O meşhur kahvaltıyı ettikten sonra, karnı tok, sırtı pek, çadırkentlerde şöyle bir tur attı. Hatıra fotoğrafları filan… Bakan halka indi, vatandaş objektife gülümsemek zorunda kaldı yani.
Aylardır enkazdan kafasını kaldıramayan şehirde bu işleri başarıyla bitiren Kalkınma Bakanı, yanına valiyi de katarak, 800 kişilik yeni kayak pistini neşeyle test etmeye karar verdi. Tuttu teleferiğe bindi. Teleferik, tık tık giderken, hop, bir anda kalmasın mı... Bakanla vali kolkola havada öylece, neredeyse 10 dakika, sallanmasın mı…
**
Şimdi bakın…
23 Ekim’de 7.2 ve 9 Kasım’da 5.6 şiddetinde iki büyük deprem geçiren bu şehirde, 644 kişi öldü. 155 çocuk yetim, 2 çocuk hem annesiz hem babasız kaldı. Hayatta kalanlar için önemli olan rakamlara gelirsek şöyle: 33 bin 16 bina, 28 bin 532 konut, 2 bin 440 işyeri ve 8 bin 254 ahır, yani toplam 72 bin 242 mekan yıkık ve ağır hasarlı olarak tespit edildi. Kentteki ağır hasarlı yapıların oranı toplam yapıların yüzde 18’ine, orta hasarlılar genelin yüzde 15’ine, az hasarlı olanlar ise yapıların yüzde 38’ine denk geliyor. Bu hesaba göre bir Vanlı’nın başını sokabileceği damların yüzde 71’i için sağlam denilemez. Di mi? Di.
**
Peki şimdi ne oldu? Yeni binalar yapılmadı. Yeni hayatlar kurulamadı. Ya? 34 konteynerin dışında, 6 çadırkentte 10 bine yakın kişi kalıyordu. Ama Valilik ve AFAD çadırkentlerin tamamen boşaltılması için karar aldı. Neden? Buralarda kalanların evleri az hasarlı! Halbuki o çadırkentte sefalet içinde idame etmeye çalışanlar ne diyor? Evlerimiz ağır ya da orta hasarlı ve bize konteyner verilmiyor, o yüzden çadırda kalmak zorundayız!
**
Bakan Beşir Atalay, bir hesaptan sözediyor: 4 çadırkentte 290 çadır var ama kalan kişi sayısı bin. ‘Kimi kirada oturuyor, gelip çadır kente yerleşmiş, kiminin evi az hasarlı ama çadır kentte kalıyor, bunun gibi durumlar var.’
Peki ama başka hesap durumları da var: Van’dan şehir dışına 250 bin civarında kişi göç etti. Kaldı geriye 300 bin kişi. Devlet, 150 bine konteyner verdiğini söylüyor. O zaman geri kalan 150 bin insan ne yapacak? Gitsin orta ve az hasarlı evlerinde kalsın, öyle mi?
**
İyi de… Allahım yarabbim! İkinci depremde kaybettiğimiz öğretmenler, gazeteciler, yurtta kalan öğrenciler ‘Gidin yatın, birşey olmaz’ tavsiyesiyle kaybedilmemiş miydi… Çadırda kalmak zorunda kalan o insanların çoğunun kiracı olduğunu, dolayısıyla şu anda gidecek bir evleri olmadığını bilmiyorlar mı… Kim bu soğukta zevk için çadırda kalmayı tercih eder diye düşünmüyorlar mı…
**
Kayak teleferiğinin tepesinde asılı kalan ‘devlet’e bakınca siz ne gördünüz bilmem… Ama ben gidecek yerleri olmayan Vanlılar çadırkentleri terk etsin diye birkaç gün önce kesilen elektriği gördüm.
Siz o teleferikte kalan devlete bakınca ne dersiniz bilmem, ama ben sadece ‘Van’da kaldığınız bi teleferik olsaydı’ diyebildim.
21 Şubat 2012/Radikal


