Yarınlar
DİSK üniversite gençliğine bir sendika kurmayı öneriyor. Gençlik sorunlarına kafa yoran ve çözüm arayan herkes ister istemez bu öneriyi değerlendirmek zorundadır. Değerlendirmeye çalışıyoruz. Ama bu değerlendirme “bir sendika ne de güzel olurdu” düzeyini aşacaksa ister istemez sormak durumundayız.
1. Gençlik sendikasını DİSK’in gündemine taşıyan en önemli etken eğer DİSK’in 6 yıl önce yaptığı bir genel kurul kararı ise ortada bir sorun duruyor. İlk olarak 6 yıl bu fikrin yazılı belgelerde kalmasının nedeni, gençlik içinde sendika fikrinin zemin bulamayışı mıydı? Yoksa DİSK’in gençliğin sorunları ile ilgili yaptığı özet o zaman geçerli değildi de bugün mü geçerli hale geldi? Biz DİSK’e sendika fikrinin arkasındaki tahlili sorarken, her kampüste dağıtılan bildiriler türünden “genel” bir açıklama beklemedik. Gençliğin önemli bir kısmı üniversite okuyamıyor ya da okuyanlar işsiz kalıyor tamam, ama neden sendika? Yani biz bize konuşurken neo-liberalizmin ne olduğunu tartışmaya gerek yok. Biz sendika önerisini, gençlik hareketinin içinde bulunduğu durumu gözeterek nereye dayandırdıklarını sorduk. Bu noktada “biz gençlik hareketini örgütlemeyi değil en geniş gençlik kitlesini örgütlemeyi hedefliyoruz” demek, aslında bir cevap vermemektir. Çünkü gençlik hareketinin dışında bir gençlik sendikası olmaz, tıpkı memur hareketinin dışında bir memur sendikası ya da işçi hareketinin dışında bir işçi sendikası bulunmayacağı gibi. Sendikalaşmamış bir emekçi alanında sendikal faaliyet yapacaksanız, her türden “oluş”u dikkate almak zorundasınız. Gençlik hareketi için de bu geçerlidir. Nihayet bu sendika gençlik hareketinin bir unsuru olduğuna göre bütünle arasında akla yatkın bir ilişki kurmalıdır ki gerçeklik kazansın.
2. Biz sendikayız sendikacılık yaparız demek, biz duvarcıyız duvar öreriz demekten farklı bir söz değildir. Yarınlar, sendika önerisine ezbere karşı çıkmaya değil anlamaya ve değerlendirmeye çalışıyor. Evet genel olarak sendikal nitelikteki faaliyetin gençlik hareketinde içinde bulunduğumuz dönem açısından faydalı olduğunu düşünmüyoruz. Ama yine de DİSK’e soruyoruz. Çünkü DİSK eğer emekçilerin dar çıkarlarının ötesine geçip daha politik bir perspektife sahipse –ki öyledir yoksa neden ayrı ayrı konfederasyonlar olsun- önce politik bir perspektif ve onu gerekçelendiren bir tahlil sunmalıdır. Yani demelidir ki gençlik alanındaki şu deneyimler, şu nesnel koşulların etkisi ve şu öznel hataların sonucunda bugünkü duruma yol açmıştır. Emekçiler ve gençlik bu duruma şöyle bir mevzilenmeyle ve bu perspektifle karşı çıkmalıdır. Yani bizim tartıştığımız şekliyle tartışmalıdır. Aksi halde “elimden gelen budur” savunması ancak “peki ilginiz için teşekkür ederiz” diye yanıtlanır.
3. “En basit öğrenci sorunu bile egemenlerle bir mücadele konusudur” tezi, egemenlerle öncelikle ve acil olarak hangi alanda mücadele etmek gerektiğini belirlemek yerine “neyi mücadele konusu yaparsak yapalım egemenlerle mücadele etmiş sayılırız” anlayışına yol açar. Sol sendikacılığın solcu olmaktan çok sendikacı olmasının nedeni de budur. Yarınlar, bugün gençliğin yol parası üzerinden pazarlığa oturmasını, birincisi günün görevi olarak görmüyor. İkincisi, kazanıldığında kazanım olsa da kazanılmadığında da gerçekte kitleler açısından eksikliği yakıcı bir biçimde hissedilen bir konu olarak görmüyor. Asıl sorun şu ki, üniversiteyi bitirenleri bekleyen ve tamamen ülke kaynaklarının paylaşılmasına gelip dayanmış olan işsizlik sorunu çözülecek olsa geniş bir kesim derslere faytonla gidip gelmeye de razı gelecektir.{jcomments on}