Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Irak’ta işgalle, Türkiye’de işgalsiz... Petrol yasası olmayan sömürge sayılmaz!

 

Uğur Erözkan

Bağımsız ülkelerde, bu türden yasaların uygulanması mümkün değil. Son 35 yıldır dünya petrollerinin dörtte üçünden fazlası hükümetlerin mülkiyetinde ve denetiminde. ExxonMobil, Chevron, Shell ve BP gibi petrol tekelleri, petrol rezervlerinin kontrolünü tekrar ele geçirmek için seferber olmuş durumdalar. AKP’nin çıkarmaya çalıştığı Türk Petrol Kanunu da bu planın bir parçasıdır.

Ortadoğu coğrafyasının en büyük doğal zenginliği olan petrol, aynı zamanda halkların başındaki en büyük sorunların da kaynağını oluşturuyor. Tarihi çok başından anlatmaya gerek yok. Fosil yakıtların ulaşımda ve üretimde en yaygın kullanılan enerji kaynağı haline gelmesiyle birlikte “petrol savaşları” Ortadoğu halklarının gündemine girmeye başladı. 1918’de İngiltere Savaş Bakanı Sir Maurice Hankey bu durumu şöyle özetliyordu: “Petrol bir sonraki savaşta kömürün yerini alacak ya da en az onun kadar önemli olacaktır. Bizim kontrol edeceğimiz en büyük petrol rezervleri İran ve Mezopotamya’da bulunmaktadır. Bu petrol bölgelerini kontrol altına almak İngiltere’nin birincil derecedeki savaş gereği ve nedenidir.” O yıllarda güneş batmayan ülkenin savaş açmak için “demokrasi götürmek” türünden bahanelere ihtiyacı yoktu, sömürge hukuku diye bir şey vardı ve işgal edilen ülkenin başında sömürge valisi bulunurdu. Şimdilerde emperyalist kuvvetler, işbirlikçi hükümetler eliyle ülkeleri yönetebiliyor, ancak sömürge ülkelerinde geçerli olabilecek türden yasalarla ülkelerin yeraltı kaynaklarını uluslararası burjuvaziye peşkeş çekebiliyor. Bunun için her zaman fiili işgale gerek yok. Türkiye sokaklarında Irak’ta olduğu gibi ABD askerleri devriye gezmiyor olabilir, ancak işbirlikçilikte Irak Hükümetinden geri kalmayan AKP Hükümeti, Irak Petrol Yasasının bir benzerini Türkiye’de yürürlüğe koymaya hazırlanıyor. 17 Ocak’ta Meclisten geçirilen 5574 sayılı Türk Petrol Kanunu, Cumhurbaşkanı tarafından Meclise geri gönderildi. Ancak yasa, çok büyük bir ihtimalle hiçbir değişiklik yapılmadan meclisten tekrar geçirilecek. Memlekette hukuk ve demokrasi, hükümetin başında ülkeyi pazarlamayı misyon edinmiş bir Başbakan var. Gerekli koşullar oluştuğuna göre, petrol rezervlerinin uluslararası tekellerin iştahına sunulması için hiçbir engel kalmıyor.

İki ay önce, Irak Petrol Yasasıyla ilgili yazdığımız yazıda petrol tekellerinin ABD Hükümeti ve Kongre ile ortak çalışması sonucunda ortaya çıkan yasanın Irak’ın bağımsızlığının önünde en büyük engel olacağını vurgulamıştık. Yeni Türk Petrol Kanunu için de aynı sözleri söylemek hiç abartılı olmayacak. İki yasayı karşılaştırdığımızda karşımıza çıkan manzara, Irak ve Türkiye’nin gerçek egemenlerinin kim olduğuna işaret ediyor. Bağımsız ülkelerde, bu türden yasaların uygulanması mümkün değil. Son 35 yıldır dünya petrollerinin dörtte üçünden fazlası hükümetlerin mülkiyetinde ve denetiminde. ExxonMobil, Chevron, Shell ve BP gibi petrol tekelleri, petrol rezervlerinin kontrolünü tekrar ele geçirmek için seferber olmuş durumdalar. AKP’nin çıkarmaya çalıştığı Türk Petrol Kanunu da bu planın bir parçasıdır.

Ruhsatlarda tekelleşme
6326 sayılı eski yasadaki “Bir arama sahası, 50 hektardan fazla olamaz” hükmü, 5574 sayılı yeni yasada, “karalarda 100 bin, denizlerde 1 milyon hektar” olarak değiştiriliyor. Ayrıca yine eski yasada bulunan “Bir bölgede bir tüzel kişi aynı zamanda 8 arama ruhsatnamesine sahip olabilir. Ancak TPAO, toplam ruhsat adedi petrol arama bölge sayısının on katını aşmamak kaydıyla, her bölgede en çok 12 adet arama ruhsatı alabilir” hükmü kaldırılıyor. TPAO’nun ruhsat sayısındaki avantajlı konumunun ortadan kaldırılması ve ruhsat alanlarının sınırlandırılması uygulamasından vazgeçilmesi, parayı bastıranın istediği kadar rezerve sahip olabileceğinin garantisi. Buradaki “sahiplik” kelimesinin altını da doldurmak gerek. Yeni yasayla gelen çok önemli bir değişiklik, petrolün mülkiyetinin devlete ait olduğunu açıkça ortaya koyan eski yasanın ilk maddesinin kaldırılarak ticari faaliyetlerin ön plana çıkarılması. Bu, petrol rezervlerinin mülkiyetinin el değiştirmesini amaçlayan bir hamledir. Fiilen işgal altında bulunan Irak’ta bile hükümet bu kadar açıktan emperyalizme hizmet etmek için seferber olmadı.

