Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset Eşkıyalar dışarı - Yıldırım Türker

Eşkıyalar dışarı - Yıldırım Türker

Bu resmin de bir altyazıya ihtiyacı yok. Bu resmi buraya ilham versin diye koyuyorum.

ODTÜ eylemlerinde çekilmiş. Polisin cesaret karşısındaki korkusu görülmeye değer. Bir pazar gününüzü şenlendirsin istedim.
Hatırlarsınız, 12 Haziran seçimleri öncesinde Doğu Karadeniz turuna çıkan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi öncesinde hidroelektrik santrallerini protesto eden gruba tahammülü olmayan polis dehşetengiz bir korkuyla saldırmış, ilçeyi savaş alanına çevirmişti.

Bir avuç eşkıya
Polisin tekmeleri ve cömertçe sunduğu biber gazı sonucu kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Metin Lokumcu’yu da terörist, provokatör, AKP hükümetini yıpratmak için (artık memleketin en büyük suçu) yollara dökülmüş ‘bir adam’ olarak yansıtanlara inat ülkenin çeşitli yerlerinde protesto gösterileri yapıldı. Ankara’daki protestolar da Başbakan’ın polisi tarafından büyük öfke ve şiddetle karşılandı. 28 kişi gözaltına alındı, haklarında dava açıldı. Gözaltına alınan gençler, muktedirlere kalırsa bir avuç eşkıyaydı.

İddia makamına göre sanıklar, “silahlı terör örgütüne üye olmak, terör örgütünün propagandasını yapmak, görevli memuru kasten yaralama, kamu malına zarar verme, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, kamu görevlisine karşı görevini yaptırmamak için direnme ve 6136 sayılı yasaya muhalefet” suçlarını işlemişti.

İddianamede bazı sanıkların üye ve yönetici olarak görev yaptığı Halkevleri ile Öğrenci Kolektiflerinin, ülke gündemine ilişkin konularla THKP/C terör örgütü kurucusu Mahir Çayan başta olmak üzere sol terör örgütü kurucularının ve THKP/C içinde faaliyet gösterirken ölen örgüt mensuplarının ölüm yıl dönümlerinde basın açıklaması, yürüyüş, açık hava toplantısı, mezar anması gibi eylem ve etkinlik gerçekleştirdiği ifade ediliyor, “Bahse konu oluşumların, legal görünüm altında gerçekleştirmiş oldukları basın açıklaması, yürüyüş, açık hava toplantısı gibi eylem ve etkinliklerde şiddete başvurarak, kamu malına zarar verdikleri, işgal eylemi yaptıkları ve güvenlik güçlerine saldırmak suretiyle kamuoyunda korku, endişe veya panik yaratarak, Devrimci Gençlik terör örgütünün amacı, ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır” diye ekleniyor. “THKP/C Devrimci Yol Devrimci Gençlik” örgütünün terör örgütü olduğu konusunda şüphe bulunmuyormuş… Mamaafih sanıklar, “terör örgütlerinin ideolojileri doğrultusunda, terörün tanımında bulunan şiddet eylemleri içerisinde yer alıyor, eylemleri süreklilik ve çeşitlilik arz ediyor” muş. Kısacası, “sanıkların, yasadışı THKP/C Devrimci Yol Devrimci Gençlik isimli silahlı terör örgütünün bilgi ve istemi içinde, örgüt adına suç işleyerek, örgüt üyesi oldukları kanaatine varıldığı” kaydediliyor. Bu gözü dönmüş iddianamede.

9 Aralık’taki duruşmada sanıkların hepsi tahliye edildi. İçimiz ferahladı. O kadarla kalsa…

Gençlerin davadaki savunmaları yüce devletimiz ve yüce hukukumuzun suratına atılan birer şamardı. Sözgelimi sanıklardan Hikmet Tanıl, savunmasında, ‘’iddianamenin, askeri darbe dönemlerini aratmayacak nitelikte olduğunu’’ söyleyerek, ‘’Tarih, bizi 52 yıla kadar yargılayanları da bir gün yargılayacaktır’’ diyordu.

Hikmet’in çıplak parmağı
Gencecik Hikmet’in o çıplak parmağı karşısında nasıl korkmuşlardır kim bilir? Besbelli copları olmadığı ve fazlasıyla göz önünde oldukları için işi pişkinliğe vurdular.

Mahkeme Başkanı Dündar Örsdemir, ‘’Biz de dahil miyiz yargılanacaklara?’’ diye sordu. Hikmet, ‘’Sizi bilmiyorum, ama iddia makamı dahil’’ karşılığını verdi. Bu yanıta, Örsdemir ve aynı zamanda iddianameyi de hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Hakan Yüksel ile salondaki izleyiciler güldü.

Kahkaha korkuya iyi gelir, biliyorsunuz.

Hikmet son olarak, timsahlık yolunda dev adımlarla ilerleyenlere de oyunlarını hatırlatıyordu: ‘’Başbakan Erdoğan, Erdal Eren ve Necdet Adalı için ağlamıştı. Ben de artık başbakanlar ağlamasın diyorum ve tahliyemi ve beraatımı istiyorum.”

Şimdi gel de Can Baba’nın “Yaprak Dökümü” şiirini anma.

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkıyalar
Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?

11 Aralık 2011/Radikal