Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Petrolün son damlasına kadar işgale devam

 

Uğur Erözkan

7 Ocak tarihli İngiliz The Independent gazetesi tüm dünyaya çok önemli bir belgeyi ele geçirdiğini duyurdu. Irak’ta uzun süredir merkezi hükümet ile bölgesel yönetimler arasında görüşülen yeni petrol yasa taslağını ele geçiren gazete, haberi “Kan ve Petrol: Irak’ın en değerli hazinesini Batı nasıl sömürecek” başlığıyla verdi. İşgalin başladığı 2003 yılından bu yana Irak’ın petrollerinin işgalciler tarafından sömürüldüğü herkes tarafından bilinen bir gerçek. Bizler için yeni olan, söz konusu durumun bir işgalci kuvvetin savaş kurallarıyla yönetilen bir ülkede tamamen hukuksuz bir şekilde bölgesel işbirlikçi yönetimlerle zımni anlaşmalar yaparak elde ettiği sömürgeci ‘hakkını’, savaş sonrasındaki 30 yıl boyunca, bu kez yasalara dayanarak sağlamlaştırıyor olması. Irak merkezi yönetiminin Petrol Bakanlığı sözcüsü Asım Cihad, Ocak ayının ilk haftasında, söz konusu yasanın Irak Ulusal Meclisi’ne tasarı olarak sunulması için bölgesel yönetimler arasında anlaşma sağlandığını açıklamıştı. Ancak The Independent gazetesinin ele geçirdiği belgeleri dünya kamuoyuna açıklamasından kısa bir süre sonra meclise sunulması gereken tasarı, Irak egemenleri arasında tekrar anlaşmazlığa sebep oldu. 23 Ocak’ta bölgesel Kürt yönetiminden henüz bir anlaşma sağlanmadığı açıklaması geldi. Gerçeklerin bir İngiliz gazetesinin ağzından ilan edilmesi, emperyalistlerin planlarını şimdilik ertelemesine sebep olmuş gözüküyor. Ancak bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Irak’a yaptıkları savaş yatırımlarının karşılığında ABD ve İngiliz emperyalizminin petrolde aslan payını Irak halkına bırakmasını beklemek fazlaca iyi niyet olur. Nihayet bu yasa uzun süredir Irak yönetimine kabul ettirilmeye çalışılan bir sömürge anlaşmasıdır ve bağımsızlık talep eden bir yönetim Irak’ta hükümet olmadığı sürece uygulamaya konmasının önünde ciddi bir engel olmayacak.{jcomments on}

Irak için bağımsızlık hayal

Yeni petrol yasası, “üretim-paylaşım anlaşmaları” adı verilen bir sistem oluşturulmasını öngörüyor. Bu sisteme göre uluslararası petrol şirketleri; altyapı inşası, hammadde işlenmesi, boru hattı sistemlerinin entegrasyonu da dahil olmak üzere Irak petrollerinin pazarlama hakkını en az 30 yıl süreyle devralabiliyor. Anlaşma yapma hakkı işgal döneminde olduğu gibi bölgesel yönetimlere bırakılıyor. Aslında bu yasa vaziyetin kurallaşmasından öte bir anlam taşımayacak. ABD’nin Irak yönetimine el koyduğunda ilk yaptığı iş Saddam dönemindeki petrol politikasını kökten değiştirmek oldu. Robert Fisk, 20 Ocak tarihli makalesinde ABD ve İngiltere merkezli uluslararası şirketlerin halihazırda Irak petrol gelirlerinin yüzde 70’ini elinde bulundurduğuna dikkat çekiyor. Yeni yasa tasarısına göre ise bu rakam yüzde 75’e kadar çıkabilecek. Petrolün 1972 yılında millileştirilmesinden bu yana Irak’ta yabancı şirketlere petrol işletme hakkının yasayla devredilmesi bir ilk olacak. Sadece Irak’ta değil, Orta Doğu’nun hiçbir ülkesinde benzer anlaşmalar bulunmuyor. Örneğin dünyanın önde gelen iki petrol üreticisi olan Suudi Arabistan ve İran’da petrolün üretimi devletin sahibi olduğu şirketler tarafından gerçekleştiriliyor ve herhangi bir yabancı şirket ortaklığı kabul edilmiyor. Aynı durum birçok OPEC ülkesi için geçerli. ABD, daha önce Latin Amerika’da uyguladığı petrol politikasının bir benzerini Irak’ta uygulamaya hazırlanıyor. Küreselleşen dünyadır bu, emperyalizmin dünyanın bir ucunda kazandığı sömürge deneyimini dünyanın diğer ucunda uygulamasından başka bir şey değil.

Yasayı işgalci yaptı

Yeni petrol yasası hakkında çok önemli bir bilgi de petrol endüstrisi alanında araştırmalar yapan Platform adlı insan hakları ve çevre örgütünün sözcüsü Greg Muttitt’in açıklamaları sayesinde ortaya çıktı. Muttitt’e göre yasa Irak yönetimleri tarafından görüşülmeden önce ABD’de planlandı. Yasa taslağı Temmuz’da ABD hükümeti ile başta Exxon ve Chevron olmak üzere büyük petrol üreticisi firmalar arasındaki görüşmelerle belirlenmiş, Eylül’de ise IMF’den onay alınmıştı. Aralık ayında 20 kadar Irak milletvekili ile Ürdün’de görüşmeler yapan Muttitt, hiçbirinin adı geçen yasa taslağından haberdar olmadığını belirtiyor. Irak’ın yönetiminde kimin gerçek söz sahibi olduğunu en açık biçimde gözler önüne seren bu açıklama, aynı zamanda işgalci başkanların da hiçbir şekilde kabul etmek istemedikleri bir gerçeğe işaret ediyor: Irak işgalinin petrol yağmalamak adına yapıldığı gerçeği. Bizler unutmadık ama bir kez daha hatırlatmakta yarar var; 2003 Martında Bush, Irak petrolünün “ülkenin yeniden inşasını karşılamak için kullanılacağını” gururlu bir ifadeyle açıklarken Blair ise Avam Kamarası’nda petrol gelirlerinin “Irak halkının refahı için kullanılmak üzere Birleşmiş Milletler’in kontrolündeki uluslararası bir fona devredileceğinin” sözünü veriyordu. İşgalciler Irak’ın refahı için gelirin yüzde 25’ini yeterli görmüş anlaşılan. Tabii işbirlikçi yönetimlerin payı bu rakama dahil.

