Muhafazakar basının insanlık sınavı: Çok bilinmeyenli ateizm denklemleri

meral okayMeral Okay, 9 Nisan’da hayatını kaybetti. Arkasından Yeni Akit gazetesinin gayri resmi sitesi habervaktim.com, olayı “O kadın öldü, kocası ile aynı kaderi paylaştı” gibi insanlık dışı bir manşetle duyurdu. Vicdan bu ya, nerede nasıl ortaya çıkacağı hiç belli olmaz, dişleriyle gösterdiler.

Çiğdem Oğuz

Son zamanlarda özellikle Akit gazetesi gibi çevreler tarafından ateistlere karşı yoğun bir karalama kampanyası başlatıldı. Muhafazakar basın bu kampanyada hiçbir fırsatı kaçırmadı. Karikatürist Bahadır Baruter’e açılan dava, ekşisözlük soruşturmaları, internet yayıncılarına verilen cezalar, kapatmalar dışında kitlesel kampanyalar da yapıldı. Seçtikleri medyatik kişilerin inanç ve inançsızlıkları üzerinden çok bilinmeyenli denklemler kurup ateizm eşittir ahlaksızlıktır sonucunu ispat etmeye çalışıyorlar. Bu yazıda bu denklemin nelere hizmet ettiğini açmaya çalışacağız.

Meral Okay, 9 Nisan’da hayatını kaybetti. Arkasından Yeni Akit gazetesinin gayri resmi sitesi habervaktim.com, olayı “O kadın öldü, kocası ile aynı kaderi paylaştı” gibi insanlık dışı bir manşetle duyurdu. Vicdan bu ya, nerede nasıl ortaya çıkacağı hiç belli olmaz, dişleriyle gösterdiler. Daha fenası Meral Okay yakılmak istenmişti, kendi sözleriyle: “Evet.. Üstelik yasal olarak hakkınız da var Türkiye'de fakat o yasa kullandırılmıyor. 1946'da çıkmış bu yasa. İstediğinde yakılma hakkın var. Ankara'da fırını bile var.” Fakat onun bu isteği yerine getirilmedi ve bir cenaze töreni düzenlendi. Belki de tarihte ilk defa habervaktim’le aynı şeyi düşündü çoğu kişi, cenaze namazı bir örf, gelenek değil, dini bir törendi, sadece inananlar öyle gömülmeliydi. İslami basın, bir Müslüman gibi gömülen ateist için ayağa kalktı ve bu kadarla da kalmadı. Okay zaten İslamcı basın tarafından senaristi olduğu Muhteşem Yüzyıl dizisinde “padişahı küçük düşürmek, kadın ve eğlence düşkünü göstermekten” yargılanıyordu. Ve işe bakın ki, “padişahı küçük düşüren o kadın” öldüğünde başucunda Ahmet Altan’ın “Kılıç Yarası Gibi” adlı romanı vardı, bu roman içeriğinden dolayı “porno kitabı” olarak anılıyordu, dolayısıyla Meral Okay porno kitabı okurken ölmüştü, Muhteşem Yüzyıl’daki “fantezilerin” esin kaynağı Altan’dı, Okay’a ölüm de müstehaktı, zaten PKK de ona başsağlığı dilemişti, Okay anıldığı gibi “masum” değildi. Fakat denklemimiz çok bilinmeyenli olduğundan bu kadarla kalmıyor. İslamcı aklı dersanelerde aldıkları kursları uyguluyor, bir de geçen sene Defne Joy Foster Ahmet Altan’ın oğlunun evinde öldüğünü biliyorduk ve tabi, alkol almışlardı, “öpüşmüş ama sevişmemişlerdi” Kerem Altan elbette bu “sapıklıkları” babasından öğrenmişti! Allah adildi, Allahsız kafirler de cezalarını böylece bulmuşlardı.*

