Irkçılığın sıradanlaşması ve futbol

emre-zokoraaBir zamanlar Lefterlerin, Baba Hakkıların, Metin Oktayların terlettiği formaları şimdilerde endüstriyel futbol adına her türlü pisliğin içine giren, rakibine ırkçı sözler sarf eden ve sahada kavga çıkarmak için elinden geleni yapan insanların giymesi futbolun kontrolünün kimde olduğunun bir göstergesidir.

Yalçın Atbaş

Futbol bu ülkede hayatın kendisi olmuştur desek yanlış olmaz. Özellikle “büyük” takımların maçlarından önce ve sonra en az bir hafta boyunca halkın büyük bir kısmının konuştukları başlıca konulardan biridir futbol. Hele bu sene futbol endüstrisini kurtarmak için getirilen play-off sistemi ile birlikte her hafta iki “derbi” mücadelesinin olması bir ay boyunca gündemden futbolun düşmemesi anlamına gelir.

Bu yüzden play-off mücadelelerinin ilki olan Fenerbahçe-Trabzonspor maçında yaşanan olaylar hala insanların gündeminden düşmüş değil. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in katıldığı mitingde “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz” dövizlerinin taşındığı, Sivas Katliamı davasının zamanaşımından düştüğü ve Başbakan’ın bu duruma “hayırlı olsun” dediği, Alevi vatandaşların evlerinin işaretlendiği, Kürt düşmanlığının her geçen gün arttığı, yani ırkçılığın diz boyu olduğu bir ülkede ırkçı söylemlerin yeşil sahalara da taşınması “normal”di. Çünkü futbol, hayatın kendisidir. Bu yazının yazılmasına vesile olan olay Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu’nun Trabzonsporlu Zokora’ya derisinin renginden dolayı hakaret etmesi. Bu olayın uzun süredir futbolun konuşulduğu her yerde dile getirilmesi ve bu konunun yeşil sahanın sınırlarını aşması, bu konu hakkında bir şeyler söylenilmesini gerekli kılmıştır.
Belözoğlu’nun, maçtan sonra kendisini savunmak için yaptığı basın açıklamasında söylediği “aptalca bir kelimeydi” sözleri ırkçılığı affettirmez. Birinin Emre’ye aptalca konuşmak ve ırkçılık yapmak arasındaki farkları öğretmesi gerekir. Suçunu kabullenmek yerine Emre bir de utanmadan üste çıkmaya çalışıyor. Zokora’nın da kendisine küfrettiğini yani ağır tahrik olduğunu, Zokora’nın da ondan özür dilemesi gerektiğini, Zokora’nın bu sözleri dile getirmesinde bir art niyet olduğunu söyleyerek kendini aklamaya çalışıyor. Kayıtlarda ırkçı sözleri anlaşılmasa işi pişkinliğe vurup inkar yoluna gidecek. Emre’nin basın toplantısına aynı takımda oynadığı siyahi arkadaşı Yobo’yla birlikte katılması ise “benim siyahi arkadaşlarım da var” türünden, ırkçı davranışını maskeleme niyetinden başka bir şey değil!

Tabii bir de Emre yandaşları var. “Türkler ırkçı değildir ben Emre’yi savunuyorum” diyen Adnan Aybaba’nın Türkiye gerçeklerine gözünü kapadığını, ideolojik olarak nerede durduğunu söylemek yeterlidir. Fenerbahçe’nin kalecisi Volkan Demirel de takım arkadaşını savunmak için sanki ırkçılık önemsiz bir olaymış gibi “o da bana el kol hareketi yaptı, Trabzonspor yenildiği için bunları gündeme getiriyor” diyor. Yani Volkan’a göre de özür dilemesi gereken Zokora. Emre’nin hareketini savunmak için maç psikolojisi, hırslı futbolcu diyenlerin de bu sözlerle Emre’yi aklayamayacaklarını bilmeleri gerekir. Çünkü bahsettiğimiz futbolcu gol attıktan sonra basın tribününe el kol hareketi yapan, boğaz kesme işaretiyle sahada tehdit savuran, İngiltere’de de ırkçı hareketleri nedeniyle tutunamayan birisidir. Yani bu sözler anlık bir sinirin sonucu değil, Emre’nin karakteristik davranış şeklinin yansıması. Sanırım Emre hakkında en güzel yorumu yine bir Fenerbahçeli olan Rıdvan Dilmen “bavulunu toplasın, gitsin” sözleriyle dile getirmiştir. Bir twitter kullanıcısının da dediği gibi Zokora Emre’ye karşı ırkçılık yapsaydı bu insanlar bırakın TFF’nin Zokora’ya en ağır ceza vermesini istemeyi Zokora’nın meşhur 301. maddeden cezaevine girmesini isterdi.

Her alanda Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) standartlarını savunan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)’nin bu konuda neden UEFA kriterlerine uymadığı da bir soru işaretidir. Şike, doping ve ırkçılığın, UEFA tarafından futbolda en büyük suçlar olarak görüldüğü ve sıfır tolerans tanınmasının istendiğini TFF bilmiyor olamaz. Irkçı sözler sarf eden, ırkçı hareketler yapan bir futbolcuya en az 8 maç ceza verilmesi gerekiyor. Ancak TFF Emre Belözoğlu’na sadece 2 maç ceza vermeyi uygun gördü. Aynı TFF kırmızı kart cezası gören futbolcuya ise 3 maç ceza verebiliyor. Başat görevlerinden biri yeşil sahalardaki ırkçı davranışlarla mücadele etmek olan, bu konuda caydırıcı cezalar vermesi gereken kurul verdiği bu cezayla ırkçılığın bizim zannettiğimiz kadar kötü bir şey olmadığını düşünüyor. TFF’ye göre bir futbolcunun kırmızı kart görmesi daha büyük bir suç teşkil ediyor.  

Bir zamanlar Lefterlerin, Baba Hakkıların, Metin Oktayların terlettiği formaları şimdilerde endüstriyel futbol adına her türlü pisliğin içine giren, rakibine ırkçı sözler sarf eden ve sahada kavga çıkarmak için elinden geleni yapan insanların giymesi futbolun kontrolünün kimde olduğunun bir göstergesidir.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99