Sol çıkışın somut zemini

hopa 3Yukarıda adını saydığımız operasyonların her biri farklı bir muhalefet odağının sindirilmesine yönelik olarak yapıldı ve halen devam ediyor. Fakat yine adını saydığımız davaların tamamı tek bir siyasal amaca hizmet ediyor: AKP’nin elinde tuttuğu iktidar yapısını sağlamlaştırmak ve onun “yeni rejim”ini rahatsız etme potansiyeli taşıyan tüm olası muhalefeti ortadan kaldırmak.

Sonda söyleyeceğimizi en başından söyleyelim: Türkiye sosyalist hareketi tarihinin önünde tarihi bir fırsat durmaktadır. 12 Eylül’den itibaren, birkaç etkili çıkışı saymazsak düzenli bir şekilde adım adım geri çekilen solun önündeki bu fırsat ileriye dönük uzun bir yürüyüşün ilk adımıdır. Bu ilk adım KCK, Devrimci Karargah, Hopa, Oda TV ve Ergenekon operasyonları karşısında cephesel bir birlik halinde hareket etmektir. Son dönemde sıklaşmakla birlikte uzun yıllardır çeşitli biçimlerde öne sürülen birlik projelerinin tamamını aşan bir siyaset zemini ve eylem takvimi solun önüne bizzat iktidar bloğu tarafından konmuştur.

Birliğin siyasal zemini
Yukarıda adını saydığımız operasyonların her biri farklı bir muhalefet odağının sindirilmesine yönelik olarak yapıldı ve halen devam ediyor. Fakat yine adını saydığımız davaların tamamı tek bir siyasal amaca hizmet ediyor: AKP’nin elinde tuttuğu iktidar yapısını sağlamlaştırmak ve onun “yeni rejim”ini rahatsız etme potansiyeli taşıyan tüm olası muhalefeti ortadan kaldırmak. İlk bakışta beş benzemez gibi görünen, hatta birbiri ile tarihsel olarak mücadele eder haldeki odakların tamamının birden AKP faşizmine karşı savunulması bu mücadele odaklarının her birinin tekil varlığının çok ötesinde bir mücadele pratiği ortaya çıkarabilir. Bu potansiyel ise ancak solun siyasi önderliği ile mümkündür.
Ergenekon ve KCK davalarının aynı mücadele başlığı altında savunulması ulusalcılarla Kürt hareketinin siyasi bir ortaklaşmaya gitmesi anlamına gelmez. Böyle bir beklentiye kapılmak yalnızca hayalcilik değildir. Aynı zamanda yanlıştır çünkü gerek ulusalcılık gerekse Kürt hareketi sınırlı bir ufukta ve emekten çok ulusal eksende siyaset yapmaktadır. Bu türden bir ortak mücadele zemini ancak ve ancak sosyalist solun kararlı ve olgun bir planla toplumun “yeni rejim”e direnme eğilimi gösteren tüm kesimlerine ulaşması ile mümkündür. Türkiye’de siyaset zeminini bölen ana çizgilerden ikisi olarak görebileceğimiz ulusal eğilimlerin çatışmalı pozisyonları böylesi bir hareket tarzı ile yumuşatılabilir. Kürt ve Türk haklarının ortak mücadelesi olarak yıllardır özlemle dile getirilen emek eksenli mücadele burada kendisine bir yaşam alanı bulabilir. Solun kritik rolü de buradadır. Ne ulusalcılar be de Kürt hareketi bu kapsayıcı siyasete sahip olacak ve onu başarıyla yürütecek donanıma sahipken, akıllıca örülen bir sosyalist politika emek ekseninde ve demokrasi talebinde ciddi bir muhalefet odağını yaratabilir.