Benzer bir kampanya Twitter’da Ömer Hayyam’ın dizelerini paylaşan Fazıl Say’a karşı da yapıldı. Say, çirkinleşen saldırılar karşısında Türkiye’den gitme kararı aldı. Ateist-teist çatışması başka mecralarda da devam etti. Örneğin, Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesiyle meclise giren, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi, AKP Diyarbakır milletvekili Oya Eronat, Zeynep Altıok'a sorduğu "Hiç Aziz Nesin’i kendi kafanızda sorguladınız mı? Acaba o da böyle yapmasaydı keşke diye düşündünüz mü? Çünkü birçok insan için din hassas bir konudur. Bu hassas duyguların kaşınmaması gerekir. Tabii bir katliamın gerekçesi olamaz, ama keşke Aziz Nesin konuşmasaydı da babam ölmeseydi dediniz mi?" soru, adeta milletin vekili katliam vekilliği mi yapıyor dedirtti. (Ali Nesin bu açıklamalar karşısında Oya Eronat’ın Aziz Nesin’in konuşmasını dinlemediğini ve bu açıklamanın siyasi bir amaç uğruna yapıldığını belirten bir mektupla cevap verdi.)

Muhafazakar basın bütün bu ilginç bağlantılarla, denklemlerle aslında “faille mefulun” yerini değiştiriyor. Bu denklemler, bu düşünce sistemi “Her dinsiz ahlaksızdır” anlamına gelebileceği gibi, aynı zamanda 28 Şubat’la hesaplaşma sürecine de hizmet ediyor diyebiliriz. Kullandıkları habercilik yöntemi, geçmişte yaşanmış ilgili-ilgisiz ama çarpıcı bazı olaylara referans vererek okuyucuda belirli bir düşünce yaratmayı sağlıyor. Aynı yöntem, CNN, FOX gibi ABD kaynaklı medya kuruluşları tarafından dış politika haberlerinde sık sık kullanılıyor. Türkiye'yle ilgili bir haber yapıldığında, ilgisi olmasa dahi, haberin sonuna, (ihtiyaca ve o günün ABD dış politikasına göre) ya 12 Eylül darbesinden, ya AKP'nin İslamcı kimliğinden, ya da başörtülülerin eğitim görme haklarının engellenmesinden söz edilir. Bugün İslamcı basının ihtiyaç duyduğu şey, ateistlerin ahlaksız, sapık, her türlü değerden yoksun insanlar olduğu yönünde bir izlenim uyandırmak. Bunun için Kerem Altan'ın başından geçen birtakım şaibeli olaylar, "sapıklığın sonu" başlığıyla, Okay'ın ölümüne ilişkin bir haberde kendine yer buluyor. Bu yöntem aynı zamanda muhafazakar basının kurduğu mağduriyet ve vicdan edebiyatını meşrulaştırmaya hizmet ediyor. Vicdan siyaseti temelsiz, zayıftır ve popülisttir, vicdan siyaseti mağduriyet icat eder. Bu yüzden bütün bu denklemler, eşleştirmeler muhazafakar medyanın 28 Şubat’la hesaplaşma yöntemlerinden biri olarak düşünülebilir.

Bütün bu intikam dolu söylemlerin düşünce özgürlüğüyle, inanç özgürlüğüyle uzaktan yakından bir alakası olmadığı halde toplumsal sonuçları yıkıcı olabilecek nitelikte. Bir halkın yukarıdan aşağıya yozlaştırılmasına şahit oluyoruz. Bütün bu linç kampanyalarını siyasi kampanyalar olarak görmek ve insan onurunu ve aklını dogmalarla perdeleyen bu düşünce sisteminin açıkça suç işlediğini kabul etmek durumundayız. Vicdan özgürlüğü de dahil olmak üzere inanç ve düşünce özgürlüğü dinin toplumsal etkinliğine son verilerek onun bireysel alana hapsedilmesi sonucunda gerçekleşebilir. Vicdanı toplumsallaştırmak hesaplaşma mantığıyla intikamdan başka şeye hizmet etmez.

* Söz konusu habere buradan ulaşılabilir: http://www.habervaktim.com/haber/meral-okayin-basucu-kitabi-236855.html

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99