TOKİ’nin (Osmanlı) tokadı!

birinciPeki nasıl oluyor da devlete ait bir kurumun kamuya ait olan topraklarda bu denli büyük bir tahribata sebep olmasına izin veriliyor. TOKİ dediğimiz “yoksullara konut edindirme meleği” olarak lanse edilen kurum aslında nedir, kimdir, kimlere hizmet eder, yetkileri nelerdir? Nasıl olur da herkesin gördüğünü görmemekte ısrar eder? Nasıl olur da iklim, coğrafya, tarih, kimlik gibi faktörlerin hiçbirini umursamadan, her yere birbirinin aynı binaları yapmakta hiçbir sakınca görmediği gibi kendince belirlediği Osmanlı-Selçuklu karması bir mimari üslupla kentlerimiz için yeni bir kimlik oluşturma çabası içine girer?

Geçtiğimiz günlerde bir fotoğraf yarışmasının sonuçları yayınlandı. Yarışmanın adı biraz garip aynı zamanda oldukça merak uyandırıcı: TOKİ’nin Bursa Kenti’ne Tokadı. Bursa Mimarlar Odası’nın kentte yapılan TOKİ bloklarının yapısal olarak kente etkilerinin ne kadar içler acısı olduğunu söze gerek kalmadan anlatması için açtığı bir fotoğraf yarışması. Bursa’da yaşamayan ve bu kenti pek bilmeyenlerin sonuçların neler olacağını önceden tahmin edebilmesi o kadar da kolay değil. Nedeni Bursa’da yapılan TOKİ’ye ait konutların diğerlerinden çok farklı olması falan değil elbette, sonuçların çarpıcılığının önceden tahmin edilemeyecek boyutta olması. Ortaya çıkan ürünleri gördüğünüzde de kuvvetle muhtemel bizde oluşan his sizde de oluşacaktır. Örneğin Oda’ya “en iyi yarışma konusu belirleme” dalında büyük ödül vermek! Fotoğraflara bakınca tüm kentlerde çok benzer şekilde, estetikten yoksun olarak inşa edilen ve “sosyal konut” ihtiyacını karşılamaktan çok uzak olan bu binaların küçüklüğümüzde dinlediğimiz masallardaki nefes alıp verirken ağaçlar deviren devanalarından daha korkunç ve kentlerimiz için daha yıkıcı olduğu bir kez daha fark ediliyor. Bu korkunç görüntülerin nedeni olan TOKİ’nin eski başkanının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın başında olduğunu düşününce kentlerimizin ve mimarlığımızın nasıl bir anlayışa teslim edildiğini gözler önüne seriyor ve bunu olabilecek en estetik ve en çarpıcı şekilde yapıyor. Daha önce taktığı at gözlüklerinden dolayı TOKİ’nin kentler üzerindeki “yan” etkilerini göremeyenler içinse bir aydınlanma olacağını umuyoruz bu yarışmanın. Yarışmada ödül alan fotoğraflar her kente çirkinleşmenin simgesi olarak dikilen TOKİ bloklarının Bursa’nın kent dokusuna ve kimliğine nasıl saldırdığını sayfalarca yazıdan daha net şekilde gözler önüne sermesi açısından da çok değerli.

Peki nasıl oluyor da devlete ait bir kurumun kamuya ait olan topraklarda bu denli büyük bir tahribata sebep olmasına izin veriliyor. TOKİ dediğimiz “yoksullara konut edindirme meleği” olarak lanse edilen kurum aslında nedir, kimdir, kimlere hizmet eder, yetkileri nelerdir? Nasıl olur da herkesin gördüğünü görmemekte ısrar eder? Nasıl olur da iklim, coğrafya, tarih, kimlik gibi faktörlerin hiçbirini umursamadan, her yere birbirinin aynı binaları yapmakta hiçbir sakınca görmediği gibi kendince belirlediği Osmanlı-Selçuklu karması bir mimari üslupla kentlerimiz için yeni bir kimlik oluşturma çabası içine girer? Çok fazla detaya gir(e)meden kısaca TOKİ’nin gücünün ve fütursuzluğunun kaynağını/kaynaklarını kendimizce anlatmaya çalışalım:

