Bahar Alimoğlu
“Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, / hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.” diyor Nazım şiir.gen.tr sitesinde “Yapı Kredi Kültür Sanat ve Yayıncılık A.Ş.’nin isteğiyle okur erişimine kapatılmıştır. (05 Ocak 2007)” ibaresinin altında… Mülkiyet karşıtı Nazım’ın, Sosyalist Nazım’ın şiirlerinin milyonlara ulaşmasını hukuk yoluyla engelliyorlar. Hukuk onların hukuku, devlet onların devleti… Nazım ise vatanında ölmesi, vatanına gömülmesi bile çok görülmüş bir şair… Sadece Nazım mı okur erişimine kapatılan? Behçet Necatigil, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Edip Cansever, Faruk Nafiz Çamlıbel, Gülten Akın, İlhan Berk, Metin Altıok, Orhan Veli Kanık, Sabahattin Ali, Sabahattin Kudret Aksal…
Tanımıyoruz bu yasağı!
Şairleri metalaştırıyorlar, şiirleri metalaştırıyorlar. Üzerlerinden para kazanıyorlar… İşin kötüsü, para kazanmaktan daha belirgin bir amaçları var. Yapıkredi Kültür Sanat A.Ş. yarın birgün her şiirini basmayabilir telif haklarını aldığı şairlerin mesela… Ya da “satmıyor”, “basmak akılcı değil” gerekçeleriyle “artık” basmayabilir bu şairlerin kitaplarını... “Mal” onun, ister atar ister satar… Eskiden yasaklıydı şairler, kitapları teksirle basılır, ezberlenerek yayılırdı. Yeni trend: Metalaştırarak yasaklama. Yasaklama biraz feodal sistemin yöntemi, daha kaba bir yöntem… Kapitalizm bu işi telif gibi daha ince yöntemlerle yapıyor. Özgürlükler dünyası ya… Şiir illa bir mal olarak görülecekse Koç gibi büyükbaşların değil toplumun, insanlığın malı olarak görülmelidir, şairinin bile değil. Şiir yazıldıktan itibaren sanatçının olmaktan çıkar zaten.
Bilgiyi Kafeslediler Sıra Şiirde…
Fikri mülkiyetin en büyük dayanağı, kişilerin harcadıkları emeklerinin sonuçları üzerinde hakları olması gerektiğidir. Çünkü böylece ekonomik çıkar sağlanacak ve fikri üretim özendirilecektir. Ama unuttukları bir şey vardır: Bilgi, tek bir kişinin ya da grubun emeğinin ürünü değildir, toplumsal bir üründür, binlerce yıllık insanlık tarihinin ortak ürünüdür. Kaldı ki sanat bambaşka bir alan… “Yazmasam ölecektim” cümlesiyle özetlenebilir bir şairin şiir yazışı, bir edebiyatçının sayfalarca süren romanını bitirdiğinde hissettikleri… Bir aydın hassasiyetidir sanat. Aydının topluma karşı sorumluluğudur adeta… Yıllarca okunmayacak, yıllarca bir değer atfedilmeyecek, kazandığı karnını doyurmaya bile yetmeyecek de olsa yazarlar, çizerler, yaratırlar… Bilirler ki bir gün topluma ışık tutacaktır sarfettikleri emekleri… İşte bu yüzden sanat metalaştırılamaz. Bilimin de sanatın da metalaştırılması insanlık suçudur.
Yapı Kredi Bankası’na ait yayıncılık şirketi, yayın haklarını ele geçirdiği eserleri internette yayınlayan sitelere milyarlarca YTL’lik dava açma tehdidinde bulunuyor. Bulunsunlar… Nazım’ın, Cemal Süreya’nın, Metin Altıok’un ve nicelerinin dizelerini yayınlamak için onların yıllarca mücadele ettikleri sistemden, tekellerden izin alacak, onlara para verecek değiliz. Bahsi geçen şey fikri mülkiyet, telif hakkı falan değil, bildiğiniz ele geçirmek, kafeslemektir. Düpedüz hırsızlıktır. Mülkiyet ve miras tartışmaları da cabası tabi…
Şiirimize, şairimize sahip çıkmamız gerekiyor. Biz ne Nazım şiirlerini telif hakkı ödemeden basabilmek için 2033 yılını bekleyeceğiz ne de sermayenin bu ahlaksızlığına karşı sessiz kalacağız. Aklıma bir gün hiç kitap almayın çağrısı yapmak gelmezdi… Ama almayalım Yapı Kredi’nin bastığı kitapları. Kütüphanelerden okuruz, sahaflardan alırız, kendi aramızda değiş-tokuş yaparız, fotokopi çekeriz, defterlerimize yazarız, kağıdı da yasaklasınlar, ezberlerimiz var… Onu da alamazlar ya elimizden. Duvarlarımız var, binlerce şiiri yazabilecek kadar boş geniş duvarlar… Sakıncasız şiir okuru olmayı reddediyoruz!{jcomments on}