Tekin - Kabadayı polemiği üzerine: Sanat siyasete ne kadar direnebilir?

mor-otesi-kerem-harunMedya Kritik

Popüler rock grubu Mor ve Ötesi elemanları arasında cereyan eden siyasi polemik, sanatçı ile siyaset arasındaki ilişkinin sorgulanması açısından güncel ve önemli bir örnek teşkil ediyor. Polemiği kısaca özetleyecek olursak; grubun DSİP üyesi bir “yetmez ama evet”çi olan davulcusu Kerem Kabadayı tarafından DSİP’in haber sitesi “Marksist.org”a verdiği bir röportajda, artık çürümeye yüz tutmuş kırk yıllık liberal safsataları bir bir sıralaması ve liberal çizgiye çekilmeyen, çekilemeyen bütün özneleri “darbeci, ergenekoncu, kemalist” vb. gibi yaftalayarak suçlamasına karşı; grubun gitar/vokali Harun Tekin’in kişisel blog sitesinde cevap niteliğinde bir yazı kaleme alarak internet üzerinden paylaşması. Tekin, blogunda paylaştığı yazısında, 12 Eylül referandumu ile Türkiye’nin demokratikleştiğini savlayan Kabadayı’nın argümanlarını “hayatın gerçekleri” ile bir bir çürüttü ve ardından grup arkadaşının yaftalayıcı tutumunu mahkum etti: “Tıpkı referandum öncesinde olduğu gibi, şu anda da, hayır diyenleri/boykot edenleri “darbeci/ergenekoncu/kemalist/ulusalcı” diye fişlemekten daha adil bir tutum mümkündür: HSYK’nın yeni yapısı, özel yetkili mahkemelerin türlü davalarda sergiledikleri pratikler ve hayatın her alanında hissedilen güç yoğunlaşması birlikte değerlendirildiğinde, ‘eğitim reformu’nun iktidar tarafından ele alınış metodu da ortadayken, söz konusu referandumda kabul edilen anayasa değişikliklerinin demokrasi açısından ileri bir hamle olduğu önermesi sorunlu bir önermedir.” Tartışmanın sosyal medyada yankı bulması ile beraber, Mor ve Ötesi grubunun dağılmasıyla sonuçlanıp sonuçlanmayacağına dair çıkan tartışmalar üzerine bir açıklama yapma ihtiyacı hisseden Tekin, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını ve Kabadayı ile kimi noktalarda farklı düşünseler de pek çok “kritik” konuda benzer düşündüklerini ve bu durumun beraber müzik icra etmelerinin önüne geçmeyeceğini, dolayısıyla dağılmanın söz konusu olmadığını açıkladı. Ayrıca Kabadayı hakkında kullandığı bazı ifadelerin maksadını aştığını söyledi ve paylaştığı yazıda çeşitli düzeltmeler yaptı, kısacası bir anlamda “geri adım attı”.

Harun Tekin bir yıl önce verdiği bir röportajda, önceleri takındığı “sonuna kadar gidilsin” tutumunun bir yakınının yargılandığı Balyoz davasına gide gele, yani bizahiti “hayatın gerçekleri”ne maruz kaldığı ölçüde yontulduğunu ve bu şekilde “gözünün açıldığını” söylüyor. Bir yıl sonra ise, tecrübe ettiklerinin ve siyasi aklının kendisine söylediklerinin Kabadayı’nın verdiği röportajdaki tutumuyla hiçbir şekilde örtüşmediğini görüyor, bunun üzerine kesinlikle siyasi, vicdani bir heyecan ve dahi “hiddet” ile bir yazı kaleme alarak grup arkadaşının tam karşısında konumlanıyor. Yani kısacası, henüz oturaklı bir siyasi çizgisi olmadığı aşikar olan Tekin hakkında söylenebilecek tek şey “siyasi bir vicdan” taşıdığı. Bu oldukça önemli. Zira Harun Tekin şahsında somutlanan bu kafa karışıklığı aslında solun maruz kaldığı amansız liberal ideolojik saldırının bir sonucu. Gelinen noktada Harun Tekin, Kerem Kabadayı ile beraber müzik üretmeleri önünde bir engel olmadığını iddia ediyor, elbette edebilir. Bizse Medya Kritik’te biraz büyük konuşalım; siyasi vicdan böyle bir birlikteliği değil uzun vade, kısa vadede bile zor kaldırır. Ya da şöyle soralım; Harun Tekin politik olarak Nihat Doğan ile aynı saflara düşen biri ile ne kadar çalabilir, nasıl bir müzik üretebilir? Müzik siyasetin ağırlığına ne kadar dayanabilir? Harun Tekin siyasi bir vicdanı olduğunu gösterdi, ki vicdan yanar. Bekliyoruz.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99