Temel İdeolojik Yönelimler

ideolojiYayın politikamızı belirleyen genel kabuller, ilkeler ve ideolojik çerçeve...

Abonelik

abonelikYarınlar'a abone olun, hem dergiye katkıda bulunun hem de derginiz her ay adresinize gelsin.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

DİSK Basn Yayn Dairesi Müdürü Fahrettin Erdoğan: Amaçlanan bir öğrenci hareketi değil!

Bir sendikal hareket ise, önceliğini, kendi alanının öznel sorunları etrafında örgütlenerek bunu politik çerçeveyle ilişkilendirmeden alır. Yani tartışılan öğrenci gençlik sendikası bu anlamda bir “gençlik hareketi”ni örgütlemeyi değil, en geniş öğrenci kitlesini sırf öğrenci olmalarından kaynaklı sorunlar etrafında birleştiren ama bunu ülkenin sosyo politik yapısından da ayırmayan bir muhtevaya sahip “sendikal hareketi” örgütlemeyi önüne koymaktadır.

Öğrenci sendikası fikrini gündeme taşıyan nedir? Böyle bir ‘ihtiyacı’ belirleyen temel sorunlar belirlenmiş durumda mı?

Sendika düşüncesini kendi “öznel” gündemimize taşıyan (ve bunda geç de kalınan) en önemli etken DİSK’in 28-30 Temmuz 2000 tarihinde yaptığı 11. Genel Kurul kararıdır.

DİSK bu kararda; gençlerin ülkenin geleceğinde söz sahibi olabilmeleri için eğitim ve istihdam olanaklarından azami ölçüde yararlanmalarına, ancak sosyal devlete yönelik neoliberal saldırılar nedeniyle gençliğin büyük çoğunluğunun bu olanaktan yoksun olduğuna; 15 milyon gençten 7.5 milyonunun üniversite çağında olduğuna ama bunlardan yalnızca 1 milyon 300 bininin üniversitelere güç koşullarda girebildiklerine; büyük bölümünün işsizlik tehlikesiyle karşılaştığına, iş bulabilenlerin ise düşük ücretli ve güvencesiz çalıştırıldıklarına; gerek eğitim gören gençlerin, gerekse de genç işçilerin taleplerini demokratik olarak ifade edebilecek örgütlenmeler içine girmelerinin çeşitli yöntemlerle engellendiğine, özellikle genç işçilerin sendikalaşmasının çeşitli baskı ve tehditlerle önlenmeye çalışıldığına; genç işçilerin önemli bir bölümünün, sınıf bilinci edinme olanaklarından yoksun oldukları için sınıf dışı ideolojilerin etkisi altında kaldıklarına, bu durumun sadece sendikal hareketin değil, ülkenin geleceği açısından da olumsuz bir durum yarattığına dikkati çekmiştir.
Bu tesbitler ışığında da, gençlerin ekonomik, demokratik ve sosyal taleplerinin her düzeyde etkin olarak savunulmasını; eğitim ve sağlık olanaklarından azami ölçüde yararlanabilmeleri için çaba gösterilmesini; işsiz gençlerin istihdamının geliştirilmesi için aktif istihdam politikalarının oluşturulması ve uygulanmasına katkı sunulmasını; genç işçilerin sendikal harekete kazanılmasına özel önem verilmesini; bu amaçla eğitim emekçilerinin örgütleriyle işbirliği yapılarak eğitim çağındaki gençlerle, özellikle meslek eğitim gören öğrenciler ve çıraklık eğitimdeki gençlerle temas noktaları kurulmasını; sendikasız genç işçilerin bilinçlendirilmesi için özel kampanyalar düzenlenmesini; bu kampanyaların işyerleri, okullar ve mahallelerde sürdürülmesini; Genç İşçiler Dairesi’nin aktif hale getirilmesini ve bu dairenin önümüzdeki dönemde gençlerin (öğrenciler, işsizler, genç işçiler vb.) özel bir örgütlenmesinin (örneğin, gençlik sendikası) oluşturulması hedefiyle çalışmalar yapılmasını karar altına almıştır.

Sorunuzun ikinci kısmında “Böyle bir ‘ihtiyacı’ belirleyen temel sorunlar belirlenmiş durumda mı?” diyorsunuz. Temel sorunlar belirlenmeden zaten bir “ihtiyacın” ortaya çıkarılamayacağı kuralı DİSK için de geçerlidir.

Sorunlar belirlenmişse bunlar temelinde yürüyen mücadele sendikalaşacak düzeye gelmiş durumda mı? Öğrenci hareketi konusunda genel bir tahlil yapıldı mı?

