Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bush Latin Amerika’da: Kuzu postunda kurt

 

Yarınlar

Bush, Mart ayı başında Latin Amerika gezisine çıktı. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşmaları (NAFTA) için bölge ülkelerinden destek almak, etanol üretimini artırma amacıyla girişimlerde bulunmak, uyuşturucu ticaretine karşı bölge ülkelerine işbirliği önermek ve Latin Amerikalı gençlerin ABD’de eğitim görmesi için bütçeden fon ayrılacağını duyurmak gibi kutsal görevler üstlenmişti. Yalnızca beş ülkeyle sınırlı olan gezisi boyunca kendisini adım adım takip eden protestolar ve Chavez’in, Bush’un niyetlerini gün yüzüne çıkaran açıklamalarından anlaşılan en önemli gerçek, Bush’un, komşularının gözünde kaybettiği itibarı geri kazanmasının tahmin ettiği kadar kolay olmayacağıdır. Oysa geziye çıkmadan hemen önce yaptığı konuşmada kendisiyle Simon Bolivar arasında benzerlik kurarak Latin Amerika’nın bağımsızlığını arzuladığını anlatmıştı. Halklardan aldığı tepkiler ise hiç de umduğu gibi olmadı. Nihayet gezinin amacı Bush’un geçmişte diktatör olarak gördüğü liderlerin estirdiği sosyalizm rüzgarına karşı ideolojik mücadele başlatmaktı. Bush’un bu mücadeleden mağlup çıktığını ilan etmek için derin tahliller yapmaya gerek yok.

Fora Bush!
Uğradığı her yerde protestolar Bush’u adım adım takip etti. İlk durak olan Brezilya’da, Bush’un kaldığı otelin önünde toplanan on bini aşkın kişi, “Fora Bush” (Defol Bush) yazılı pankart ve dövizler taşıdı, hitler bıyıklı ve üzerinde gamalı haç olan Bush kuklasını yaktı. Arjantin’de, Chavez’in de katıldığı gösteride on binlerce kişi “gringo evine dön” sloganları attı. Uruguay’da göstericiler Bush’u, Devlet Başkanı ile bir araya geldiği binanın önünde “soykırımcı defol!” yazılı pankartla karşıladı. Guatemala’da Maya kabile reisleri, Bush’un kıtayı terk etmesinin ardından kötü ruhları kovmak için tütsü yakarak ayin yaptılar. ABD’nin kıtadaki en yakın müttefikleri olan Kolombiya ve Meksika’da da durum farklı değildi. Kolombiya’da lise ve üniversite öğrencileri beş bin kişilik bir gösteri düzenlerken, Meksika’da ise ABD Büyükelçiliği önünde kitlesel bir miting düzenleyen göstericiler, Bush’un ülkeyi ve kıtayı terk etmesini istedi.

Chavez Bush’u, Latin Amerika’da kuzu postunda dolaşan bir kurda benzetiyordu. Gezinin söylenen amacı ve geçmişten günümüze ABD’nin işlediği suçları düşündüğümüzde gayet yerinde bir benzetme olduğu açık. Torbasında bir dolu yalanla kıtaya giden Bush’un yalanlarından biri, bölge ülkelerine uyuşturucuya karşı mücadelede işbirliği önermesi. Zira ABD’nin uyuşturucu konusunda geçmişi oldukça karanlık. Yıllardır Kolombiya’da yetiştirilen koka yaprakları, ABD destekli çeteler tarafından uyuşturucuya dönüştürülüp Orta Amerika ve Meksika üzerinden ABD’ye ulaştırılıyor. Uyuşturucu paralarıyla yıllarca kıta ülkelerinde kontrgerilla yetiştirdi ABD. 1980’lerde, Honduras’ta örgütlenen kontrgerilla, ABD desteği sayesinde uyuşturucu ticareti gelirleriyle güçlendi ve Nikaragua’daki Sandinist iktidarın başına dikildi. Tüm dünyanın bildiği gerçekleri, Bush’un uyuşturucuyla mücadele yalanları unutturamaz.

Bush’un bir başka yalanı, Brezilya’da etanol üretimi için yapmaya çalıştığı anlaşmalarda ortaya çıktı. Büyük Bilim adamı edasıyla, “etanol”ü dünyayı kurtaracak enerji kaynağı olarak gösteren Bush’a, Chavez cevap vermekte gecikmedi. Jamaika’da halka hitap eden Chavez, Bush’un dahiyane planına açıklık getirdi: “Venezüella günde 3 milyon varilin üzerinde petrol üretiyor. Oysa aynı miktarda etanolü üretebilmek için bütün köylerin ve şehirlerin her yerine mısır ve şekerkamışı ekmemiz gerekir. Bush bize uygun olan bütün bereketli toprakları, içilebilir suyu, teknolojiyi, makinelerimizi ve gübrelerimizi halkımızın ihtiyaçları yerine zenginlerin araçlarının yakıt ihtiyacı için kullanmamızı söylüyor.” Aslında benzer planlar sömürgeciler tarafından kıta tarihi boyunca hep uygulandı. Kahve, şeker, koka üretiminden; kalay, altın, gümüş gibi madenlerden elde edilen kar her zaman yerli halkın refahının önüne geçti. Yüzyıllardır sömürülmekte olan halkların hafızasında emperyalist yalanlar ve bu yalanların yol açtığı yıkıcı gerçekler tazeliğini koruyor.

Latin Amerika, Bush gibilerini çok gördü. Ancak ABD emperyalizmi, bağımsızlık ve sosyalizm rüzgarının arka bahçesini bu kadar güçlü bir şekilde yeniden şekillendirmesine ilk kez tanık oluyor. ABD’nin ilerici iktidarlara karşı darbe tezgahlamanın işe yaramadığını anlayıp, ideolojik mücadeleye girişmesinin sebebi budur. Ancak çabaları boşa çıkacak. Çünkü Latin Amerika halklarının önünde emperyalist planların parçası olmaktan çok daha cazip olan Bolivarcı alternatif gün geçtikçe güçleniyor.{jcomments on}