Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Endişelenmekte haklısınız!

 

Elif Bozkurt

Latin Amerika tarihi ezilenlerin tarihidir bir bakıma. Doğanın verdiği varsıllık içinde sömürünün insanları devasa bir yokluğa mahkum edişinin tarihidir. “Latin Amerika’nın talihsizliği tanrıya çok uzak ABD’ye çok yakın olmasıdır”…

Dünyanın güneyi şimdi bu talihsizliğine dur deyip kendi tarihini başka türlü yazmaya karar verdi. Büyük biraderin burnunun dibinde; ezilenler, uyanışın başladığının ilk habercileri oluyorlar; Latin Amerika, kesik damarlarını onarıyor, güneyde yeni bir hayat filizleniyor.

CIA: “Bay Chavez konusunda endişelenmeliyiz”
Venezüella’da Chavez iktidarının atacağı adımlar Latin Amerika’nın geleceği için de çok büyük önem taşıyor.

1998 seçimlerinde %56 oy alarak devlet başkanlığına gelen Chavez’in, 2000 seçimlerinde oy oranını %60’a çıkarması ve artan destekle beraber ABD karşıtı bir yolda ilerlemesi büyük komşuyu rahatsız etmeye ziyadesiyle yetmişti. Küba’ya uygulanan ambargoyu delmesi, Irak ziyaretleri, Rusya ve Çin’le yapılan ikili anlaşmalar ve petrol şirketleri üzerinde devlet kontrolünü arttırıcı tedbirler… Arka bahçe hiç olmadığı kadar karışıyordu.

Latin Amerika’ya ne zaman bir sol iktidar gelse yanıbaşından gelecek bir darbeyle alaşağı edilivermesi tarihin bir yasası sayılıyordu. Olayların başlangıcı Latin Amerika’nın yüzlerce yıllık tarihinde olağan; sonu ise olağandışıydı. Bildik alaşağı etme taktiği bu kez işe yaramadı ve ordunun üst kademeleri tarafından yapılan Amerikancı darbe, halkın etkili karşı çıkışı ve ordunun alt kesimlerini de peşinden sürüklemesiyle kısa sürede püskürtüldü. Geniş halk kitlelerinin IMF’nin kemer sıkma politikalarına karşı ayaklanıp ezildiği 1989’dan o güne kadar,  kitlesel eylemler Venezüella’dan uzaktı.

Venezüella; Amerika’nın darbe tezgahının savuşturulmasından Chavez’in altı yıl için daha devlet başkanlığına seçildiği Aralık 2006 seçimlerine kadar olan süre boyunca birçok kesimde ilgi odağı olarak izlendi. İzleyenlerin büyük kısmı Venezüella’da atılan adımların Latin Amerika tarihi için önemli yapıtaşları olduğunun farkındayken belli bir kesimden ise tedirginlik ve itiraz sesleri yükseliyor. Bir tarafta bazı sol kesimlerde ısrarla “Halkı ne zaman yarı yolda bırakacak?”, “Oligarşinin gücünü sarsmaya sıra geldiğinde yapamayacak”larla başlayan ve “Chavez kitlelerin önünden çekilse asıl o zaman neler olur neler”e varan bir yelpazede hareket eden felaket beklentileri var. Diğer tarafta ise pek tabii ki ABD, Ortadoğu’daki sıkışmışlığı nedeniyle Latin Amerika’da kendi açısından kötü giden işlere müdahale edememenin tedirginliğini yaşıyor. 25 Ocak 2007 tarihinde CIA’den John Negroponte Latin Amerika’daki ‘Chavez fenomeni’ne karşı en az Küba’nın ve Lideri Castro’nun kıta siyasetindeki etkisine karşı olunduğu kadar dikkatli olunması gerektiğini belirten açıklamalar yapıyor. Ve aynı açıklamalardan öğreniyoruz ki 2001 yılından bu yana anti-Chavezci yapılara yaklaşık 50 milyon dolarlık bir kaynak aktarılmasına ve sistematik şekilde Chavez karşıtı istihbarat çalışmaları yapılmasına rağmen Chavez yönetimi, dünyanın geri kalmış bölgelerine ve kamusal politikalara çok daha büyük kaynaklar aktararak gücünü arttırmış. CIA “Bay Chavez konusunda endişelenmeliyiz” diyor.

