Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Siyaset Bırakın nesil dağınık kalsın! - Umur Talu

Bırakın nesil dağınık kalsın! - Umur Talu

Hiçbir şey yetiştirmeyin.
Nesil filan yetiştirmeye hiç kalkmayın.
Bugün siz, yarın başkası; sadece hak, hukuk, özgürlük, imkân adalet sağlamaya uğraşsın…
Herkes kendini kendi aklında ve vicdanında yetiştirsin!

Belirli zamanda çocukların, gençlerin “öğretmenleri” olabilir.
Kimi ona ufuk açar, kimi ruhunu karartır.
Kimi sorgulamayı, eleştiriyi, ezber konuşmamayı, farklılıkları kavramayı, çok sese kulak vermeyi, dik durmayı, boyun eğmemeyi, boyun eğdirmemeyi de anlatabilir…
Kimi tam tersine, hepsini yerin dibine batırabilir.
Ama “nesil yetiştirmek”!..
Yok Hocam; kimse kimsenin ebedi terbiyecisi olamaz.

* * *

Aslolan vicdan özgürlüğüdür!
Özgür vicdanla, inanmakta, buna değil şuna inanmakta; inanmamakta özgür olur insan.
Devletin, hükümetlerin kabullenmek, saygı göstermek, hukuk sağlamak zorunda olduğu budur.
Vicdanın iç sesine de, dış sesine de hak ve özgürlük!
O yoldan insan ister “muhafazakâr, dindar” olur; ister başka şey.

* * *

Kafalarda hep şu var:
Devletin sahibi olmak… O sayede hayatın, insanların, vicdanların da!
Sultana, dini otoriteye karşı “özgürlük” derken “laiklik otoritesi” de bunu yaptı…
“Laiklik” sanılana karşı inanç özgürlüğü diye yola çıkan da oraya vardı.
“Bir” otoriteye karşı çıkanların çoğu “otoriterliğe” karşı değil!

“Muhafazakâr nesil” yetiştirmeye de gerek yok aslında; ortak mutabakat “muhafazakârlık” zaten.
“Güya cumhuriyetçi” muhafazakârlık yahut “Güya demokrat” muhafazakârlık!
Birbiriyle gırtlak gırtlağa iken dahi; öyle devlet meseleleri, “milli” meseleler, öyle ortak düşmanları vardır ki; o an “hep birlik resim çekinirler”!
Otoriterliğe karşı özgürlükten ziyade; filancanın otoritesine karşı kendi özgürlükleridir; kendi otoriteleri ile berikinin özgürlüğünü sınırlamaktır!
Hele altta gördüklerine karşı, ortak tabiat; itaat, biat buyurmaktır!

* * *

O yüzden, “Dayatmacı Darbeci Laiklik”in en kadim silahları bugün “Dayatmacı Temerküzcü Muhafazakârlık” silahı olabiliyor kolayca.
YÖK, RTÜK, HSYK vesaire. İlle Diyanet!
Hani “laikliğin dayatma kurumu” Diyanet bizzat laikliğe aykırıydı!
Hani “esas laiklik”; ayrımcı, dışlamacı, inanç dayatmacı olamazdı!
Akşam’da Çiğdem Toker “Bütçedeki dindar nesil”i yazmıştı:
“Sağlık harcamaları düşen devlet bütçesi içinde, Diyanet bütçesinde yüzde 22.4 artış!”
Sadece tek bir inancı desteklemek üzere!
Buna önce kalpten, vicdandan dindarlar karşı çıkmalıydı.
Sadece dün değil, bugün de.
İnancın hor görülmesinden yakınanlar; başka inançlara ve inanmama hakkına da saygılı olabilmeliydi.
“Herkesin vergisi” kimilerini dışlamak için kullanılmamalıydı.

* * *

Zaten, “Demokrat nesiller” bile yetiştirmeyin!
Kimseyi kendinize, ötekinize, bir diğerine benzetmeye uğraşmayın.
Kimse kimsenin aklına, kalbine, vicdanına, inancına, fikrine, umuduna, hayaline, ufkuna gölge etmesin!
Ne “dindar nesil” yetiştireceğim diye; ne “kindar nesiller” yaratarak!
“Militer” Talim ile “Muhafazakâr” Terbiye arasına sıkıştırmayın nesilleri; bırakın dağınık, bırakın özgür kalsın.

* * *

Çünkü; devlet dayattığında, durumdan vazife çıkaran kurumlar, vatandaşlar, hemşeriler, mahalleliler de bir başkasını talim ve terbiye için seferber olabiliyor!

Haddini bil nesil!
Silahsız öğrenciye örgüt üyeliğinden 13 yıl veren bir “nesil terbiyecisi” burası.
Kolluk ve yargının ölçüsü hemen üniversitede bile benimseniyor.
O yüzden belki de ucuz kurtuldun Mikail!
Bana bir süredir yazıyordu; bu sonucu bekliyor ama yine de ummuyordu. Nasıl tedirgin, nasıl yalnız, nasıl savunmasız, nasıl adaletsizliğe maruz kaldığını anlatıyordu.
Oradaki “akademik, idari heyet” dinlemedi bile.
Sonunda “özgür üniversite” karar verdi.

Dekanı “ekşi sözlük”te eleştirenin peşine düştü Marmara Üniversitesi. Ve bravo, dünyanın en iyi üniversitesi olmayı hak edecek ustalıkla, yakaladı!
Fiilen bir yıl okuldan uzaklaştırdılar Mikail’i.
“Şimdi bursum kesilecek Umur Bey. İfade ve eleştiri özgürlüğü var diye, daha demokratik bir üniversite istemiştim sadece.”
Al sana demokrasi Mikail. Haddini bil ey Nesil!
Oradaki “hocalar” da bu “üniversel” özgürlüğü böyle kabullenecek. Helal olsun!

4 Şubat 2012/Habertürk