AKP hükümeti 12 Eylül günü halkoyuna sunulacak anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi için bütün gücünü (siyasal, ekonomik, cemaat, yandaş medya ve işbirlikçi sendikalar gibi) seferber etmiş bulunuyor. Başbakan tam bir seçim çalışmasını andıran yoğunlukla o ilden bu ile, meydanlarda nutuklar atıyor. Başbakana bakacak olursak bu anayasa değişikliği gerçekleştiğinde ülke daha demokratik, halkımız ise daha özgür olacakmış!
Bu değişiklik onaylandığında 12 Eylül darbesini yapanlardan hesap sorulacak, askerlerin ve yargının vesayetine son verilecekmiş. Eğer anayasal değişiklikler kabul edilirse kamu çalışanları ve emekliler toplu sözleşme hakkına kavuşacak, kadınlar ve çocuklar daha çok korunacakmış!
Bütün bu söylenenlerin yalan oluğunu söyleyip geçelim. Bu yalanlar her boydan ve soydan sermayenin, tarikatın, işbirlikçi sendikaların, yandaş medyanın kısacası bu soygun ve zulüm düzeninden nemalananların çıkarını korumaya hizmet etmektedir. Tam da bu nedenle adı geçen çevreler çıkarlarına hizmet eden bu değişikliklerin gerçekleştirilmesi için 12 Eylül günü sandığa gidip ‘EVET’ oyu kullanacaklarını açıktan ve yüksek sesle seslendirmektedirler.
Onlara burada fazla bir söz söylemeye gerek yok. Benim sözüm bu yalanlara destek verip yine de emekten yana oduğunu iddia edenlere, solcuyum, sosyalistim diyenlere. Bu zevat evet demekle kalmıyor; AKP' lilerle omuz omuza, HAYIR diyen sosyalistlere, devrimcilere saldırmaktan da geri durmuyor. Bu sözde solculara göre, hayır diyen sosyalistler ve devrimciler statükoyu savunuyorlarmış, CHP ve MHP ile aynı saflarda duruyorlarmış!
Aslında bu çevreler devrimcilerin, sosyalistlerin 12 eylül faşizmine ve oluşturulan statükoya karşı duruşlarını çok iyi bilmektedirler. Yine onlar çok iyi bilirler ki, devrimcilerin 12 eylül öncesinde de bugün de durdukları tek saf vardır, o da emekçi halkların safıdır! Bunu dost da düşman da çok iyi bilir. AKP' lilerin ve onlarla yanyana duran sözde solcu ve liberallerin ağzından düşmeyen bu statüko nedir? AKP statukoyu kırıyor mu? AKP nin sürdürdüğü program 24 ocak kararları ile başlayan ve Özal' ın ANAP ' ı ile sürdürülen neo-iberal sermaye saldırı programının devamı değil mi? Yani ekonomide 12 eylül rejimi devam etmiyor mu? Anayasa değişikliği ile bu statüko kırılıyor mu, kalıcılaşıyor mu? 12 eylül anayasası ile topluma bir deli gömleği gibi giydirilen siyasal rejim anayasa değişikliği ile neresinden kırılıyor.? Düşünce ve ifade özgürlüğü mü genişliyor? Sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engeller mi kalkıyor? Kirli savaş mı sona eriyor? Kürt halkının en temel hakları mı tanınıyor? Aleviler başta olmak üzere tüm inanç gruplarının önündeki yasal ve fiili engeler mi kalkıyor? 12 eylülün en dokunulmz kurumu olan YÖK mü kalkıyor? Siyasi partiler ve seçim yasası mı demokratikleştiriliyor, seçim barajı mı kalkıyor? Yargı bağımsız ve tarafsız mı oluyor ? Biz söyleyelim; bunların hiçbiri olmuyor ve statüko AKP eliyle pekiştirilerek sürdürülüyor.
AKP bu referandumla statükoyu kaldırmayı veya kırmayı değil, sermayenin emekçilere yönelik neoliberal saldırı programını hiçbir yasal ve anayasal engel olmadan sürdürmeyi amaçlıyor. Bu statükonun sürdürülmesi konusunda aslında AKP ile CHP ve MHP arasında öze ilişkin bir görüş birliği de var. CHP’nin ve MHP’nin referandum sürecindeki duruşu ve muhalefeti siyasal rekabet gereği AKP’yi yıpratmak ve iktidar yollarını açmak üzerine kurgulanmış bir stratejiyi uygulamaktan ibarettir. Onların yaptığı çalışmalar esas olarak seçime hazırlıktır. Yoksa halkın haklarına yönelik sermaye saldırılarının önünü iyice açan bu anayasa değişiklik maddelerine karşı çıkmak değil. Zaten onlar da aslında bu paketin 24 maddesine karşı olmadıklarını ve esas olarak bir mutabakat alınmadan gündeme etirilmesine karşı çıktıklarını onlarca kez dile getirmişlerdir. Oysa HAYIR diyen sosyalistler bu değişikliğin tümüyle sermayenin çıkarlarını daha da geliştirmeyi amaçladığınından hareketle paketin tamamına açıktan karşı çıkarak CHP ve MHP nin duruşundan ne kadar uzakta ve karşısında olduklarını göstermişlerdir. Gerisi sözde solcuların ve liberallerin devrimcilere ve sosyalistlere yönelik çirkin saldırı ve karalama kampanyalarından başka bir şey değildir.
Aslına bakılırsa 24 maddenin değişmesi noktasında AKP, CHP ve MHP sermaye egemenliğine dayalı bu statükonun devamından yana ve aynı saflardadır. Sözde solcular ve liberaller de bu maddelerin değişmesine EVET diyerek bu sermaye kervanına katılmışlardır. Bakalım bu sermaye kervanı 13 Eylül’de nerede duracak ve yeni yol haritasını nasıl çizecektir. Aynılar aynı yerde, Ayrılar ayrı yerde! Herkes kendi yoluna!
2 Eylül 2010/Sendika.org
{jcomments on}