Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset Meclis'te mücadele, yargıda mücadele - Murat Yetkin

Meclis'te mücadele, yargıda mücadele - Murat Yetkin

Meclis’teki mücadele doğal. Yargıdaki mücadele doğal değil.
Meclis’teki mücadele yasalar ve Meclis içtüzüğü çerçevesinde geçiyor. Hükümet kanadında kaşların çatılmasına, muhalefet kanadında ağızların kulaklara varmasına yol açsa da olağandışı bir şey yok.
Yargıdaki mücadelenin ne kadarının yasalar çerçevesinde, ne kadarının yetki aşımı ve ideolojik tutum çerçevesinde olduğu konusunda herkesin aklı karışmaya başladı.
Önce olağan olana, Meclis’te dün yaşanan sürprize bakalım.
AK Parti Meclis Grup Başkanvekili Suat Kılıç’ın dün sabah Anayasa değişiklikleri teklifindeki imzalardan bir kısmının çekildiği ve yeni teklif verileceğini açıklaması, doğrusu beklenmeyen bir gelişmeydi.
Bu gelişmenin temelinde geçen hafta Meclis’te yaşanan bir dizi tartışma vardı.
AK Partililerin Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’e sunduğu değişiklik teklifinde Mehmet Ali Şahin’in de imzasının bulunduğunu önce CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay öne sürmüştü.
Ardından MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da benzeri iddiada bulundu.
İddia AK Partililerce sert sözlerle püskürtülmeye çalışıldı. Anayasa Komisyonu Başkanı muhalefeti gayrı ciddi olmakla suçladı. Çünkü bizzat Şahin, böyle bir metne imza atmadığını söylemişti.
Ancak muhalefet sözcüleri Şahin’in imzası bulunan kâğıtları kameralara gösterdikçe,
söylem değişmeye başladı.
Başbakan Tayyip Erdoğan (daha önce üniversitelerde türban serbestisi konulu Anayasa değişiklikleri sırasında, kapatma davası açılmasından önce ‘Velev ki siyasi’ sözünü kendisi hatırlatarak) ‘Velev ki Başkan’ın imzası var. Sayı yeterli değil mi?’ diye sordu.

Arınç’ın samimi uyarısı
Bu konularda temkinli davranan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Pakistan seyahati sırasında sorulduğunda ‘Varsa üzerine çizik atarız’ diye tartışmaya dahil oldu.
AK Parti saflarındaki genel hava, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın hafta sonu gazetelerin Ankara Temsilcileriyle sohbeti ardından değişti.
Pazar günkü gazetelerde Arınç’ın, daha önce grupta boş kâğıda alınmış imzaların, kimin olduğuna bakılmadan yanlışlıkla tekliflerin altına eklenmiş olabileceği sözlerinin yer alması AK Parti’yi endişeye sevk etti. CHP ve MHP’nin usül yönünden teklifi Anayasa Mahkemesi’ne göndermesi durumunda, muhalefetin eline bir koz daha verilmiş olacaktı.
Pazar günü ve gecesi boyunca AK Partililer Ankara’ya çağırıldı ve dün Başbakan Erdoğan’ınki dahil 265 imza ve bir küçük metin değişikliği ile teklif yenilendi. Erdoğan’ın Saraybosna’ya hareketi öncesindeki kızgınlığı, bu ihtimalin gerçekleşebileceğini kabul etmek zorunda kalmasından kaynaklanıyordu.

Yargıdaki kavga tırmanıyor
Ama bütün bunların siyaset kitabında yeri var. Neticede Anayasa değişikliği süreci fazla etkilenmiş olmayacak.
Ama yargıdaki tablo giderek kanaat önderlerinin yanı sıra, sıradan insanların canını da fazlasıyla sıkmaya başladı.
Balyoz soruşturması kapsamında göz altına alınan Çetin Doğan dahil emekli ve görevdeki subayların 1 Nisan’daki tahliyesi ardından, medyanın bir bölümünde, serbest bırakan mahkeme başkanını neredeyse hedef gösteren yayınlar yapıldı. Bu yayınlar, tutuklamaların da hep başka bazı hâkimler tarafından yapıldığından söz etmiyordu. Ancak 1 Nisan’da tahliye edilenlerin 4 Nisan’da yeniden tutuklanması kararı çıkınca durum iyice rövanş izlenimi vermeye başladı. Dün erken saatlerde 14 ilde başlatılan ve çok sayıda yeni gözaltını öngören operasyon, İstanbul Cumhuriyet başsavcısı tarafından akşam saatlerinde durduruldu ve Balyoz soruşturmasını yürüten savcılardan ikisi, Başsavcısının ‘Benim onayım olmadan gözaltına almayın- talimatına aykırı işlem yapma’ gerekçesiyle görevden alındı.
Ankara’da Yargıtay ve HSYK Başkanlarının Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal arasında söz düellosuna yol açan demeçleri nasıl siyaset-yargı kavgasının açık göstergesi ise, dün zirve yapan bu tablo da yargı içindeki kavganın açık göstergesi.
Yargıdaki kavganın salt hukuk, adalet kavgası olduğunu söylemek giderek güçleşiyor.
Yargı zemininde vücut bulan siyasi kutuplaşma, insanların zaten zedelenmiş olan yargıya güveninden geriye ne kaldıysa onu da alıp götürmek üzere. Siyasilerin bir gün bağımsız ve tarafsız yargının herkese lazım olacağının, yargıç ve savcıların da yasaların kendileri tarafından değil, siyasiler tarafından yapılması gerektiği bilinciyle hareket etmesi gerekiyor.

6 Nisan 2010/Radikal

{jcomments on}