farklı illerdeki farklı kurumlara dağıtarak kadrolu işçi sayısını azaltmak. Ayrıca tüm belediye işçilerini, tümüyle taşeronda ya da belediye şirketlerinde, güvencesiz bir şekilde çalıştırmak. Dolayısıyla, sorunun tek başına belediye işçilerinin hak kaybı değil, bizzat taşeron çalışmanın tümüyle tek bir çalışma biçimi olarak belediyelerde hayata geçirilmesi olduğu görülüyor.

50 bin işçi işsiz kalabilir
Sürgün yasasını değerlendiren Genel-İş Genel Sekreteri Kani Beko, bir ay içinde bakanlıklar ve sendikalardan oluşan bir komisyonun işçilerin gönderilecekleri yerleri belirleyeceğini ancak bu komisyona katılmama kararı aldıklarını söyleyerek "Listeler hazırlanınca beş gün içerisinde, işçilerin yeni işlerine başlaması gerekiyor. Gitmezlerse iş akidleri feshedilecek. 50 bin kişi işsiz kalabilecek" dedi.

Beko, işçilerin hak kayıplarına da uğrayabileceğine dikkat çekerek şöyle konuştu: "İşçilerin hepsi Genel-İş, Belediye-İş ve Hizmet-İş gibi sendikalara bağlı. Ancak, gitmiş oldukları yerlerde sendikal örgütlenme yok. O yüzden toplu iş sözlemesi (TİS) ile kazandıkları haklarını kaybetme riskleri söz konusu"

2 Ağustos 2011 / sol.org.tr{jcomments on}