Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset Milliyetsiz sermaye ve Ermeni göçmen – Nihal Kemaloğlu

Milliyetsiz sermaye ve Ermeni göçmen – Nihal Kemaloğlu

Kapıları ardına kadar küresel sermayeye açık vatanımızda Başbakan, gerekirse göçmen işçi Ermenilerin sınır dışı edilebileceğini söyledi. Yabancı yatırımcı, yabancı ortak ve sıcak kanlı paraya ev sahipliği yarışındaki ülke mevzu 'emek' olunca ekonomik soğukkanlılığını kenara bırakıp, ırkçı takkesini giyiverdi.

Defaatla sermayenin vatansız, milliyetsiz neredeyse 'gurbetçi bir kuş' olduğunu anlatan Başbakan, ülkelerini açlık ve yoksulluk nedeniyle terk edip, 400-500 TL'ye razı işçileri siyasi koza çevirdi. Tamamına yakını yabancı sermayeye devredilen kamu mülklerinin ve kalmayan kamusal alanın içinden seslendirilen 'sınır dışı tehdidi' hayret vericiydi.

Ekonomik trendin gereği, 'milliyetler üstü' sermayenin yüceliği paravanının gerisinde yerel milliyetçilikler tavan yapar. Yeni dünya düzeninde 'sermaye', karlılık duraklarında 'devlet misafiri' statüsüyle ağırlanırken, nemalandığı halk 'milliyetçi' hezeyanlarla sarsılıp durur.

Artan yabancı düşmanlığı 'uçar kaçar sermayenin' doygunluğunun yani memnuniyetinin doruğunu gösterir. Neo-liberalizmin sosyal ve ekonomik yan etkileri kızdırılmış ve azdırılmış 'ırkçı' söylemlerle hipnotize edilir.

Bu defa Türkiye öngöremediği dış siyaset atağıyla köşeye sıkışıp, misillemeye kalkışınca olan oldu. ABD ve İsveç'te kabul edilen Ermeni soykırım tasarlarına tepki için Türkiye'de çalışan kaçak Ermeni işçilerin varlığından medet umuldu. Küresel sermayeyle içli dışlı, sıkı fıkı 'küreselleşme politik projesinin' asli üyesi ülke, dış politikada müşküle düşünce göçmenlerin hüviyetine hamle yapmıştı. 'İnsan hakları, demokrasi, tarihin yaraları, kardeşlik, barış' retoriği irtifa kaybederek 'ırkçılık vasatına' oturuverdi.

Halkımızın 'ezilmişlik' damarına kan zerk edecek bu popülizm tabii ki neo-liberal politikaları sollayarak küresel sermayenin fiiliyatıyla ilgili yine soru sordurmayacaktı.

Çünkü dar ufuklu siyaset kültürümüzün can simidi 'ırkçı şuur' devri-daimdeydi.

Siyasi figürlerimizin yan yana hizalanıp uzandığı saflar sıklaştıkça sıkılaşıyor.

'Milli varlık' hamasetinin dillendirildiği bütün zeminlerin küresel sermayenin malı olduğu unutuluyor.

Milli muhitimizde kaçak çalışan Ermenilere çekilen dikkatin onda biri yüklendikleri faizleri ülkelerine taşımaktan yorgun küresel finansa çekilemiyor.

Küresel tekellerin parsellediği topraklarda 10-15 bin deprem mağduru Ermeni emekçinin, siyasi pazarlık malzemesi yapılması sahiden de 'ironik'.

Medeniyetçi-hümanist dünyanın üstüne atlayacağı 'ifadelerin' bu defa pek öyle ters yüz edilip muradı şaşmış bir grameri de yok gibi...

20 Mart 2010/Aksam

{jcomments on}