Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Anasayfa İçerik Derlemeler Sınıf hareketi ve sol Hak arayanların seslenişi; güçlüydü, şenlikliydi - Şükran Soner

Hak arayanların seslenişi; güçlüydü, şenlikliydi - Şükran Soner

Televizyonların canlı yayın yaptıkları park alanını, 1976 1 Mayıs’ının DİSK’in kürsüsü yerine koyup meydana baktığımda.. İşçi ağırlıklı kitlelerin, sol örgütlenmelerin, ezilenlerin, haklarını renkli, şenlikli, çoksesli güçlü bir muhalefet orkestrası oluşturmuşçasına seslendirişinde görsel benzerlik çok çarpıcıydı. Kültür merkezini kaplayan dev işçi posteri aynı; özenilmiş çok renkli afişler, pankartlar, giysilerle katılan örgütler yelpazesi, sloganlar, marşların kimileri aynı, kimileri güncellenmiş bölümleriyle aynı kapıya çıkan içerikte... Her grup, her örgüt, her renk, 1 Mayıs geleneğine, felsefesine en uygun biçimde kendi örgüt penceresinden en yaşamsal, en güncel sorunlarla toplumsal muhalefetini ortaya koyuyor. Ortak sorunlar, emek hakları üzerinden ortak sloganlar ve marşlarda buluşuluyor...

Zaten 1 Mayıs’ların kutlanma biçimi, ülkelerin rejimlerinin, emekçilerinin hakları ve sorunlarının turnusol kâğıdı, aynası gibi... İnsan hakları, demokrasi, sendikal haklar, paylaşım sorunlarında işlerin iyi gittiği yıllarda ve değişik ülkelerde 1 Mayıs’lar çok şenlik ağırlıklı, düşük katılımlı yaşanıyor. Sorunlar büyüdüğünde bu çok renkli, çok sesli sol muhalefet orkestrasının da hem katılımı, hem de çıkardığı sesler, verdiği mesajlar, toplumsal muhalefet gücü katlanıyor...

DİSK’in ilk 1 Mayıs düzenlemesinde sol, sendikal muhalefetin hak arama, hakları geliştirme, örgütlenme gücü, orkestrasının sesi, sermaye-iktidar cephesini, düzen sahiplerini besbelli çok fazla ürkütmüştü, Türkiye’ye çağdaş demokrasi, emek, paylaşım hakları çok görülmüş olmalıydı ki.. 1 Mayıs 1977’ye daha şenlikli, daha güçlü bir katılımla hazırlanılmışken, 36 kişinin ölümüne yol açan kanlı provokasyon sahnelendi.. Emek cephesi 1978 kutlamasıyla bu provokasyona inat yoluna devam etmek istediyse de, araya 1 Mayıs’ların yasaklandığı yıllar, 12 Eylül darbesi ve sonrası küresel güç odakları ittifaklı Türkiye’ye liberal demokrasinin bile çok görüldüğü yıllar girdi...

“Türkiye’ye, en çok da emeği ile geçinenlerin haklarına,1 Mayıs 1977 provokasyonu ile başlatılan tuzaklarla 35 yıl kaybettirildi..” diye hayıflanılacak zaman değil. 1 Mayıs 2011’de, emek hakları, örgütlülüğünde, özüne bakarsak sol, demokratik haklar, insan hakları bilinci kullanımında çok gerilerde bir yerlerde olduğumuzu görmek için, öncelikle dile getirilen sorunlar gündemine şöyle bir bakmak yetiyor da artıyor bile...

2011 1 Mayıs’ına katılanlar moral değerleri güçlü muhalefet orkestrası oluşturmalarıyla 1976’nın gerisinde değil, ilersindeydiler. Ancak çoğunluk, sendikal haklarını kullanabilen, toplusözleşme düzeniyle daha iyi yasal, sendikal haklar, çalışma koşulları, ücret hakkı ister konumda değildiler. Meslek, sivil toplum örgütlenmeleri de güçlü sol bilincin, hak arayışının koşullarından, gündeminden uzaktaydılar. Meydanı dolduran yüz binler sendikal örgütlülüğün diplere vurduğu, asgari yasal ücret, çalışma haklarının korunamadığı, yoksullaşma, yoksunlaşmanın çok gerilerde, paylaşımın çok bozuk olduğu kitleleri temsil eder konumda olunca, sloganlar, pankartlarda kaçınılmaz sil baştan özgür sendikalaşma, demokratikleşme, insan hakları öne çıkmış bulunuyor...

Umut verici olanı 35 yıl aradan sonra daha güçlü bir çoksesli muhalefet orkestrasının oluşumunun, hazır örgütlülüğe dayanıyor olmaması.. Yani toplu pazarlık haklarının kullanımı ile giderek daha iyi ücret, yaşam koşulları elde eden işçilerin, meslek örgütleri çatısında kimlik kazanan aydınların, örgütler organizasyonu, katkılarıyla 1 Mayıs güçlü orkestrasını oluşturmaları daha bir kolaydı. Türkiye’de örgütsüz kitleler, hak aramada ezilmiş toplum yapılanmasında, yaşamın her alanında baskıcı, cezalandırıcı iktidar gücünün kullanılmasına karşın, kadın ve genç ağırlığı katlanmış olarak yaşamın her alanına dönük hak arayışlarının gündeme getirilmiş olmasıydı...

Gazetecilik kimliği, torpili ile bizler miting alanı içinde olabilmek için ortalama birkaç saat ayakta kalmak zorunda olduysak, uzak yerlerden gelenlerin arama kapıları arasında en az bir yürüme saatlik mesafeleri, öncesi, sonrası ile yürümek zorunda olmalarının, ortalama bir on saatlik ayakta, tecrit olarak ancak 1 Mayıs’a katılabilmenin zorlu koşullarını varın siz düşünün... Televizyon ekranlarından 1 Mayıs’ı izleyenler ise çok sevinçli, çok coşkulu yürüyen, slogan atan, halay çeken mutlu insanların görüntülerine tanıklık ettiler. 1 Mayıs tabularını çok zorlu koşullarda kırmış olmanın onuru, eski tüfekler kadar ilk kez katılanların, gençlerin yüzünde okunuyordu. AKP iktidarları sürecindeki yasaklı, keskin çatışmalı meydan kapatmaları üzerine, aşırı polisiye önlemlerle zora sokma, yıldırma, korkutma, tecrit duvarları da dün kırılmıştı... En alttakilerin, ezilenlerin haklarında yeni bir dönemeçteyiz...

2 Mayıs 2011/Cumhuriyet

{jcomments on}