Sendikalaşma düzeyine gelinmesinin iki önemli koşulu vardır: nesnel ve öznel. Nesnel koşullar açısından, ülkemizde bir öğrenci gençlik sendikasının kuruluşunda, gerek dünyadaki örneklere baktığımızda ve gerekse neoliberal saldırıların ülkemizde üniversiteleri (ve gençliği) ekonomik, sosyal ve ideolojik tam bir ablukaya almasına, bunun karşısında büyük öğrenci kitlelerinin donanımsız ve dağınık olmalarına bakıldığında geç bile kalındığı görülecektir. Bu gecikmeyi tetikleyen etken kuşkusuz “öznel” sorunlardır. En önemlisi de bir gençlik sendikasının ülkemizde ilk olmasının dezavantajıyla “gençlik sendikası mı olurmuş” anlayışıdır. Bildiğiniz gibi yıllar önce kamu emekçileri sendikalarının kuruluşunda ve şimdilerde emekli sendikası ve çiftçi sendikaları kuruluşları sürecinde de benzer bir anlayış hakimdi. Ama bunlar birer birer aşıldı ve şimdi bu sendikalar ülkemizde önemli boşlukları doldurmakta, ülkenin sosyal, ekonomik, demokratik ve politik gidişatında emekten yana etkin bir mücadele sürdürmektedirler.

Sorunuzun ikinci kısmına gelince; DİSK bir işçi konfederasyonudur. Yani salt politik bir örgütlenme değildir. Bu nedenle de toplumsal çelişki ve mücadelelere örgütsel niteliği doğrultusunda müdahale eder.

İçinde bulunduğumuz gençlik sendikası (GENÇ-SEN) tartışmaları sürecinde önemli bir kafa karışıklığı ve yanılgı olarak gördüğümüz sorun sizin sorunuzda da kendisini gösteriyor. Şöyle ki, bir mücadele yöntemi ve biçimi konusunda “gençlik hareketi” ve “sendika” arasında önemli farklar vardır. Yakın geçmişimizde DEV-GENÇ örneğinde gördüğümüz türden bir “hareket” ülkenin öncelikle politik gündemi ekseninde şekillenerek ve gençlik alanındaki sorunları da buna ilişkilendirerek bir “iktidar” mücadelesi yürütür. Temel kriterlerini politik özne olma nitelikleri belirler. Bir sendikal hareket ise, önceliğini, kendi alanının öznel sorunları etrafında örgütlenerek bunu politik çerçeveyle ilişkilendirmeden alır.

Yani tartışılan öğrenci gençlik sendikası bu anlamda bir “gençlik hareketi”ni örgütlemeyi değil, en geniş öğrenci kitlesini sırf öğrenci olmalarından kaynaklı sorunlar etrafında birleştiren ama bunu ülkenin sosyo politik yapısından da ayırmayan bir muhtevaya sahip “sendikal hareketi” örgütlemeyi önüne koymaktadır.

Sendikanın ülke gündemine ilişkin bir politik söylem geliştirmesi düşünülüyor mu? Yoksa sadece öğrencilikten kaynaklı sorunlar mı konu edilecek?
Ülkemizde hangi sorun politika dışıdır ki bir gençlik sendikasının söylemi de politik olmasın? Ayrıca biliyorsunuz ki ülkemizde neoliberal saldırılar özellikle eğitim ve sağlık alanında kendisini göstermektedir. Neoliberalizme karşı mücadelede etkin bir politika (ve söylem) yapmamak düşünülebilir mi?

İkinci soruda bunu yanıtlamıştık ama biraz daha açmak gerekirse; GENÇ-SEN ülke sorunlarına sol’dan muhalefet edecek, demokratik hak ve özgürlüklerin kazanımında kendisini uzun soluklu bir mücadeleye hazırlayacak, neoliberalizme karşı etkin ve dinamik bir mücadele sürdürecek, anti emperyalist ve anti faşist bir örgütlenme olacaktır. Ama aynı zamanda da, en basit bir öğrenci sorununun bile bu ülkede egemenlerle önemli bir hesaplaşma alanı olduğu bilincine sahip olacak ve “sadece öğrencilikten kaynaklı sorunlar” tanımlamasında kendini gösteren, sistemle alanların öznel sorunlarında da kıyasıya hesaplaşmayı hafife alan “kaba ayrımcı” bir çizgiye asla düşmeyecektir.

Örneğin GENÇ-SEN, öğrencilerin eğitimleri boyunca çalışmamaları gerektiğini, devletin her öğrenciye en az asgari ücret tutarında ödenek ayırmasını, öğrencilerin öğrenimleri boyunca ücretsiz seyahat haklarının olmasını talep ederek bunu kazanmaya çalışacak ve ülkemizde IMF direktifleriyle belirlenen bütçeden pay isteyecektir. Öğrenciler kendi sorunlarının hiç de ülkenin sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yapılanmasından bağımsız olmadığını görecek, sistemle kendi yaşam alanlarında hesaplaşacaklardır.{jcomments on}