Peki Venezüella’da neler oluyor?
3 Aralık 2006 seçimlerinde 6 yıl daha devlet başkanlığına getirilen Hugo Chavez’in elinde şimdi politik iktidar, kitlelerin tam desteği ve parlamentonun denetimi var. Yeni bakanların yemin töreninde yaptığı konuşma, kapitalizme karşı alınacak tedbirlerin sıralandığı bir programın anlatımıydı. Chavez konuşmasında Bolivarcı sosyalizmi yapılandırma amaçlı yeni bir devrenin başladığını söylerken devrimin ana hatlarını da açıklıyordu.

“Özelleştirilen her şey kamulaştırılacak” sloganı 2007-2021 yılları arasında uygulanacak olan ‘Ulusal Simon Projesi’ olarak adlandırılan programın temelini oluşturuyor. Kamulaştırma hamlesinde temel hedef stratejik sektörlerde üretim araçlarının mülkiyetini topluma vermek. İlk adımlardan biri de petrol endüstrisinde devlet denetimini arttırmak olacak. Devletin ABD, Fransa, İngiltere ve Norveç şirketleriyle ortaklaşa işlettiği şirketlerdeki Venezüella’nın azınlık payına sahip oluşu değiştirilip işletmelerin denetiminin devlete geçirilmesi gündemde.

Diğer adımlardan biri Merkez Bankası’nın bağımsızlığının kaldırılması. Merkez Bankası yönetimi Chavez’in yoksulluğu azaltmak için alınacak tedbirler kapsamında devlet fonlarının kullanımına sistematik olarak karşı çıktı. Bankanın bağımsız yapısı banka müdürleri tarafından, ekonomiyi kontrol etmek yoluyla Venezüella’da hakimiyetini sağlamlaştırmak isteyen oligarşinin çıkarları doğrultusunda kullanıldı. Dolayısıyla Merkez Bankası’nda yapılacak olan reform aslında Chavez iktidarı oligarşi ile çarpışacak mı uzlaşacak mı sorularına verilen bir yanıt oluyor.

Chavez’in konuşmasının en belirgin vurgusu ‘halk iktidarı’na dayanacağı ve yoksul bölgelerdeki yığınların yönetimde daha çok söz hakkına sahip olacağı. Chavez yapılması gerekeni ‘burjuva devleti ortadan kaldırmak’ olarak açıklarken bir taraftan da yeni yapının ancak toplumsal konseylere daha fazla yetki vererek bu konseylerin aşağıdan yukarıya doğru geliştirilmesiyle kurulabileceğini söylüyor.

Chavez’in konuşmasında ortaya koyduğu, bir devrim programı. Kendisi de durumu “Venezüella’nın sosyalist cumhuriyeti’ne doğru ilerliyoruz… hiç kimse ve hiçbir şey bizi durduramaz” diyerek açıklıyor.

Altı yıl gibi kısa bir süre içinde halkın geniş desteğinin kazanılmış olması, Chavez’e bu adımları atabilmek için imkân sağladı. İçeride uygulamaya geçirilen bu programın dışarıdaki uzantısını da ALBA (Latin Amerika için Bolivarcı Alternatif) oluşturuyor. Venezüella ve Küba arasında kurulan oluşuma Bolivya, Nikaragua ve Ekvador’un katılımı, oluşumu güçlendiriyor. Kurulan Latin Amerika ortak pazarı, ABD’nin bölgeyi sömürmesine olanak tanıyan Serbest Ticaret Antlaşması’na (FTAA) önemli bir direnç merkezi haline geldi. İkili ticarette para yerine mal ve hizmet takasına giderek ambargo altındaki Küba ekonomisinin önemli ölçüde rahatlamasına olanak sağlandı.