Ülke ihtiyacı
Bağımsız ülkelerde, ulusal ham petrol ihtiyacı “ülke gereksinimi” olarak bulundurulur. Bu, ülke savunmasının önemli bir parçasıdır. Türkiye’de de eski petrol yasasında; “Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye’nin diğer tüm kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiliklerin ve Türkiye’deki tasfiyehanelerin, petrol tasfiye etmek için kullandıkları petrol ve Türkiye hudutları ve karasuları dahilinde her türlü yabancı kara, deniz ve hava vasıtalarına verilen petrolün tümüne ‘memleket ihtiyacı’ denilir” şeklinde tanımlanmıştı. Yeni yasayla memleket ihtiyacı kavramı ortadan kaldırılıyor. Petrol ihracatının fiilen tümüyle uluslararası şirketlerin elinde olacağını ve gene yeni yasayla şirketlerin ödemekle yükümlü oldukları devlet hissesinin kara ve denizlerde yüzde 2’ye kadar düşürüldüğü hesaba katılırsa durumun vehameti daha net ortaya çıkıyor. Kendi ülkesinin petrolünü yabancı şirketlerden satın almak için yasa çıkaran AKP hükümeti, işbirlikçilikte çığır açıyor.

Kölelik koşulları
Yeni yasanın sıradan bir petrol yasası olmadığı ortada. Bunun en belirgin özelliği, 25. maddede bulunan yabancı personel çalıştırılmasına ilişkin düzenleme. Söz konusu düzenlemede şöyle deniliyor: “Bir petrol hakkı sahibi, petrol işlemi için gereken yabancı personeli, Genel Müdürlüğün uygun görüşü ve İçişleri Bakanlığının izni ile 27/2/2003 tarihli ve 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın çalıştırabilir.” Ülkede her geçen gün işsizliğin arttığını ve beklenen ücret düzeyinin düştüğünü göz önüne alırsak Türkiye’de çalıştırılmak için getirilecek personelin kölelik koşullarında çalıştırılacağını anlamak güç değil. Bu durumdan burjuvazinin bir diğer çıkarı da beklenen ücret düzeyinin daha fazla düşmesini sağlayacak olması. Ayrıca, petrol şirketlerinin inisiyatif ve tasarruflarının belirleyici olacağı bu düzenleme ile yabancıların çalıştırılmasına ilişkin hukuk işlevsiz kılınacak. Hükümet, 2003’te kendi yaptığı yasayı uluslararası sermayenin çıkarı doğrultusunda delmekte beis görmüyor.

Petrol şirketlerinin ülkenin her yerinde istediği gibi at koşturabilmesi için özel düzenlenen yasa, neredeyse evlerimizi bile şantiye haline getirecek. Eski yasada petrol arama ve işleme alanları; “Sınırlara 5 kilometre mesafede; tarihi, dini yer veya tesise, su tesisine, bir yol veya umumi geçide 60 metre mesafede; şehir veya kasaba Belediye İmar Yasası dahilinde petrol faaliyeti, Bakan müsaadesi olmadan yapılamaz” hükmüyle kesin olarak belirlenmiş iken yeni yasada bu hüküm tümüyle ortadan kaldırılıyor.

Eski petrol yasasının 122. maddesinde doğal afet, savaş ve isyan gibi mücbir durumların petrol işlemesine etkisi olduğu oranda petrol işleme hakkı sahibinin hak ve vecibelerinin ertelenebileceği belirtiliyor. Yeni yürürlüğe konulmaya çalışılan yasada ise söz konusu mücbir durumlara grev, lokavt ve toplumsal olaylar da ekleniyor. Yani petrol şirketleri, emekçilerin greve gitmesi halinde işten çıkarma, işçilerin sosyal güvenlik haklarını ellerinden alma gibi tedbirler uygulayabilecek. Bu düzenleme ile yalnızca işçilerin örgütlü mücadelesi değil, halkın çevre ve insan sağlığı gibi konulara tepki göstermesi de engellenebilecek.

Tarihten öğrenmek yalnızca işçi sınıfına özgü bir yetenek değil. Burjuvazinin, hakim sınıf olma avantajını da kullanarak bu alanda işçi sınıfına göre daha ileride olduğu söylenebilir. Türkiye burjuvazisi Irak’a bakıp, ayağını denk alıyor. Emperyalizmin tercih sıralamasında üst sıralara yükselmek için de elinden geleni yapıyor ve gerçeği görüyor, uygun bir petrol yasanız yoksa iyi bir sömürge sayılmıyorsunuz!{jcomments on}