Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset TÜSİAD, Anayasa ve seçimler - Murat Yetkin

TÜSİAD, Anayasa ve seçimler - Murat Yetkin

TÜSİAD’ın yeni Başkanı Ümit Boyner, dün 2010-11 çalışma programı ilanı için düzenlediği basın toplantısında, büyük patronlar kulübünün siyasi hayattan beklentilerini de güncelleştirmiş oldu.
Bu güncelleştirmenin ekonomiyi doğrudan ilgilendiren boyut yanı sıra, yeni bir anayasa, hukuk reformu ve Avrupa Birliği gibi önemli siyasi boyutları da bulunuyor.
Ayrıntıya girmeden önce, Boyner’in konuşma tonunda -içeriğinde değil, ama tonunda Başbakan Tayyip Erdoğan ve hükümetini rahatsız etmekten özellikle kaçınan bir üslubun dikkat çektiğini söylemek gerekiyor.
Bu durum kendisini ekonomi konularından ‘Bizim moralimiz iyi’ cümlesinde, siyasi konularda ise en çok Anayasa değişikliği beklentisinde gösteriyor.
Örneğin, ‘Yeni anayasa fırsatı kaçmadı’ cümlesi, adeta geçen hafta bu Meclis’in ne yazık ki yeni bir anayasa yapma fırsatını  kaçırdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e karşı hükümet çevrelerinden yansıtılan rahatsızlığı
teskin etme amacını taşıyor.
Oysa Boyner’in söylediklerine biraz daha yakından baktığınızda anlıyorsunuz ki, yeni TÜSİAD Başkanı eğer bu Meclis yeni anayasa yapamıyorsa, hiç değilse Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştirsin, madem 2011 seçimine de bu çarpık yasalarla gideceğiz, hiç değilse 2015’i kurtaralım demek istiyor.
Yani TÜSİAD, Anayasa’yı değiştiremiyorsak bile yüzde 10 barajını dayatan (ve değiştiğinde dahi Anayasa’ya göre ilk seçimde uygulanamayacak) Seçim kanunu ve lider sultasına imkân vererek parti içi demokrasi ve temsil imkânlarını tıkayan Siyasi Partiler Kanunu’nu şimdiden değiştirelim diyor.

Siyasette ince hesaplar
Cumhurbaşkanı Gül’ün mevcut Meclis’in sil baştan bir anayasa yapma fırsatını kaçırdığı saptaması doğrudur. Keza, parça parça anayasa imkânının hâlâ bulunduğu, ancak bu konuda partiler arası mutabakat gerektiği saptaması da doğrdur.
Buradan yola çıkarak, CHP lideri Deniz Baykal’ın 14 Şubat’taki İstanbul İl Kongresi’nde hükümetin artık bir Anayasa değişikliği teklifini Meclis’e getirmekte zorlanacağı saptaması da gerçekçidir.
Çünkü böyle bir teklif 367 oyla Meclis’ten geçmediği ve 330 oyun üzerinde kaldığı takdirde, en iyi ihtimalle Cumhurbaşkanı tarafından referanduma sunulacaktır. Referandum’da yüzde 50+1 oy almak mevcut koşullarda bir risktir.
Belki de bu riski hesapladığı için AK Parti grubu halen Meclis’te bekleyen referandum süresini 120 günden 60 güne indiren yasa teklifini oylamaya getirmiyor. (Teklifin aslında 45 gün olan süre, hatırlayalım, Yüksek Seçim Kurulu’nun yetersiz bulması üzerine 60 gün olarak Komisyon’dan geçmişti.) Aslında sağlıklı bir siyasi aygıt olmayan referandum silahı, bir kez kullanıldığında, kullanana da zarar verebilir çünkü; Turgut Özal’ın siyasi yasakları oylatmasını unutmayalım.
Erdoğan ve AK Parti’nin ekonomik ortamdaki gerilim biliniyorken, herhangi bir konuda, özellikle de Kürt açılımındaki ciddi sıkıntıyla -muhalefet tarafından- irtibatlanacak bir Anayasa değişikliğini referanduma sunmaya kalkması, gereksiz bir risk görülebilir.

2011 mi, 2012 mi?
Yani Gül’ün de, Baykal’ın da saptamaları gerçekçidir ve aslında Erdoğan’da bu gerçeği görüyor denebilir. Bu durumda TÜSİAD Başkanı Boyner’in ‘Hiç değilse Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu çıksın’ önerisi anlamlıdır.
Bu önerinin gösterdiği bir başka gerçek de, başka toplumsal aktörler gibi TÜSİAD’ın da artık hesaplarını 2011 seçimleri ötesine yapmaya başladığıdır.
2011 seçimleri, kurulacak yeni hükümetin dışında kuşkusuz 2012’de yapılması öngörülen Cumhurbaşkanlığı seçimi açısından da önem taşımaktadır.
Cumhurbaşkanı Gül’ün Hindistan’da Meclis’teki Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu sürecinin bitmediğini vurgulayarak söylediği ‘5 yıl olsa bile’ sözü Türkiye’de anında yankı bulmuştur. Başbakan Erdoğan’ın daha önce (referandumu kastederek) süreyi 5 yıl olarak belirlemesine CHP lideri Baykal’dan destek gelmekte, ancak kendi partisi içinden de bu konuda farklı görüşler dile getirilmektedir. Örneğin, (referandum süresiyle ilgili yasa teklifini Meclis’e vermiş olan) AK Parti grup Başkanvekili Bekir Bozdağ (parti görüşü değil, şahsi görüşü olduğu vurgusuyla) 5 yıl mı, 7 yıl mı olacağına YSK’nın karar vereceğini söylemektedir.
TÜSİAD belki de bu nedenle 2011 sonrasındaki ortamda reform çalışmalarının daha da zorlaşacağı öngörüsüyle 2015’e bırakılmadan Seçim ve Siyasi Partiler Kanunu’ndaki değişiklikleri şimdi istemektedir.

16 Şubat 2010/Radikal

{jcomments on}