Bunun küçük bir örneği tahliyelerle sonuçlanan Hopa davasında gösterilmiştir. Hopa davasındaki tahliye kararları solu ve solun etrafındaki çok geniş bir kesimi sevince boğmuştu. Fakat asıl başarı tahliyelerden çok, duruşmadan önce kamuoyuna dönük yürütülen başarılı kampanya ve duruşma günü sergilenen dayanışma gösterisidir. Hopa’yı bir Halkevleri davası olmaktan çıkarıp solun varlık yokluk meselesine getiren süreçte kamuoyu AKP savcılarının aklına eseni içeri tıkması karşısında kıpırdanmıştır. 26 Aralık’ta başlayan Oda TV davası da bu dayanışmanın farklı siyasal yönlerde tekrarlanabilme potansiyelinin ipuçlarını vermektedir. Sırasıyla TKP, Halkevleri ve ÖDP’nin Oda TV davası için buluşma çağrıları yapması umut vericidir. Nihayetinde Oda TV ile bu siyasal odaklar arasında ciddi mesafeler varken ve Oda TV davasında sanık konumundaki kişiler teker teker bu çevrelerin sosyalizm anlayışına hayli uzakken bu davadaki hukuksuzluğun teşhiri ve davanın sahiplenilmesi önemli bir politik adımdır. Önümüzde duran sorun, bu kıpırdanışı harekete geçirmektir. AKP’nin acımasız ve muhalefet tanımayan “yeni rejim”ine karşı bir direnme mevzisi inşa etmek bugün teker teker devrimci yapıların boyunu aşan bir iştir. Ne var ki bu iş ancak solun olgun ve kapsayıcı bir ideolojik mücadelesi ile başarılabilir.
Kürt hareketi Kürt halkının örgütlenme ve siyasete katılma iradesini savunmaktaki etkinliğini doğal olarak ülke çapına yayamamaktadır. Bu hedefi güttüğü söylenen HDK da henüz böyle bir işlev görecek donanıma sahip değildir. Diğer yandan birçok muhalif gazetecinin tutuklanmasına neden olan Ergenekon’un hedefindeki ulusalcılar da AKP’yi geriletecek bir siyaset tarzından fersah fersah uzaktır. Bir siyasi proje olarak ulusalcılık çoktan iflas bayrağını çekmiştir.

Solun yakaladığı tarihi fırsatın siyasi analizi de burada önem kazanmaktadır. Sol AKP tarafından saldırıya maruz kalan odaklardan Kürt hareketinin de ulusalcıların da kendi başlarına yapamayacakları bir işlevi görme yeteneğine sahiptir. AKP’ye karşı emek tabanlı ve demokrasi talepli, başı sonu belli bir eylem birliği ancak sosyalist solun girişebileceği bir iştir. Böylesi bir işe girişmek solun sıkışmış ve kendisini koruma noktasında tıkanmış varlığını kendisi dışındaki kesimlere yeniden açabileceği bir olanağı ortaya çıkarır. İlk bakışta davalara, yani AKP eliyle yürütülen bir saldırı dalgasına karşı savunma amaçlı gibi görünen böylesi bir birliğin büyümesi kaçınılmazdır.

Tahmin edileceği üzere birliğin temel siyasi tartışması ulusalcılara karşı tutum ve Ergenekon davasına ilişkin görüşler olacaktır. Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklu bulunan ve halka karşı işledikleri suçlar toplumsal hafızamızda tazeliğini koruyan kimi şahıslar gerekçe gösterilerek bu davaya fazla dokunmama seçeneği bize göre açık bir hata olur. Ergenekon operasyonuna Veli Küçük gibi gerekçelerle destek çıkmanın modası çoktan geçmiş olduğu gibi siyasi özneler açısından tahlile değer olan bu operasyonun hedefidir. Ergenekon ve diğer operasyonların hedefi iktidar sahipleri açısından gayet açık ve netken bu gerçeğin etrafından dolaşmaya çalışmak kimi örneklerde trajikomik bir biçimde görüldüğü üzere fena halde baş döndürücü olacaktır.

Birliğin eylem takvimi
Böylesi bir birlik projesi için eylem takvimi de hazır bulunuyor. Hopa duruşmasında Ankara Adliyesi’nde sağlanan dayanışma ve gösterilen kararlılık, eksilmeksizin KCK için Diyarbakır’a, DK için Beşiktaş Adliyesi’ne taşınabilir. Çokça kısır tartışmalara sahne olan ve nice ortak eylemi başlamadan bitiren zaman ve alan konusu yine iktidar sahipleri tarafından belirlenmiştir. Çağlayan Adliyesinde görülen Oda TV duruşması için toplanan kalabalığın doğal olarak Hopa duruşması için toplanan kalabalıktan az olması karşısında siyasal yapıların bu birliği sahiplenme anlayışlarını kadrolarına aktarmaları ve “onun davası – benim davam” anlayışıyla mücadele etmeleri gerekmektedir.

