Yavuz Sabuncu… Siyasal’ın yavuz hocası

 

Yarınlar

Büyük Amfi bir kez daha eşsiz bir hukuk ve siyaset bilimi söylevine sahne olacaktır. Öğrencilerin arandığı kapının yanı başında ders verdiği amfiyi ‘doğrudan demokrasi’ arenasına çeviren Sabuncu, bunu hiçbir şeyden çekinmeden yapar. Vakur ama gösteri ve gösterişe tenezzül etmeden yapar. Kapıda didik didik aranan (önce Türkiye) öğrenciler, birazdan onun dersinde (sonra Mülkiye) bambaşka bir ülkenin çocukları olurlar!”

paz04Yıl 1966. Yavuz 18’inde genç bir delikanlı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ilk yılı, ilk iş Fikir Kulübüne üye olmak. Hem iyi bir öğrenci hem sağlam bir devrimci. O zamanlar aynı evi paylaştığı arkadaşı Tuğrul Eryılmaz’ın deyimiyle Yavuz bir yandan Bahri Savcı ve Mümtaz Soysal’lı Anayasa kürsüsüne girmek için deliler gibi çalışıyor, bir yandan da sosyalizm propagandası için gecekondu gecekondu geziyordu.
1970. Yavuz dört yılda fakülteyi bitiriyor. 1971’de burslu olarak Avusturya’da Linz Sosyal Bilimler Yüksek Okulu’nda öğrenim görüyor. Sonrasında kısa bir süre banka müfettiş muavinliği yapıyor.
1976. Yavuz Sabuncu, Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Hukuku kürsüsünde asistan olarak akademik hayatına başlıyor. Doktora tezi “Sosyalist Ülkelerde Yönetime Katılma-Yugoslavya Örneği”. 1979 yılında doktorasını tamamlıyor.
Zor Yıllar…
1980. 12 Eylül. Darbeden en çok zarar gören kurumların başında üniversiteler geliyor. Prof. Dr. Fazıl Sağlam, Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. Cem Eroğul’un da aralarında bulunduğu çok sayıda iddialı akademisyen üniversiteden uzaklaştırılırken, o sırada asistan kadrosunda yer alması Sabuncu’yu bu dalgadan koruyor. Yavuz Sabuncu’nun bu şansı o dönemki Siyasal öğrencilerinin de şansı oluyor Sabuncu’nun cesareti sayesinde. Hocaların üniversiteden uzaklaştırıldığı, ders isimlerinin bile değiştirildiği bu dönemde Yavuz Sabuncu eski programı aynen sürdürmeyi başarıyor. Bir yandan da okuldan atılan hocaları yani artık meslektaşlarını verdikleri hukuk mücadelesinde yalnız bırakmıyordu. O zamanlar Siyasal’da öğrenci olan Doğan Akın o günleri şöyle anlatıyor: “Cebeci’nin yanı başındaki Kurtuluş Parkı’nda sapsarı kesilmiş bir sonbahar. Biraz heyecan, biraz merak, biraz gurur ama biraz da korkuyla ilk ders için Cebeci’deki Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne doğru yürüyoruz. Daha dumanı tüten 12 Eylül 1980 darbesinin Mülkiye’yi kasıp kavurduğu 1983 yılındayız. Aylardan ekim. Kapıda dekan, yardımcıları ve polisler var. Mülkiye’de, sonradan alışacağımız bu ‘12 Eylül karması’yla ilk karşılaşmamız. Fakülte yönetiminin gözetiminde üzerimiz aranırken soran gözlerle birbirimize bakıyoruz: ‘Mülkiye sahiden burası mı?’ (…) İlk hayal kırıklığını unutturacak ders ile hocası birkaç gün sonra ortaya çıkacak ve öğrencileri, hâlâ dünyayı değiştirebilecek hayaller kurabilecekleri okulun orası olduğuna ikna edecektir. Ders, Anayasa Hukuku’na Giriş’tir. Hoca da, Yavuz Sabuncu. Sert mizacını tamamlayan madeni sesiyle Sabuncu’nun dersleri başladıktan sonra anlaşılır ki, evet, orası Mülkiye’dir. (…) Derse biraz ortadan girse de, Büyük Amfi bir kez daha eşsiz bir hukuk ve siyaset bilimi söylevine sahne olacaktır. Öğrencilerin arandığı kapının yanı başında ders verdiği amfiyi ‘doğrudan demokrasi’ arenasına çeviren Sabuncu, bunu hiçbir şeyden çekinmeden yapar. Vakur ama gösteri ve gösterişe tenezzül etmeden yapar. Kapıda didik didik aranan (önce Türkiye) öğrenciler, birazdan onun dersinde (sonra Mülkiye) bambaşka bir ülkenin çocukları olurlar!”
1990. Yavuz Sabuncu doçenttir artık. 1994’te, “özerk üniversite” talebiyle gündeme gelen Öğretim Üyeleri Sendikası’nı kuran 18 akademisyenden biridir.
1995 yılına geldiğimizde ise profesör olmuştur Sabuncu.
2001 yılında F tipi cezaevlerindeki tecrit uygulamalarının kaldırılması talebiyle hazırlanan ve “İnsan Hücreye Sığmaz” başlığını taşıyan metne imza atan 100’e yakın akademisyenden biri de Yavuz Sabuncu’dur. Metinde şunlar yazılıydı: “Bilimin temel işlevlerinden birinin onurlu bir yaşamın savunulması olduğuna inanan biz öğretim elemanları, cezaevlerine yönelik ‘operasyon’un ‘hayata dönüş’ü gerçekleştirmediğini, tersine onlarca insanın canına mal olduğunu dehşetle görüyoruz. Öğretim elemanları olarak, cezaevlerinde sürmekte olan insanlık dışı uygulamaları, demokratik kitle örgütlerine ve demokratik hakların kullanılmasına yönelik baskıları kınıyoruz.” Ardından 2003 yılında Amerika’nın başlattığı Irak Savaşı’na ‘Meşru Müdaafa Dışında Her Türlü Savaş Yasaktır’ diyen akademisyenlerin arasında yer aldı.
2000-2005 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığı görevini üstlendi. Hem Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde hem de Yakın Doğu Üniversitesi’nde Anayasa Hukuku derslerini verdi. Ancak her zaman 1982 Anayasası’nın hala varlığını sürdürmesini ise üzüntüyle dile getirdi. Sevenleri inanmıyor öldüğüne. İnanalım artık. Ölmek için önce yaşamak gerekir. Evet… Yavuz Sabuncu öldü.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99