Geçen haftaki yazımda azınlık okullarının ders kitabı sorununu gündeme getirmiştim. Ekonomik nedenlerle özellikle Ermeni azınlık okullarının ders kitaplarını kendi dillerinde hazırlayamadıklarını, bundan dolayı Türk okulları için hazırlanmış ders kitaplarını çevirerek kullandıklarını, bunun bir devlet sorunu olduğunu belirtmiştim. Bir gün sonra (31 Mart), Akşam gazetesi, “Dersimiz Ermenice Hayat Bilgisi” başlıklı manşet haberinde Ermeni okullarının ders kitaplarının Bakanlık tarafından Ermenice olarak hazırlandığını duyurdu.
Habere göre Milli Eğitim Bakanlığı “bir ilke” imza atmış ve Ermeni okulları ilk kez Ermenice yazılmış kitaba kavuşacaklarmış. Televizyonlar da haberlerinde konuyu aynı içerikte verdi. Sesli Gaste’de, kimi Ermeni eğitimcileri konuşturduğu programında Can Dündar, Ali’nin topu Agop’a atabileceğini tüm Türkiye’ye duyurdu.
“Ali, topu Agop’a at.” aydınların, Ermeni Türk kardeşliğini inşa etme çabasını vurgulayan bir deyim olarak dilimize yerleşti. Hrant Dink’in dostları, özlemlerine vurgu yapmak için Hrant’ı anlatan kitaplarına “Ali, topu Agop’a at” adını verdiler.
Hemen belirteyim, böyle bir şey olmayacak. Yani Ermeni öğrenciler, Türkçe öğrendikleri ders kitaplarında yine topu Ali’nin Veli’ye attığını okuyacak. Çünkü yukarıda sözünü ettiğim haberlerde belirtildiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı Ermeni öğrenciler için özel bir kitap hazırlama yerine Türk öğrenciler için hazırlanmış mevcut hayat bilgisi ve matematik kitaplarını bire bir Ermeniceye çevirtti. Yazıları, noktası, virgülü, soruları, yanıtları ve resimleri şu anda Türkiye’deki öğrencilerin okuduğu kitapların aynısı. Ve hatta bu yazımız üzerine çıkartılmazsa Ermeni okullarına gönderilecek kitapların ilk sayfasında İstiklal Marşı ve öğrenci andı da yer alacak. Yani Ermeni öğrenciler derse başlamadan önce “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım …” diye yemin etmeye devam edecekler. Dahası, Ermeni öğrenciler bu kitaplarda Pazar günü kutladıkları Paskalya bayramı yerine Ramazan ve Kurban bayramlarıyla ilgili ritüelleri öğrenecekler.
Bakanlığın bu girişiminin Ermeniler için iyi bir şey olduğunu söylemek mümkün değil. Aksine böyle bir çözümü, Ermenilerin çaresizlik nedeniyle ders kitaplarını kendi dillerinde hazırlayamamalarından yararlanarak onları Türkleştirme girişimi bile sayabiliriz. Nasıl ki Kürt Açılımı ile Kürtler Türkleştirilmeye, Alevi Açılımıyla Aleviler Sünnileştirilmeye çalışılıyorsa …
Türkiye’deki azınlık okulları Türkçe, sosyal bilgiler, inkılap tarihi ve Atatürkçülük dışındaki dersleri zaten kendi dillerinde hazırlanmış kitaplardan işliyorlar. Bu üç ders Talim ve Terbiye Kurulu kararı gereği Türkçe okutulmak zorundadır. Ermeni azınlık okulları ilk kez Ermenice yazılmış kitaplara kavuşacaklarmış gibi bir bilgi tamamen yanlış ve çarpıtmadır. Üzücü olan Ermenilerin kültürel ve pedagojik gereksinimlerinin aleyhine olacak bir uygulamanın çarpıtılarak Başbakanın tehcirci anlayışının örtbas edilmesinde kullanılmasıdır.
“Anadilinin önemi, Anadilinde eğitim”
Eğitim Sen genel merkezi “Anadilinin Önemi, Anadilinde Eğitim” adında bir broşür yayımladı. Son derece yalın ve anlaşılır bir dille kaleme alınmış broşür bilgilendirme amacıyla hazırlanmış: Anadilin ve anadilde eğitimin önemi, çokdillilik, dünyadaki uygulamalardan örneklerle tamamen pedagojik olarak ele alınmış. Politik bir dil kullanmaktan özellikle kaçınılmış.
Genel başkan Zübeyde Kılıç’a sordum: Buna bir manifesto diyebilir miyiz ve neden gerek duydunuz diye. Kılıç, anadilde eğitimin bir hak olduğunu savunan ifadeleri AKP hükümetinin ihbarı üzerine yargı baskısı ile Eğitim Sen tüzüğünden çıkarmak zorunda kaldıklarını anımsatarak “Bizim tüzüğümüzden çıkartmak zorunda kalmamız Türkiye’de anadilinde eğitim sorununun çözüldüğü anlamına gelmediği gibi bizim de bu soruna kayıtsız kalacağımız anlamına gelmez. Bir eğitim örgütü olarak bu konuya birinci derecede müdahiliz. Politik yönü ağır basan bir konu olmakla birlikte sorunu bilimsel pedagojinin alanına çekerek hem olumsuz önyargıları yıkmayı hem de siyasi tartışmaların düzeyini yükseltmeyi amaçladık.”
Anadilde eğitim, önümüzdeki günlerin en çok tartışılan konularından biri olacak. Öyleyse, bu tartışmada doğru yerde durmak için doğru bilgi sahibi olmak gerekiyor.
Broşürdeki bilgiler sadece bilgilenmemize değil, sahte ve çıkarcı anadil savunucularını gerçeğinden ayırt etmemize de yarayacak. Okumanızı öneririm.
6 Nisan 2010/Birgün
{jcomments on}