Her şey güllük gülistanlık mı?
{jcomments on}
Venezüella’da yaşananları kitlelerin sahneye çıkışıyla değil de ordunun direnişiyle açıklama ya da Chavez iktidarını bir çeşit diktatörlük olarak yorumlama eğilimleri çoktan yanlışlandı. Bizzat Chavez karşıtı darbe ordunun generalleri tarafından yapılmıştı; Chavez’in iktidarı alışı ise geniş halk kitlelerinin sokaklara dökülmesiyle sağlanmıştı. O dönemde sol iktidarın gelişini halkın yıllardır ezilmişliğinin sonucu olarak değil de Chavez’in kişiliğinde gören anlayış doğal ki sonucunda da bir geri dönüş olacağı beklentisiyle bakıyordu Venezüella’ya. Ancak bu bekleyiş devrimin kaderini halkın devrimci reflekslerinde aramak yerine Chavez’in kişiliğinde arıyordu. Şimdi bu da yanlışlandı. Chavez iktidarı Venezüella’da halkın eğilimleriyle birleştiği için güçleniyor. Chavez geleceğin toplumunun ancak en zavallı, en yoksul, en ezilen ve sömürülen halk kesimlerinin katılımı ile gerçekleşeceğini biliyor. Venezüella devrimi tam da bu yüzden dayanağını bu kesimlerden alıyor. Televizyon ekranlarından gülümseyerek ‘cehenneme gidin gringolar’ diye bağıran, Condelezza Rice’a ‘sen çok oldun küçükhanım’ diyen bu kırmızı gömlekli adamın sözleri Latin ezgilerinden daha sıcak geliyorsa artık kulaklarımıza bu sözleri söyleyenin ezilmiş kitlelerin tercümanlığını yapmasındandır.
Venezüella’nın emperyalizmle olan mücadelesinde bir adım öne geçtiği ve sağlam mevziler kazandığı çok açık.  Ancak bu durum pek tabii ki hiç kimseyi her şeyin güllük gülistanlık olduğu sarhoşluğuna da itmemeli.

Venezüella çok gelişmiş düzeyde bir endüstrisi olmayan ‘rantiye’ bir ülke. İşçilerinin çoğunluğu ise enformal sektörde çalışan düzensiz işçiler. Mücadelenin ideolojik yönü, bu kesimlerin dönüştürülmesi zorlu ve uzun vadeli süreçler.

Öte yandan Venezüella’da devlet sektöründe çalışanların büyük kesimi oraya hatır için yerleştirilmiş, iş görmek istemeyen kesimler. Devlet halka hizmet etmiyor; eski rejimin elemanlarıyla delik deşik; devrim sürecinin önünü kesen bürokrasi ve yolsuzluk her düzeyde mevcut. Orta sınıflar medyanın yanlış bilgilendirmesi ve ‘Chavista’ karşıtı yönlendirmeden etkileniyorlar.

Uygulamaya konulacak son projeyle beraber Venezüella’da burjuvazi varlık yokluk mücadelesine girmiş durumda. Bir hisse senedi taciri, Chavez’in yeni açıklamalarının ardından bazı radikal açıklamalar beklediklerini ancak bu kadarının şok yarattığını söylüyor. “Şu anda hiç kimse Chavez’in niyetinden şüphe etmiyor” diyor. Önümüzdeki dönemde burjuvazinin elindeki araçları kullanarak devrimi baltalamak için büyük hamlelere kalkışacağı çok açık.

Venezüella devrimini girdiği yeni mecrada daha çok zorluk ve mücadele bekliyor. Chavez iktidarını halka rağmen değil halkla beraber kurduğunu gösterdi. Hiç kimse bize devrimlerin gül bahçelerinde yapılacağını söylemedi. Venezüella da gül bahçesi değil şimdi. Devrim sahnesi…