Yoksullara konut saçan kahraman!
TOKİ 1984 yılında kurulduktan sonra 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu kapsamında Özerk Toplu Konut Fonu oluşturulmuş ve bu fondan hem bireysel girişimcilere hem de konut kooperatiflerine kredi sağlamıştır. 1993 yılında genel bütçeye devredilinceye kadar bütçesinin önemli bir bölümünü -yaklaşık %80- konut kooperatiflerine kredi sağlamak için kullanmıştır. 1993 sonrası bütçesindeki kredi verme payı büyük oranda düşse de 2003’te yaşadığı yeniden yapılanmaya kadar TOKİ kamu malına büyük bir aç gözlülükle saldırıp özel sektöre dağıtan bir canavar değildir henüz. 2003 yılında 4966 sayılı yasa ile hazine arazilerinin TOKİ’ye devri kolaylaştırılmış ve kar amaçlı konut üreterek kendine kaynak sağlamasının yolu açılmıştır. Ayrıca kurum ön alım hakkına sahiptir. Özel sektördeki konut yatırımcıları için konut üretimi aşamalarından tartışmasız en zahmetli ve masraflı olan aşama “arsa edinimi” aşamasıdır. Arsa ediniminde özel sektörün karşısına çıkan ilk engel kamu arazileridir. TOKİ, yapılan kanuni değişikliklerle bu sorunu “patronlar” adına çözmek için biçilmiş bir kaftan haline gelmiştir. 1164 Sayılı Kanun’a ek 4. Maddeye göre zaten Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın talebi, Maliye ve Bayındırlık (artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) Bakanlığı’nın müşterek teklifi ve Başbakan’ın onayı ile kamu arazilerinin TOKİ’ye bedelsiz olarak devri mümkün kılınmıştır (2004). Karşılaşılan ikinci önemli sorun ise kentsel alanlarda çok ortaklı ya da küçük metrekareli parsellerdir. Özel sektörün bu sorununu ise kamulaştırma yetkisi ile çözebilmektedir TOKİ. Bunun yanı sıra ilgili yönetmelikte şartnamede oranların belirtilmesi kaydıyla idarenin uygun gördüğü projelerin satışından elde edilen gelirin müteahhit ile TOKİ arasında paylaşılması tanımı oldukça açıktır. Bu maddeler birleşince üretilen konutların satışından elde edilen hasılatın paylaşımı yöntemiyle TOKİ, kaynaklarını daha da artırma şansını yakalamakta ve büyük konut üreticilerinin de ekmeğine yağ sürmektedir.

TOKİ yoksulun konut sorununu neden çözemez?
Peki artırılan bu kaynaklar ne için kullanılıyor? Halkın en çok ihtiyacı olan, ucuz, nitelikli ve özel girişimin üretimine alternatif olacak şekilde kar amacı güdülmeksizin üretilen SOSYAL KONUTlardır. TOKİ, gitgide artan “kaynak”larını orta ve orta alt sınıfın konut ihtiyacını çözmek için sosyal konut projelerine aktarmak yerine yine ve yeniden piyasa konutları üretmek için harcamaktadır. TOKİ’nin üretimleri özellikle seçim dönemlerinde her ne kadar seçim propagandası aracı olarak kullanılsa da meydanlarda ağız dolusu söylenen “sosyal konut” ve barınma hakkı gibi kavramlar, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre standartları gerekli ve yeterli şekilde belirtilmemiş ve korumaya alınmamış, içi doldurulmamış söylemlerden ibarettir. Devletin konut ihtiyacına yönelik istatistikleriyle TOKİ’nin mevcut şantiyelerinin bulunduğu il ve ilçeler karşılaştırıldığında da konut ihtiyacı olmayan il ve ilçelerde konut üretimi yapıldığı görülmektedir (Türk, 2010). Bu yaklaşımın da oy alma kaygısıyla bağlantısının kurulması için çok da kötü niyetli olmaya gerek yok! Bunun yanı sıra konut ve barınma hakkı gözetilmeyen halkın kentsel dönüşüm projeleri kapsamında evlerine el konması ve ev verilip ödeyemeyecekleri şekilde borçlandırılarak ya da evsiz, mahallesiz bırakılarak cezalandırılmaları ise TOKİ’nin diğer gerçek icraatlarıdır. Tüm bu nedenlerden dolayıdır ki TOKİ, yoksulların konut sorununu çözmekten çok uzaktır.

