Ankara’da okullar saçılıyor

yaz gorsel2Eğitim bir temel hak olarak, kentlerde, sosyal donatı alanlarının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu nedenle, eğitim yerleşkeleri projesini, okul alanları ile konut alanları ilişkisini irdeleyerek değerlendirmemiz gerekir. Çünkü eğitim yapıları ile konut alanları hem toplumsal çevre hem ulaşım açısından birbirinden bağımsız olarak düşünülemez.

Deniz Kimyon

İlkokullar ve ana sınıfları dışındaki eğitim kurumlarının şehrin doğu, batı, kuzey, güney bölgelerinde oluşturulacak yerleşkelere taşınacağını, geçenlerde Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’in açıklamasıyla öğrendik. Bahsi geçen eğitim yerleşkelerinde 30 - 50 okul bulunacak. Okulların yanı sıra, inşa edilmesi düşünülen bu yerleşkelerde yüzme havuzları, alışveriş merkezleri ve sağlık merkezleri bulunacak.

Projenin son derece ilginç olduğu açık. Nitekim, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan da projeyi tanıtırken “Türkiye’de belki bir ilk” tabirini kullanıyor. Bunun kaydına bakmadık ama; okulları konut alanlarından uzağa taşıma fikri yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da bir ilk olabilir. Eğitim bir temel hak olarak, kentlerde, sosyal donatı alanlarının büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu nedenle, eğitim yerleşkeleri projesini, okul alanları ile konut alanları ilişkisini irdeleyerek değerlendirmemiz gerekir. Çünkü eğitim yapıları ile konut alanları hem toplumsal çevre hem ulaşım açısından birbirinden bağımsız olarak düşünülemez.

Eğitim yerleşkeleri projesi, kontrolsüzce yayılan, yalancı büyüyen kent Ankara için adeta biçilmiş kaftandır. Çünkü bütüncül planlama olmaksızın saçılan kentsel alanın tüm saçmalığı ve açmazları çoktandır ortaya çıkmış durumdadır. Ankara kenti çeperinde yığınlar halinde bulunan konut alanlarının gelişimi/yayılımı Ankara için yeni kentsel imge halini aldı. Özellikle 2002 sonrası dönem; projecilik mantığıyla yürütülen, Büyükşehir Belediyesi ve TOKİ işbirliğiyle Ankara kentinin tarihinde en hızlı imarlı alan üretildiği ve beraberinde yoğun olarak yapılaştığı dönem olmuştur. Kentsel dönüşüm projeleri başta olmak üzere, bir dizi projeyle, TOKİ’nin elinde bulundurduğu kamunun arsa stokları kullanılarak, kamu gücüyle de yasal düzenlemelerle desteklenerek fütursuzca imarlı alan yaratılmış, konut üretimine tam gazla devam eden sermayenin ekmeğine yağ sürülmüştür. Bu sürecin sonunda kentin konut açığından fazlası üretilip, satılamayan konutlar kaplamıştır her yanı. Yapılı çevre üretimiyle sermayenin çevrimi gerçekleştirilerek iktidar yanlısı şirketlerin bu çevrimden paylarını almaları sağlanmaktadır. Piyasacı devlet ise aynı zamanda konut sunumunu siyasi bir araç haline getirmiştir. Belirli kurumlara, yapılara, topluluklara, kişilere ayrıcalıklar tanınıp, kentsel dönüşüm projeleriyle bilhassa, konut dağılımında etraflı olarak planlanmış bir strateji izlenmiştir. Bu tip projelerle kentsel ayrışma, gruplaşma oluşturulmuştur. Büyük ölçekte bir mülkiyet değişimi getiren bu projelerle varsıllarla yoksulların arasındaki fark gittikçe açılmaktadır. Sürecin sonunda elde edilen rantla da yeni bir kentsel kurgu yapılanmaktadır. Sermayenin kentleşmesi sürmektedir ve kendini krizden kurtarabilmek için dört kolla sarıldığı inşaat sektöründe konuttan farklı olarak eğitim kampüslerinin inşası ile yeni bir iş daha uydurulmuştur.

