Bilimin din ile imtihanı: “Hoca’nın İlmi”

hocann ilmiGülen’in bilimi dinle uzlaştırma çabaları, bilimsel konularda birtakım fikirler ve iddialar ortaya atmasına neden oluyor. Bir din adamı olarak, din ile bilimin farklı alanlarda olduğunu söyleyerek bilimin alanına hiçbir şekilde müdahale etmeyebilirdi. Ancak Gülen, bilimin alanına büyük bir özgüvenle giriyor.

Ali Kızıloğlu

Din ile bilimi uzlaştırma çabalarını biliriz. Gelmiş geçmiş bütün bilimsel ve teknolojik gelişmelerin peygamberler tarafından binlerce yıl önce bildirildiği, hatta bazılarının kutsal kitaplarda insanlığa anlatıldığı iddia edilmiştir zaman zaman. Dini inancı olan insanların bir kısmı bu rivayetlere yürekten inanırlar. Örneğin namaz kılmanın sağlığa iyi geldiği ya da günde beş vakit abdest almanın birçok hastalığı önlediği söylentisi, ibadetini aksatmadan yapan insanlar için aynı zamanda bir motivasyon kaynağı da olabilir. Doğru olmasalar bile pek de sakıncası olmayan bu rivayetlere inanmak da sakıncasız olarak görülebilir. Peki sınırı nerede çizmek gerekir? Sünnet olduğu rivayet edildiği için “deve idrarı” içmek de sakıncasız bulunabilir mi? Umre ziyareti sırasında içtikleri deve idrarı nedeniyle ciddi bir ateşli hastalığa yakalananların öyküsü tarih kitaplarından aktarılan bir öykü değil, henüz birkaç hafta önce yaşanan güncel bir haber. Tıbbın bu kadar geliştiği bir zamanda deve idrarı içmenin fayda değil zarar getireceğini anlamak için ateist olmaya gerek var mı? Ya da şöyle soralım: Peygamberin söylediği varsayılan ya da kutsal kitaplarda yer alan her şeye mutlak bir doğruymuş gibi yaklaşmak inancın gereği midir? Herhangi bir hastalığın tedavisi için başvuracağımız kaynak hangisi olmalıdır? Modern tıp mı yoksa hadislerin gerçek olup olmadığı konusunda araştırma yapıp fetva yayınlayan İcma kurumu mu?

Din bütün bilimlerin üzerinde mi?
Verdiğimiz örnek doğrudan insan sağlığını ilgilendiren sonuçlar doğurması bakımından oldukça çarpıcı. Ancak dinin yalnızca tıp bilimine değil bilimin ve teknolojinin birçok alanına benzer şekilde yaklaştığını biliyoruz. Yalnızca peygamberin sözlerini ve yaşadığı olayları aktararak değil, Kuran’daki ayetleri yorumlayarak ya da yalnızca sure ve ayetlerin numaralarını inceleyerek modern dünyayı, teknolojik gelişmeleri vs. açıkladığını öne sürenler var. Üstelik bunlar ciddi oranda reyting aldıkları için televizyon programlarında sık sık karşımıza çıkıyorlar. Bazılarının “meczup” kategorisinden eğlencelik olarak çeşitli programlara konuk edildikleri anlaşılıyor. Yine de toplumda, bu gibi dincilerin büyük çoğunluğu, hurafelere inanan ve bilimin karşısına dini yerleştiren mürtecilerden ayrı tutuluyor. Dini bilimin karşısına değil de bütün bilimlerin üzerine yerleştirenlerin toplum nezdinde pek de olumsuz bir imaja sahip oldukları söylenemez. Onlar, “aklı başında”, “bilime karşı çıkmayan” hocaefendiler olarak görülüyorlar. Oysa kendi tabirleriyle “fikir dünyaları”, hiç de diğerlerinden farklı değil.

