Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset Yavuz Alogan'ın 1 Mayıs 77 tartışmasıyla ilgili açıklaması

Yavuz Alogan'ın 1 Mayıs 77 tartışmasıyla ilgili açıklaması

77-1mayisİki yıl önce Yarınlar dergisi için yazdığım “Bir Tanıklık: 1 Mayıs 1977” başlıklı yazı, bazı eski solcu yeni liberal yazarlara malzeme oldu. Yazıma tasallut ederek sosyalistleri aşağılamaya çalıştılar. Burada yazıyı tekrarlayacak değilim, isteyen çeşitli internet sitelerine girip okuyabilir. Sadece dört noktaya değineceğim:

-Benim yazımdan, “devlet masumdur, sosyalistler birbirini vurmuştur” gibi bir sonuç çıkarmak, aşırı zorlama olur. Yazıda, miting öncesinde polisin özel olarak hazırlandığı, eğitildiği ve ajite edildiği (olay sırasında bile telsiz anonslarıyla), “bağımsız çeteler” olarak hareket ettiği, açıkça belirtilmekte; polisin ateş ettiği neredeyse kesin olan noktalar tek tek belirtilmektedir.

-Yazıdan, polis ve savcı sorgusunda Sular İdaresi binasının üzerinden ve İnterkontinental otelinden ateş edildiğini zapta geçirmek için yönlendirme yapıldığı da anlaşılmakta ve bu durum sorgulanmaktadır.

-Benim yazımda 1 Mayıs 1977 olayı, 1980 darbesine uzanan uzun bir zincirin önemli bir halkası (işçi hareketini ve devrimci grupları pasifize eden bir hamle) olarak yorumlanmış, pek çok soru sorulmuştur ve bunların en önemlisi, katliamdan hemen sonra Namık Kemal Ersun’un TSK’dan tasfiye edilmesiyle ilgilidir (Bu noktaya tartışmalarda değinilmemesi de ayrıca ilginçtir.).

-70’lerin dünyasında ne kadar sosyalist hareket ve bu hareketlerin arasında ne kadar şiddetli bir rekabet var idiyse, Türkiye’de de o kadar vardı. Maoculuk, Türkiye’de keşfedilmedi mesela. Bu rekabet ve zıtlaşmaların özel teorisyenleri vardı. “Ben meydana Asistanlar Sendikası’yla gelmiştim, oradan sürünerek ayrıldım,” diyen Halil Berktay, bu teorisyenlerin en önemlilerinden biriydi. Sosyalistlerin o günkü ortamında özel bir “husumet” ve “sorumsuzluk” arama ve bunu 1 Mayıs katliamına yansıtma çabası boşunadır. Dünya nasıl idiyse biz de öyleydik.

Geçen gece CNN’de konuya ilişkin tartışmakta olan Halil Berktay’ı seyrederken kendi kendime güldüm. İnsan ateşli Stalin ve Mao savunuculuğundan vazgeçip liberal de olsa, temel özelliklerinden bir şey kaybetmiyor. Bundan tam 23 yıl önce, Sosyalist Birlik dergisinde kendisi hakkında şöyle yazmışım: “Halil Berktay’ın bugüne kadar geliştirdiği görüşler (yakın döneminde) çeşitli eleştirilere uğradı. Arkadaşımız, sözlü veya yazılı bir eleştiriyle karşılaştığı zaman, ‘Ben öyle söylemedim, sen de oradaydın’ ile başlayan ve eleştiriye uğrayan ana fikri yan cümleciklerde kaybederek farklı sonuçlara varan bir yöntemle karşılık verir” (a.g.y.,“Stalinist Sistem Çökerken-Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa”, Kasım 1989, s. 4). Aynı yazıda Berktay’ın “tarih bilincinden yoksun” olduğunu da yazmıştım. Bu sözleri çoktan unutmuştum (kolay değil, 23 yıl geçmiş!). Fakat Halil, Bülent Uluer’in eleştirilerine karşılık verirken birden hatırlayıverdim. Siz olsanız gülmez misiniz?
05.05.2012
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir