Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset Roman açılımı (!) - Şükran Soner

Roman açılımı (!) - Şükran Soner

Medyamızda genel değerlendirme “en renkli, en şenlikli, en kolay açılım”dı. İşe biraz daha ciddi eleştirel yaklaşanlar, devlet kesesinden, yoksullara yardım fonundan, AKP’nin çok vitrin, çok propaganda kokan toplantısına Türkiye’nin her yerinden Romanların getirtilmesinin kimi rakamsal maliyetlerini, yasal suç oluşturmasını da masaya yatırdılar. AKP, Erdoğan hükümetlerinin, yıllardır kamu kaynaklarını keyfi, yasadışı, siyasal rant elde etme harcamalarının dudak uçuklatan, suç oluşturan boyutlarından bir gün gelip de hesap vermek zorunda kalacağı kuşkusuz...

Öncelikle “en renkli, en şenlikli, en kolay açılım” pazarlaması, algılaması üzerinde düşünmekte yarar var; Sulukuleli Romanlarla 1980 yılından bu yana komşu olan, gelişmeleri yakından izleyen biri olarak Başbakan Erdoğan’ın çok cilalı müjdelerinin, altın yaldızını biraz olsun kazımak istiyorum.. O tarihten bu yana, her gün işe gelip giderken aralarından geçtiğim komşularımın şimdilerde pek sevdikleri “Yaktın bizi TOKİ” türküsüne karşılık, Başbakan Erdoğan’ın Romanları sokaktan kurtarma adına verdiği “ev sahibi yapma, evlere sokma” müjdesini, Sulukule deneyiminden yola çıkarak, masaya yatırmakta, “Roman açılımı” gerçeğine bakmakta sayısız yarar var...

Aslını ararsak benim oturduğum Oleyis Sendikası Kooperatifi de dahil, Emlak Blokları inşaatları ile başlayan Sulukuleli Romanları Osmanlı’dan önce yerleştikleri sur dibindeki mahallelerinden atma projeleri içinde, AKP’nin Romanları toptan taşıma, Sulukule’yi var olan kimliği ile tarihe gömme, en acımasız uygulama olarak gündemde. Sulukule filmleri, fotoğraf kareleri, kültüründe merkez evler şimdilerde enkaz yığını, sokakları ise bölge mahallelerinin sur dışına çıkış bağlantılarını tümden kaldıracak biçimde, TOKİ şantiye inşaatlarının işgali altında.

Yeni AKP burjuvazisine lüks inşaatlar olarak dedikodusu çıkan TOKİ inşaatlarının henüz temelleri atılmadı. Projeleri de görmüş değilim. Gördüğüm, çok yüksek metal paravanlarla birçok eski yolun yok edildiği, çok dar geçiş alanları ile ayrılmış inşaat alanlarının içlerinde olup bitenlerin izlenemez olduğu. Yöre sakinlerini, işlevsel sur dışı duraklar, ana yollarla, metrolar, İstanbul’un Anadolu yakası, Şişli-Levent-Boğaz dahil, her yönüne geçişte kullanmaktan alıkoyduğu.

Sulukuleli Romanları kurtarma projesine gelince; Başbakan Erdoğan’ın pazar günü bir kez daha büyük şovunda kullandığı Romanları sokaktan kurtarma projesinin, akla sığmaz ilk uygulamasında hani evleri yıkılanlara çok ucuza TOKİ’nin kent dışı evlerinde yer verilmişti ya... Bu ucuz taksitli satışta ev verilen 300 aileden orada kalabilenler 20’ye düşmüş. Dün canlı yayında Sulukule’ye geri dönenler öykülerini çıplak anlatıyorlardı... Birisi “6 ay dayandım, ne ben ne ailem oralarda bir iş bulamadık. Apartman giderlerini, taksitleri ödeyecek halimiz kalmamıştı, daha fazla batmamak için 20 bin liraya devrettim..” diyordu.

Bir diğeri aç kaldıklarında bir kap yemek alabilecekleri, doğup büyüdükleri komşularından, asla iş bulamayacakları, yol parasını ödeyemeyecekleri uzaklara gitmekten, kopmaktan korkarak en baştan verilen evi 12.5 bine sattığını, yıkık evler arasında, harabelerin içinde kalan evlerden birinde kirada oturmakta olduğunu anlatıyordu...

Benim taşınıp komşu olduğum 1980’li yıllarda, “Ayşe’nin Yeri..” yazılı evlerin önünde kalabalıkların yaşadığı şenlikli sokaklarda, her gün gürültü patırdı, eğlence vardı. Bakkal fiyatına rakı vaadi ile çekiştirilen arabalı müşterilerin park ettiği evlerin içinden birbirine karışan müzik sesleri taşardı. Görkemli sokak düğünlerinin keman, klarnet sesleri evlerimizin davetsiz konuklarıydılar. Doğrusu parlak düğün giysileri ile kadınları renkli görüntüler oluşturur, evlerimize geliş yollarının düğünler için işgal edilmesine çok da gönül koyamazdık...

Sonra sık sık tanık olduğumuz zarflarla para alan resmi elbiselilerin güvencesi yetmedi, yerel yönetimlerin siyasal kimlik değiştirmesi ile “ahlaksızlık, suç odağı” olarak kabul edilen eğlence merkezleri kapatıldılar... Roman sakinlerin yaşamlarında akıl almaz hızlı bir yoksullaşma gündeme geldi. Geçerken “hela bekçiliği” için iş arabuluculuğu rica eden kadınların, affı soran erkeklerin sayıları arttı. Artık sokak fuhuşunda çalıştırılan genç kızların oluşturdukları sıralar artıyor, kimi evlere de Romanları imana getirecek inançlılar taşınıyor, namaz tespihi, seccadesi elinde, müşteri bekleyen kızla camdan sohbet eden, imana davet eden hocaların görüntüleri ilginç bir tabloyu oluşturuyordu... Ölenlerin arkasından sokakta okunan mikrofonlu Kuran, mevlitlerin sesi kısıldığında, klarnet sesi yükseliyor, garip bir çelişkili yaşam gelişiyordu. Mahallede yaşayanların göçle yer değişimi ile yoksulluk patlaması en belirgin gelişmeydi...

AKP’nin Sulukule projesinde, Roman açılımında gelinen son tablo işte böyle bir şey...

16 Mart 2010/ Cumhuriyet

{jcomments on}