Sunu: İktidarın kuşatması altında 1 Mayıs

taksimGörünen o ki egemenler 1 Mayıs manzarasından pek de memnun değiller. Her geçen yıl daha da coşkuyla kutlanan 1 Mayıs'ı türlü araçla kuşatmaya çalışmaları bundan. Nasıl memnun olsunlar ki, yüz binlerce insan ülkenin dört bir yanında meydanları dolduruyor ve "faşizme karşı omuz omuza" sloganıyla iktidarı hedef alıyor. Taksim'i polis gücüyle kapatamayacaklarını anladıklarında "bir iki sene heyecan sürer, sonra sönümlenir" diye düşünüp Taksim'i 1 Mayıs kutlamalarına açmışlardı. Taksim'de 1 Mayıs kutlamasının 3. yılında hem kalabalığın hem de coşkunun daha fazla olduğunu gördükçe paniğe kapılıyorlar. Üstelik iktidar yanlısı sendikaların düzenlediği "alternatif" mitinglere rağmen. Bir Tandoğan'a bakıyorlar, bir de Taksim'e, Sıhhiye'ye, Gündoğdu'ya. AKP'li milletvekilleri 1 Mayıs'ın "ideolojisiz" bir bayram günü olmasını, meydanların solun hegemonyasından kurtarılmasını hayal ettiklerini açıklıyorlar. Durmak yok, hayal görmeye devam...

Medya ise üzerine düşeni fazlasıyla yaptı bu 1 Mayıs'ta. Yüz binlerce emekçinin alanlara çıktığı ülkede haber yapmak için bula bula Anti-Kapitalist Müslüman Gençler'i buldu. Kendini "Müslüman" sıfatıyla tarif eden bir grup 1 Mayıs'a katılıyordu. Bu alanın solculara zimmetli olmadığını göstermek için bundan iyi fırsat bulunmazdı. İdeolojisiz 1 Mayıs mı hayal etmiştiniz? Gerçeği olmasa bile, medya tarafından sunulanı, o gün sokağa çıkmayan AKP'lileri memnun etmeye yetmiştir eminiz. Öyle ki, ana haber bültenlerinde, kortej görüntüleri dakikalarca yayınlanan Anti-Kapitalist Müslüman Gençler'in temel vurgusunu oluşturan İslamcı burjuvaziye dair herhangi bir slogan bile yer almadı.

Anti-Kapitalist Müslüman Gençler'in 1 Mayıs'a katılmasıyla birlikte yeni bir tartışma da başlamış oldu. İslam'la sol birlikte düşünülebilir mi? İslamcı solculuk olur mu? İslam doğası itibariyle Anti-kapitalist midir? Hangisi "gerçek İslam"; devasa bir şirkete dönüşmüş olan cemaat mi, yoksa "kölelere özgürlük" pankartıyla Taksim'e yürüyenler mi? Türkiye toplumunun hızla yaşadığı muhafazakarlaşmayı göz önüne alırsak bu konunun tartışılmaya devam edeceği anlaşılıyor. Yarınlar'ın bu sayısında tartışmaya kısa bir giriş yaptık. Ancak mesele bir yazıyla geçiştirilemeyecek kadar önemli. Bu yüzden önümüzdeki sayılarda bu konuyu daha detaylı olarak inceleyeceğiz.

1 Mayıs'ın tarihsel anlamını tahrif etmeye çalışmak iktidarın ve onun gayri resmi bir uzantısı haline gelmiş olan medyanın başlıca uğraşları olmaya; emekçiler de her yıl sayılarını artırarak alanlara çıkmaya devam edecek. Her geçen gün artan saldırılar karşısında emekçiler için, bütün ezilen kesimlerle birlikte sokağa çıkmaktan başka bir çözüm yok. Sarper Özsan'ın sözlerini ve müziğini yaparak Türkiye sosyalist hareketine kazandırdığı marşta söylendiği gibi;

"Günlerin bugün getirdiği
Baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez
Sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir
Bizde ve her yerde"

Yaşasın 1 Mayıs!

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99