Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset Özbudun beni güldürdü - Haluk Şahin

Özbudun beni güldürdü - Haluk Şahin

Prof. Dr. Ergun Özbudun’a teşekkür borçluyum. ‘Özbudun bunu yaparsa’ başlıklı yazıma dün Taraf gazetesinde verdiği yanıt sabah sabah beni güldürdü.

3 Nisan tarihli o yazımda, Venedik Komisyonu diye bilinen kuruluşun hazırladığı referandum rehberinde, aralarında içsel bağlantı olmayan konuların birlikte oya sunulmasına karşı çıkıldığını yazmıştım. Prof. Özbudun’un da üyesi olduğu söylenen bu kuruluşun rehberine göre, elmalarla armutları ve dahi topatan kavunlarını aynı tabağa koyup servis yapmak, ya hepsi ya hiçbiri demek, seçmenin özgür iradesini zedelerdi. Yani demokrasiye ters düşerdi.

Prof. Özbudun ise, Komisyon’un böyle bir kuralı olmadığını öne sürüyordu. Ben böyle bir kuralın olduğunu ve tersine davranmanın Anayasa referandumunu tartışmalı kılacağını yazdım. Süreç o noktaya gelirse oylamanın, seçmeni garnitürlerle kandırmaya çalışmadan, konuları içsel bağlantılara göre gruplaştırarak yapılmasının daha doğru olduğunu savundum, sonuna kadar savunacağım.

Bu belgelenmiş ve demokratik itirazı, ‘vesayetçi-statükocu cephenin tipik reaksiyonu’ şeklinde tanımlaması, Özbudun’un içinde bulunduğu ‘Yerseniz’ cephesinin tipik reaksiyonu olarak beni acı acı gülümsetti. Bu sözcükleri aynen bekliyordum.

Ama daha fazlasını yaparak beni gerçekten güldürdü. Nasıl mı? Şu fıkrayı hatırlatarak:

Efendim, adamın biri hızlı okuma kursunu bitirdikten sonra, Tolstoy’un bin küsur sayfalık ‘Harp ve Sulh’unü bir gecede okuduğunu iddia etmiş. Duyanlardan biri hayret içinde sormuş:
“Neyi anlatıyor bu roman?”
“Hiiç, Rusya’yı!” demiş adam.
Özbudun da paketteki tüm maddelerin arasında içsel bir bağlantı olduğunu söylüyor ve bunun nasıl bir bağlantı olduğunu soran benim gibilere:
“Hiiç, demokrasi!” yanıtını veriyor.

Gelin de gülmeyin.

*

‘Yerseniz’ cephesinden söz ettim. Onların saltanatı sarsılıyor. Garnitürün hatırına bozuk et yemek istemeyenlerin sayısı gittikçe artıyor.

Bunu söylerken öncelikle, 200 aydının imzaladığı sivil toplum çağrısını kastediyorum. Adalet Ağaoğlu’ndan Ayşe Öncü’ye, İbrahim Betil’den Burhan Şenatalar’a, Osman Kavala’dan Süleyman Çelebi’ye uzanan çok saygın ve önemli adlarla bezenmiş bir ‘yeni mutabakât’ listesi bu. Dün Altan Öymen’in köşesinde bir kez daha yayınlandı, okumadıysanız mutlaka okuyun.

Bu çağrının ana iletisini bir cümleyle özetleyebiliriz: Atı arabanın önüne koyun!

Yani, seçime çeyrek kala Anayasa’nın orasını burasını dürtükleyen ‘gerginliği artıracak’ bir paket yerine, en geniş mutabakatı hedefleyen yeni bir Anayasa’nın hazırlıklarına katılın. Öncelikle, genel seçimlerin daha demokratik koşullarda yapılabilmesi için yüzde 10 barajını düşürün, seçim yasasında partiler arasında adalet sağlayacak değişiklikleri yapın, milletvekili dokunulmazlıklarını kürsü dokunulmazlığı ile sınırlayın, vb. vb.

Bu çağrıya imza atanların temsil ettiği fikir yelpazesi, umarım oluşmakta olan yeni mutabakatın işaretidir. Eğer öyleyse, ‘yerseniz’ cephesinin işi eskisi kadar kolay olmaz.

7 Nisan 2010/Radikal{jcomments on}