Politika alanına müdahale şansı
Türkiye gündemini şekillendiren temel unsur AKP merkezli politik mücadeledir. Sözünü ettiğimiz davaların tamamı farklı alanlardaki politik mücadelelerin araçlarıdır. Bu gündeme karşı verilecek yanıt da politik olacaktır. AKP’yi hedef tahtasına koyan, bir yandan onun kitleler nezdindeki meşruiyetini zayıflatırken bir yandan daha önce ulaşamadığı kitlelere sosyalist bir mücadele programını ulaştıran bir mücadele Türkiye çapında politika alanına müdahale etme şansına sahiptir. Diğer yandan tüm bu özneler açısından kendi gündemlerini ve mücadele başlıklarını sürdürmek mümkün olmalıdır. Eğer davalar konusunda birlik olunacaksa kimse başka gündemleri gerekçe göstererek bunun dışında kalmamalıdır. Böylesi bir eylem birliği bir yandan hak mücadelesini sürdürerek ya da solun içindeki çeşitli farklılıkları aynen muhafaza ederek sürdürülebilir.

Ulusalcılıkla mücadele şansı
“Yeni rejim”in zor aygıtları olan bu davalara karşı kurulacak birlik ulusalcılıkla soldan bir mücadeleyi başarıyla yürütmenin de aracı olabilir. Bunun için Ergenekon konusunda cesaretli davranmak ve AKP ile mücadele etme kararlılığı ulusalcı politik tutukluk ile zayıf düşürülen geniş ve emekçi tabanlı bir kitle ile iletişim kurmak gerekir. Bu cesaret gösterilirse, kendisini CHP ve çevresinde tanımlayan, Kürt halkına düşmanca yaklaşmayan çok geniş bir kesim sol ile yeniden ilişki kuracaktır. Aynı geniş kitle kendi siyasal pozisyonlarına yapılan saldırı karşısında Kürt hareketinden destek gördüğünde benzer bir desteği KCK operasyonları karşısında gösterecektir. Bunun örnekleri şimdiden görülmeye başlanmıştır.

Liberallerle mücadele şansı
Davalara karşı sol cephe diğer yandan ülke çapında etkinliğini sürdüren liberal cereyan ile de hesaplaşmaya hizmet edecektir. Liberallerin bıkmadan ve utanmadan AKP’ye atfettikleri demokrat maskesi yaygın bir kamuoyu çalışması ile yerle bir edilebilir. Hopa davası öncesinde yürütülen kampanya gösterdi ki topluma dönük etkili bir çalışma karşısında medya içindeki liberallerin sesi kısılabilmektedir.

Ayrı ayrı yürüyen mücadeleler birleştirilmelidir
KCK, DK, Hopa, Oda TV, Ergenekon… Her bir operasyonla hedef alınan toplumsal kesimler bu davalardaki hukuksuzluk karşısında ayrı ayrı çalışıyor ve toplumun dikkatini çekmeye çalışıyor. Bu operasyonlarla hedeflenen farklı siyaset odaklarının sindirilmesi olduğundan ve her siyasi odak daha çok kendi davasının derdine düştüğünden deyim yerindeyse bir tür dövüşerek geri çekilme durumunu yaşıyoruz. Davalara karşı birlik, savunma pozisyonunu değiştirmese bile geri çekilmeyi durduracak güçlü bir yığınak anlamına gelir ve iktidarın yeni operasyonlarla ilerlemesini durdurabilir. Geldiğimiz noktadaki tek eksik solun etkili gruplarının böylesi bir birliği hayata geçirme iradesini göstermesidir. 100 kişilik göstermelik basın açıklamalarını aşan, belki kurum temsilcileri ve aydınlardan kurulacak bir komisyonun yöneteceği uzun vadeli bir kampanya gerçekçi bir hedeftir. KCK, Hopa ce DK davalarını protesto eden eylemlerin kitlesi zaten ortaklaşmış durumdayken bu meşru talebi emek eksenli bir siyasi harekete dönüştürmek için harekete geçmek fırsatın ötesinde bir görevdir.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99