Petrol hem ucuz hem de bol

Irak petrolünün işgalcilerin iştahını kabartan iki özelliği var. İlk olarak Irak petrolü yüzeye yakın kaynaklarda bulunduğu için çıkarma maliyeti oldukça düşük. ABD, kendi petrol kaynaklarına göre üç kat daha ucuza petrol çıkarabiliyor Irak’ta. Sadece Amerika’dakilere göre değil, dünyanın birçok bölgesine göre oldukça avantajlı Irak petrollerine sahip olmak. Irak’ta petrol üretimi yapmak, Amerikan ve İngiliz şirketleri için pazara hakim olmada çok büyük bir avantaj sağlıyor. Diğer özelliği ise toplam rezervinin çok küçük bir bölümünün kullanılıyor oluşu. Dünyada petrol rezervleri bakımından üçüncü sırada gelen Irak’ta şimdiye kadar yalnızca 2.300 kuyu açılmış durumda. Bu rakam, çıkarma maliyeti çok yüksek olduğu için en az tercih edilen Kuzey Denizi’ndeki petrol kuyularından bile az. Şimdiye kadar petrol rezervlerinin bu denli küçük çapta değerlendirilmesinin sebebi, Irak’ın petrol arama ve çıkarma teknolojisinin oldukça eski olması. ABD ve İngiltere’nin teknolojinin hakkını vererek Irak petrollerini en verimli şekilde kullanacağını tahmin etmek güç değil. Üretim-paylaşım anlaşmalarında yer alacak maddelerden biri de bu konu hakkında. Anlaşma yapılacak şirketlere Irak sınırları içerisinde petrol arama hakkı tanınacak. Üstelik yeni kuyu bulan ve işletmeye açan şirketlere yüzde 5 oranında vergi indirimi yapılacak. Yani bu ucuz ve bol petrol kaynağını hakkını vererek sömüren şirketlere ödül verilmesi planlanıyor. İşgalcilerin her türlü konforu düşünülmüş.

Her şey Irak halkı için!

Bush’un Irak’ın yeniden inşası için ayrılacağını söylediği petrol gelirlerinin denetlenmesi bile yeni yasayla birlikte Irak yönetiminin elinden alınacak. Tasarının “Mali Rejim” başlıklı bölümünde şöyle deniyor: “Anlaşma yapılan şirketlerin karlarını yurtdışına çıkarması hiçbir şekilde engellenmeyecek ve yurt dışına çıkardıkları miktar için hiçbir şekilde vergiye tabi tutulmayacaktır.” Yalnızca yüzde 12.5 vergi ödeyecek olan şirketlerin, Irak’taki güvenlik sorunu göz önüne alınarak karlarının yüzde 20’sinin vergiden muaf tutulması karara bağlanıyor. Irak’lı bir petrol uzmanı olan Dr. Muhammed Ali Zainy, böyle bir anlaşma şartının dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanamadığını belirtiyor. Zainy, Saddam döneminde Fransız şirketleriyle imzalanması gündeme gelen ancak imzalanamayan benzer bir anlaşmada dahi bu oranın yüzde 10 olarak belirlendiğini, bu durumun şirketlerin neredeyse sıfır maliyetle çalışmasını sağlayacağını vurguluyor.

Irak’ın yeniden inşası için 2003 Mayısında Pentagon’a bağlı Irak Yeniden Yapılandırma ve Yönetim Bürosu’nun yaptığı araştırmaya göre toplam harcamaların 13 milyar doları geçmeyeceği tahmin ediliyor. Üretim-paylaşım anlaşmalarından tekellerin sağlayacağı yıllık kar ise uzmanlar tarafından 20 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Yani bir yıllık kar Irak’ı yeniden inşa etmeye fazlasıyla yetiyor. Oysa biraz önce de belirttiğimiz gibi karın bir kısmının dahi Irak’ta alıkoyulmasını sağlayacak herhangi bir tedbir yok.

Yeni petrol yasasının petrol tekellerini ihya edeceği, Irak halkı için ise açlıktan başka bir şey getirmeyeceği gayet açık. Tasarıda ise yabancı şirketlerin yatırımlarına Irak’ın yeniden inşası için başvurulduğu belirtiliyor. Blair’in de söylediği gibi aslında her şey Irak halkının refahı için. Tekeller için, dünya rezervlerinin yüzde 10’unu oluşturan 115 milyar varil petrol rezervine sahip Irak’ın petrol kuyularını 30 sene boyunca sömürmenin önünde hiçbir hukuki engel bulunmayabilir. Oysa tüm gelirinin yüzde 95’i petrole bağlı olan fakir bir ülke için “üretim-paylaşım anlaşması” adı bir şey ifade etmeyecektir. Bu yasa bir sömürge yasasıdır, ve tarihin en büyük yıkımlarından birine maruz kalan bir halk tüm varlığını sömürgecilere sunmak zorunda bırakılmaktadır.