Yeni rejimin yeni kentlerine doğru…
AKP iktidarı süresince TOKİ’nin yaşadığı yapılanmalardan en çarpıcı olanı kuşkusuz 2004 yılında çıkan 5162 Sayılı Kanun ile aldığı bölgesel fiziksel plan yapma yetkisidir. Yani kendi imar planını yapıp kendi imar hakkını belirleyip ve sonrasında uygulamasını yapıp satabilmektedir. Bunun sonucunda eskiye ait tüm değerlerini yitirmekle karşı karşıya kalan kentler yaratmaktadır. Yani nasıl oluyor da Bursa’daki gibi estetikten yoksun görüntüler oluşabiliyor, bu izinleri kimler veriyor gibi sorular aklınıza geldiyse cevabını peşinen vermiş oluyoruz. TOKİ kendi çalıp kendi söylüyor, kendi oynuyor…

TOKİ’nin diğer yetkileri arasında kentsel dönüşüm projeleri konusunda söz sahibi olmak var. Biraz önce bahsettiğimiz gibi, eskiden çeperde yer aldığı için yoksul kesimin yerleştiği ve artık piyasa değeri kat kat arttığı için özel sektörün göz diktiği alanlarda kentsel dönüşüm adı altında projelere imza atarak insanları alışmadığı çevrede artan aidat ve giderlerle yaşamaya mecbur bırakıp bir de üstüne eski evlerini yok pahasına peşinata sayarak onlarca yıl boyunca borçlandırıyor, böylece yerlerinden edilen insanlar, kentin şimdiki çeperlerine doğru yer değiştirerek eski “sağlıksız ve yasal olmayan” yaşantılarını yeniden kurmak zorunda kalıyorlar. Eski mahallelerinde ise yüksek ev kiralarını ve aidatları ödeyebilen “seçkin” insanlar oturuyor artık. Yoksul halk için ürettiğini iddia ettiği “sosyal konutlar”a yönelik resmi web sitelerinde verilen sayısal değerlerin ve yüzdelerin çoğu üretilen piyasa konutlarının piyasada 1+1 şeklinde ifade edilen en küçük ve bir ailenin yaşaması için en elverişsiz olanlarına ait verilerden oluştuğunu vurgulamakta yarar var. “Sosyal Konut” tanımının devletin konut yapmaktan sorumlu olan örgütlenmesince bile net bir şekilde belirtilmediği düşünülürse devletin yoksullara sosyal konut yapma konusunda ne kadar samimi olduğu sanıyoruz ki kolayca anlaşılabilir. Ayrıca tüm bunları yapan “yoksul dostu” TOKİ’nin yasal mali kontrollerden muaf olması da dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta (Türk, 2010). (2985 Sayılı Kanun’a göre Toplu Konut İdaresi’nin gelir ve giderleri 19 Aralık 2010 tarihi itibariyle Sayıştay’a devredilen Yüksek Denetleme Kurumu denetimine tabidir.)

Tüm bu yetki ve ayrıcalıklarıyla konut üretiminin yaklaşık %10’luk kısmını tek başına elinde bulunduran ve diğer firmalara arazi sağlayan Büyük Patron’un Bursa’ya, Ankara’ya, İstanbul’a, Diyarbakır’a, Erzurum’a, kısacası 81 il ve 800 ilçeye nasıl olup da bu denli fütursuzca ve göstere göstere “Osmanlı-Selçuklu” karma üslubunda tokat attığını anlamak fotoğrafın bütününe bakınca mümkün oluyor.

Kaynaklar:
1 Türk, S.S. 2010. The Provision of Land For Social Housing In Large Urbanized Areas In Developing Countries: The Case of Istanbul.
2 www.bursamimar.org.tr
3 Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Satış, Devir, İntikal, Kiraya Verme, Trampa, Sınırlı Ayni Hak Tesisi ve Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı İhale Yönetmeliği.
4 2985 Sayılı Toplu Konut Kanunu
5 1164 Sayılı Kanun

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99