Özgür basını susturamayacaksınız

zeynep kuraySavcının bir DİHA muhabirine “Mahir Çayan, Roni Marguiles ve Ragıp Zarakolu ile görüşmüşsünüz bu konuda ne diyorsunuz?” diye sorması iyice kafasının bulandığının bir göstergesi olsa gerek. “Mahir Çayan ben doğmadan önce öldü. Sizce benim görüştüğüm Mahir Sayın olabilir mi?” cevabı karşısında yüzünün nasıl bir hal aldığı şahsen ben de merak uyandırıyor.

Cumhur Harçcı

“Sabah 05.30’da maskeli özel harekat timleri çadıra girdi. Ellerinde uzun namlulu silahlar vardı. Arama kararını gösterdiler. Bizden önce yanlışlıkla depremzede bir ailenin çadırına girmişler. Bir an eski dönemlerdeyiz sandım...”

Bu sözler KCK soruşturması kapsamında tutuklanan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Sertaç Kayar’a ait. Sertaç, Van’da depremzedelerle birlikte kalıyordu çadırda. Evet, Sertaç bizce de haklı.

Ben 12 Eylül 1980 sonrası doğanlardanım. O günleri yaşamadım. Ancak okuduğum ve dinlediğim kadarıyla bilirim. Gazetelerin kapatıldığını, gazetecilerin tutuklandığını öğrendik mesela. Üstelik sadece sosyalist basın değil, ana akım medya da maruz kaldı bunlara. Seslerini çıkartamadılar, unuttular. Basın özgürlüğünü, halkın haber alma özgürlüğünü umursamadılar bile. Biz unutmadık. Ne 12 Eylül’ü ne de 90’lı yıllarda öldürülen Özgür Gündem muhabirlerini.

2011 yılının son günlerini yaşıyoruz. Ancak basın özgürlüğü alanında darbeden bu zamana kadar yol kat edemedik. 12 Eylül’de Kenan Evren’in yaptıklarını bugün AKP yapıyor. Tek fark, gazeteler kapatılmıyor. Çünkü AKP istediğini yazdırıyor, beğenmediğini hapse attırıyor. Bir de utanmadan ‘’Türkiye’de gazetecilik faaliyetinden dolayı tutuklanmış gazeteci yoktur’’ diyor. Anlaşılan, onlara göre her muhalif insan “terörist”dir.

23 Aralık günü AKP’nin hedefinde yine gazeteciler vardı. KCK soruşturması kapsamında 48 gazeteci gözaltına alındı. Savcılık sorgularının ardından 7 gazeteci serbest bırakıldı. 41 gazeteci ise mahkemeye çıkarıldı. 36 gazeteci “terör örgütü üyesi olmak suçundan” tutuklanarak arkadaşlarının yanına, yani cezaevine gönderildi.

Mahkemenin sadece gazetecilik faaliyetleri ile ilgili soru sorup, bu insanların nasıl terör örgütü üyesi olduğuna kanaat getirdiği ise merak uyandırdı herkeste. Oysaki yaptıkları, her gazetecinin yapması gereken en doğal işlerdi. Mahkemenin sorduğu sorulara birkaç örnek verirsek sanırım daha anlaşılır olacak. DİHA muhabiri Çağdaş Kaplan’a, “puşi davası”ndan iki yıldır tutuklu yargılanan üniversite öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün numarasının telefon rehberinde neden yer aldığı soruldu. Cihan onlara göre “terörist” olduğu için Kaplan’ın da “terörist” olduğuna ikna olmuş herhalde mahkeme heyeti. Fakat Çağdaş Kaplan, Kırmızıgül’ün davasının da aralarında bulunduğu birçok davayı yakından takip ediyordu. Savcılık sorgusunda serbest bırakılan DİHA muhabiri Evrim Kepenek ise çevre muhabiri olduğu halde neden siyasi haberler de yaptığı konusunda sorgulandı. Kepenek’e, milletvekili Sırrı Süreyya Önder’le telefonda neden ve ne görüştüğü soruldu. Durun daha bitmedi! Fotoğraf makineleri ve kameralarıyla gazeteci olarak gittikleri eylemlerde soruldu. Özgür Gündem editörü Hatice Bozkurt’a ise “Aramalarda Kürtçe müzik CD’leri bulundu. Neden?” diye soruldu.

Savcının bir DİHA muhabirine “Mahir Çayan, Roni Marguiles ve Ragıp Zarakolu ile görüşmüşsünüz bu konuda ne diyorsunuz?” diye sorması iyice kafasının bulandığının bir göstergesi olsa gerek. “Mahir Çayan ben doğmadan önce öldü. Sizce benim görüştüğüm Mahir Sayın olabilir mi?” cevabı karşısında yüzünün nasıl bir hal aldığı şahsen ben de merak uyandırıyor.
Gördüğünüz gibi gazetecilere sorulan sorular meslekleriyle ilgili. Buna rağmen ana akım medyanın olayı bir “terör” suçu olarak vermesi ise utanmazlıktır. Özellikle TRT’nin “KCK’nın üs yapılanmasına operasyon” diye vermesi, Vatan Gazetesi’nin kendi muhabiri tutuklanmasına rağmen olayı görmezden gelmesi AKP’nin medyayı hemen hemen kendi tekeline aldığının göstergesidir.

Herkes bal gibi biliyor ki, bu 36 gazetecinin tutuklanmasının KCK’yla bir ilgisi yok. Yapılmak istenen bütün muhalif kesimlerin gözünü korkutmaktır. Fakat başaramayacaklar! Yapılması gereken AKP’ye, Terörle Mücadele Kanunu’na karşı direnişi büyütmek, birlikte hareket etmektir. Özgür basını savunmak boynumuzun borcudur!

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99