Bilim ve Gelecek Kitaplığı’ndan Nisan 2012’de çıkan F-tipi bilim/Hoca’nın “İlmi” başlıklı kitap, işte bu “aklı başında” din adamlarından Fethullah Gülen’in bilimsel konulara ilişkin yazdığı çeşitli kitapları ve makaleleri inceliyor. Kitabı oluşturan üç bölümden birincisi olan “Hoca ve sahte bilimler” başlıklı bölümün sunuş yazısında Gülen’in bilimle ilişkisi şu şekilde tarif ediliyor: “Bilim ile dini buluşturmak ve uzlaştırmak [Gülen’in] en büyük misyonlarından biri. Temelde iki iddiası var: 1) Bütün bilimsel gelişmelerin ve bulguların Allah’ın büyük düzenini ve doğadaki Allah yapısı ahengi kanıtladığı; 2) Bütün bilimsel gelişmelerin ve bulguların Kuran’da önceden işaret edildiği. İddiasına göre onun dini bilimsel bir din, bilimi ise dininin kanıtı olan bir bilimdir.” (Hoca’nın İlmi, S:7)

Sahte bilimler
Gülen’in bilimi dinle uzlaştırma çabaları, bilimsel konularda birtakım fikirler ve iddialar ortaya atmasına neden oluyor. Bir din adamı olarak, din ile bilimin farklı alanlarda olduğunu söyleyerek bilimin alanına hiçbir şekilde müdahale etmeyebilirdi. Ancak Gülen, bilimin alanına büyük bir özgüvenle giriyor. Günümüzde bilimsel konuları Tanrı’nın sözleriyle açıklama çabasına girmeyen din adamları var. Bir Tanrı’ya inanmanın, bir dine mensup olmanın aynı zamanda bilim insanı olmayı engellemeyeceğini öne süren bilim insanları da var. Bu, tartışmalı bir konu olmakla birlikte bu yazının konusunun dışındadır. Konumuz Fethullah Gülen’in bilimi (ya da onun kullandığı tabirle ilmi) nasıl anladığı ve dini bütün bilimlerin üzerine yerleştirme çabası.

Üç bölümden oluşan F-tipi bilim/Hoca’nın “İlmi” başlıklı kitabın ilk bölümünde Fethullah Gülen’in, “sahte bilimler” olarak adlandırılan ruh çağırma, psikokinezi, gelecekten haber verme, cinler aracılığıyla istihbarat faaliyeti yürütme, ruh fotoğrafçılığı, el ve yüz falı vs. gibi birçok konuya ilişkin düşünceleri yer alıyor. Kitap, her bölüm için tanıtıcı birer giriş yazısının ardından bizzat Gülen’in yazdıklarından alıntılar yapılarak hazırlanmış. Giriş yazısında bu alıntılarla ilgili bir de uyarı var: “Okuyacağınız kitap, Fethullah Gülen’in kitap ve makalelerinden yaptığımız alıntılardan oluşuyor. Kendimizden herhangi bir yorum katmadık; sadece başlıklar bize ait. ‘Yazılardan cımbızlamışlar, aslında Gülen öyle demek istemiyor’ türü itirazları engellemek için -biraz uzatmak pahasına- görece uzun alıntılar yaptık.” (Hoca’nın İlmi, S:14) Yani “Hoca bilim için ne demiş?” diye merak edenler için özlü bir derleme imkanı da veriyor kitap.

