Serdar Turgut: “Bir yazıyla voliyi nasıl vurdum?”

serdarMedya Kritik

Serdar Turgut’un AKP-Cemaat yandaşı olduğunu bilirdik, azılı bir emekçi, Kürt ve kadın düşmanı olduğunu da, rüzgar nereden esiyorsa oranın rüzgar gülü olduğunu da keza. Fakat genelde “orta şekerli” yıkama yağlama yazıları yazan, korkak bir profil çizen bu burjuva kalemşorunun yandaşlığın çıtasını bu denli yükseltebileceği aklımıza gelmemişti. Zira Habertürk’teki köşesinde yazdığı CHP, Ergenekon tuzağına düşüyor başlıklı yazısıyla cümle aleme kraldan çok kralcılık dersi nasıl yapılırmış öğretti, bizim ise tansiyonumuzu zıplattı. Uyarıyoruz; kalp, sinir ve tansiyon hastaları şimdi yapacağımız alıntıları okumasınlar. Söze 4+4+4 eğitim sistemine karşı iki gün boyunca süren KESK direnişinden giriyordu Turgut: “AKP’den kaynakların ve Gülen Cemaati’nden insanların ortak bir görüşü var. Ergenekon denilen oluşumun sadece çok küçük bir miktarına dokunulmuş olduğunu ve bu örgütün tekrar canlanmak, karşı saldırıya geçmek için fırsat beklediğini düşünüyorlar. Ben de bu ortak yorumun doğru olduğuna inanıyorum. ...Mümkün olsa da Ankara’daki 4+4+4 protestosunun filmlerini yeniden izleyebilsek. Benim hatırımda kalan enstantanelerde katiyen masum protestocu figürü yok, suratıyla ve söylemiyle bir nefretin pençesine düşmüş militanlar vardı. İşte o tür ortamlar, yeniden canlanmaya çalışan Ergenekon oluşumunun arayıp da bulamayacağı fırsatları sunar. ... Ankara’da masum başlamış KESK eylemi, sonunda militanların güdümüne girdi ve hızla Ergenekon sloganlarının atıldığı, savaş çağrılarının yapıldığı bir gösteriye dönüştü.” Kısa vadede o veya bu şekilde cop ve biber gazıyla “tanışmasını” temenni ettiğimiz Turgut, konuyu polis şiddetine getiriyor ve aslında iktidara hiç de uzak olmayan bir başka gazeteciyi, Mehmet Ali Birand’ı “yufka yüreklilik” ile suçluyor ve alay ediyordu: “Ankara’daki olaylar sonrasında polis aleyhine yaptığı yorumlar nedeniyle, ‘Biraz ayıp olmuyor mu Birand’ başlıklı bir yazı yazdım ve polisin haklı olduğunu, Türk liberallerinin hiç alışık olmadığı netlik ve dürüstlük gücünde söyledim. Mehmet Ali Birand buna, ‘Hayır Serdar hiç de ayıp olmadı’ başlıklı bir yazıyla cevap verdi ve kendisinin polisin şiddetine karşı olduğunu tekrardan anlattı. Ama zaten kimse ‘Polis şiddet uygulasın, pek de güzel oluyor’ demiyor ki. Dediğim tek şey şu: Eğer polisin o gün karşısında olan kalabalık, Ergenekon’un yönlendirici militanlarının pençesine düşmüş militanlar olmasaydı polis de o derecede güç kullanmak zorunda kalmazdı. Birand gibi insanlar Batı âleminde ‘yüreği sürekli kan ağlayan liberaller’ olarak adlandırılır. ... Oysa o tür durumlarda önemli olan, bazı koşullarda şiddet uygulayan polisin haklı olabileceğini görmek ve polisin bu tavrını tetiklemek için protestocuların bilinçli olarak neler yaptığını anlamaktır.” Görünen o ki “Tek bir yazıyla voliyi nasıl vururum?” sorusuna cevap arayan Turgut birkaç paragraf sonra CHP’ye yüklenmeye çalışıyor ama ne yüklenme! Görünürde CHP’yi eleştiren Turgut aslında Tayyip Erdoğan’ı nasıl yağlayacağını şaşırıyor: “Bence siyasi strateji gücüne her geçen gün daha hayran olduğum Başbakan Erdoğan, CHP’yle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.” Bravo Serdar Turgut! Bir yazıyla voliyi vurma diye buna denir.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99