Bu gelişmeler, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin onayladığı 2023 Ankara Nazım Planı ile kent bütünüyle ve merkeziyle ilişkisiz, parçacıl bir örüntü olan bu yapılaşmayı yasal hale getirmesi ile gerekçelendirilmiştir. Planda, yayılan kent parçalarının barındırması gereken temel hizmetlerin, sosyal altyapıların yetersizliği ve diğer kentsel kullanımlarla ilişkisizliği önemli bir sorun teşkil etmektedir. Eğitim yerleşkeleri safsatası da bu noktada çözüm olabileceği yönünde ortaya atılmış bir projedir. Kentin – mahallelerin tasarım kurgusunda, ilkesel olarak eğitim yapılarının konumu, varlığı ve oluşturduğu yaşam alanları ile sosyal çevrenin ilişkisi önemsenir. İşte bu projelerin, sözünü ettiğimiz ilkeleri benimsiyormuşçasına, yayılan kentsel alanları yeniden işlevlendirerek destekleyeceği öne sürülürken; esasen mevcut dokuyu, okulların ve konutların ilişkisini yok edecektir.

Saçılan kentsel alana saçılan okullar

Eğitim yerleşkeleriyle, çeperdeki konut silolarının bulunduğu kentsel alana yüklenecek bir kullanımla bütünleşip işleyebileceği, yaşanabileceği düşünülmüş belli ki. Anlaşılan odur ki; bu projenin ardından kentliyi bekleyenler bu kadarla sınırlı değildir. Okulların taşınacağı haberini okurken akla gelen sorular; halihazırda var olan okullara ne olacağından, eğitim kampüslerine ulaşımın nasıl sağlanacağına ve eğitim yerleşkelerinde alışveriş merkezlerinin ne işi olduğuna değin çeşitlenebilmektedir.

Kentin merkezinde yer alan okulların civarında taşınmaz değeri artmakta olduğundan okul arazileri bu projelerle sermayenin gözlerini kamaştırmaktadır. Öyle ki kamu elindeki alanların el değiştirmesinin iktidar için çocuk oyuncağı olduğu bu dönemde okul alanlarının satılması işten bile değildir. Projenin planlanması ise okulların yerinden edilmesiyle boşalacak alanların bir çeşit tüketim mekanına dönüşmesi konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmamaktadır.

Açıklamalara göre, eğitim yerleşkelerine erişim sorununun ise yıllardır bitmeyen metro-raylı toplu taşıma sistemleri ile çözüleceği öngörülmüş. Toplu taşımanın pahalılaştığı, ulaşım için ayrılan kamu kaynaklarının gereksiz alt-üst geçitlere harcandığı, özel araç sahipliğini teşvik eden ulaşım politikaları uygulamalarıyla kentsel ulaşımın gittikçe karmaşıklaştığı Ankara’da, her geçen gün halk daha da canından bezmektedir. Raylı sistemlerle sağlanması gereken ana ulaşım koridorlarındaki toplu taşıma sorunlarını görmezden gelen mevcut yerel yönetim, olur da yapılırsa, bu bölgelerdeki eğitim yerleşkelerine her gün gitmek zorunda kalacak öğrencilere de ulaşım zulmünden önemli bir pay bahşedecektir.

Mahallenin mekansal örüntüsünün tasarlanmasında okullara erişim en önemli konulardan biridir. Anaokulları ve ilkokullar birincil, daha üst kademedeki okullar ise ikincil konumda değerlendirilir. Her ne kadar bu projeye dahil edilmesi düşünülen okullar ikinci kademe olsalar da 14-18 yaş grubundaki çocukların eğitimleri için gün içerisinde uzunca vakitlerini ulaşım için harcamaları gerekecektir. Uzak okulların yanı sıra bir başka sorun ise yaşam alanlarından kopuk bir yapılanmanın olması. Belki de satılamayan konutlara müşteri bulma ümidi ile bu proje öne sürülmüştür, saçılan Ankara için.

Yerleşkeler içerisindeki alışveriş merkezleri fikri ise günümüz toplumsal hayatındaki önemli dönüşümlerden biri olan tüketim kültürünün ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, çocukların tüketimi henüz küçük yaşta içselleştirebilmesi için yapılmış planın bir parçasıdır. Alışveriş merkezlerinde sosyalleşen bir nesil büyüyüp gidiyor iken, bunu bir sorun olarak tanımlamayarak, dert edinmeyerek onlara daha fazlasını sunarak marifet yaptığını zanneden bir anlayış egemendir.

Şehircilik açısından tamamen yanlış olduğunun ortaya konulduğu ve asıl amacı okul alanlarını satarak, okulları saçarak sermayeye hizmet etmek olan eğitim yerleşkeleri projesini yakın zamanda gerçekleştirmek için harekete geçmeye hazırlanan idarenin bir de yok yere çıkarılan projenin finansı için “hayırsever” inşaat şirketlerini işin içine sokma çabası da takdire şayandır. Bunu açıkça medyada ifade etmeleri de projedeki aktörleri ve niyeti belirlemede ne denli rahat olduklarının göstergesidir.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99