Bilimsel gelişmeleri Kuran’dan takip edin!
Kitabın ikinci bölümü ise “Hoca’ya göre Kuran” başlığını taşıyor. Bu bölümün sunuş yazısı, Hasan Aydın’ın, yine Bilim ve Gelecek Kitaplığı tarafından yayınlanmış olan Postmodern Çağda İslam ve Bilim adlı kitabından alınmış. “Postmodern bir proje: Bilginin, değerlerin ve eğitimin İslamileştirilmesi” başlığını taşıyan makalede Aydın, İslamcı düşünürlerce bilginin İslamileştirilmesinin iki farklı yolla yapıldığını belirtiyor: İslami metafizik ve Kuran’da okuma. F-tipi bilim/Hoca’nın “İlmi” adlı kitabın ilk iki bölümü Fethullah Gülen’in her iki yöntemi de kullandığını ortaya koyuyor. Hasan Aydın, bilginin İslamileştirilmesi çabasına ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor: “Gerek İslam modernizmine, gerekse İslam geleneğine yakın duran düşünürlere göre, istisnaları olmakla birlikte, el-Attas, Farukî, S. H. Nasr, Kirmanî vb. düşünürlerce geliştirilen anılan düşünsel çerçevede, yani İslami paradigmada hareket etmek koşuluyla batının tüm bilimsel keşifleri ve buluşları İslamileştirilebilir; çünkü onlarca Kuran, pek çok ayetiyle bilimi teşvik etmektedir.” (Hoca’nın İlmi, S:89)

Aydın’ın sözünü ettiği İslamileştirmenin yöntemlerinden biri olan, “Kuran’da okuma” yöntemi, Gülen tarafından fazlasıyla zorlama yorumlarla uygulanıyor. Bu nedenle, kitapta bu bölümün başlığı “Hoca Kuran’ı fazla zorluyor” olarak konulmuş. Gülen’in, Kuran’dan elde edilebilecek bilgileri anlattığı bu bölümde neler yok ki! Kuran’da; davarlardaki süt oluşumunun anlatıldığını, yükseklere çıkıldıkça oksijenin azaldığının söylendiğini, bulutlardaki elektrik akımının ve yağmurun nedeninin açıklandığını, evrenin genişlemesinin anlatıldığını, karanlık maddenin işaret edildiğini, levha tektoniği kuramı ve kıtaların hareketinin yer aldığını, canlı türlerindeki büyük yok oluşların işaret edildiğini, Ay’ın ışığını Güneş’ten aldığının söylendiğini, Güneş Sistemi’nin oluşumunun anlatıldığını, çekim yasasının yer aldığını, dünyanın şeklinin tıpatıp verildiğini, antimaddenin işaret edildiğini öne sürüyor Gülen. Fethullah Gülen’e inanacak olursak Kuran’dan başka herhangi bir kitap okumadan bilim insanı olmak neredeyse mümkün!

Cemaatin toplumsal ve ekonomik yapısı
Kitabın son bölümünde ise Fethullah Gülen’in ekonomik ve toplumsal yaşama ilişkin yazdıkları inceleniyor. “Cemaat A.Ş’nin teorik temeli: Hoca’nın iktisadı” başlığını taşıyan bu bölüm, Gülen’in lideri olduğu cemaatin ekonomik faaliyetleri, Gülen’in tavsiyeleri ve yol göstermek için kullandığı din kaynaklı kuralları inceleyerek analiz ediyor. Tıpkı bilim üzerine yazdıklarında olduğu gibi, ekonomik ve toplumsal yaşama ilişkin yazdıklarında da temel kaynağı Kuran ve İslam’ın ilk çağlarında yaşandığını öne sürdüğü bazı olaylar. Bu bölüm, Gülen’in ideal toplumunu anlattığı Enginliğiyle Bizim Dünyamız/İktisadi Mülahazalar başlıklı kitabın incelenmesiyle hazırlanmış. Bu anlamıyla ancak bir ütopyada yer alabilecek bazı önermeler, olaylar ve kişiler anlatılıyor, cemaat mensuplarının bu olaylardan ve kişilerden ibret almaları ve ekonomik ve toplumsal yaşantılarını ona göre oluşturmaları isteniyor. Tabii günümüz şartlarına, yani kapitalist sisteme entegrasyon için bazı din kuralları eğilip bükülüyor ve ortaya çıkan “ideal toplum”, Gülen cemaatinin bir kopyası oluyor.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99