Birand yanlış jöleliye çattı

yigit bulutMedya kritik

Okur haklı olarak soracaktır “Yahu bu Yiğit Bulut denen adamı televizyonda üç saniye görmeye bile tahammül edemiyoruz, neden Yarınlar’ın her sayısında başlıkta olsun, görselde olsun, dipnotta olsun, orada veya burada bir yerde karşımıza çıkartıyorsunuz?” Sevgili okur; inan Yiğit Bulut’u gördüğümüz herhangi bir mecrada vücutlarımız aynı tepkileri veriyor; aynı kaslarımız geriliyor, migrenimiz azıyor, midelerimizse aynı bulantıyla ekşiyor. Ve hayır, Yiğit Bulut’a dergide bu kadar yer vermemizin nedeni meşhur jöleli saçları ve yakıcı bakışları da değil; adamdan çıkan malzeme mütevazı Medyakritik’imiz için adeta derya deniz! “Eh peki, yine ne yapmış bizim oğlan?” diye soracak olursan müjdeyi verelim; bizim sarı bu sefer Mehmet Ali Birand’la takışmış! Birand tartışmanın fitilini köşesinden “Başbakan’ın geçen ay medya sahipleri ve genel yayın yönetmenleriyle yaptığı ve hala tartışılan toplantısında ben de vardım. ...Orada öylesine konuşmalar yapıldı, hele biri vardı ve öylesine çağdışı ve bir gazeteciye yakışmayan öneriler yaptı ki, konuyu açmamayı tercih ettim. ...toplantının diğer talihsiz olayı, aynı gazetecinin, Hasan Cemal’in Kandil söyleşilerini şikayet etmesi ve ‘Bu konuda bir şey söylemeyecek misiniz?’ diye adeta Başbakanı kışkırtması ve Erdoğan’ın da, adını vermeden Hasan Cemal’in PKK lideriyle görüşmesi ve kitap yazmasını eleştirmesiydi.” diye anlattığı anekdotla ateşledi, bu yazıda ifşa olan “ispiyonculuk” meziyetinin acısına dayanamayan Bulut, iki gün boyunca “Belçikalı Birand akıllı olsun!” minvalinde Yasin Hayal jargonundan ödünç ifadeler kullandığı cevap yazıları yazdı. Bulut’un “eleştirinin” dozunu yükselttiği “aslında bu yaşta bir adamın böyle hırslarının esiri olması, üzerinde ‘Benjamin Franklin’ resmi olan ‘yeşil kâğıtlara zaafla bağlanması’ hazin ve dramatik” gibi kısımları okurken bunu yazanın kim olduğunu bilmesek “aferin iyi demiş” diyebilirdik, fakat şimdi konuyu dağıtmayalım.

Tarafların ikisi de “günahkar” olunca, birbirlerinin yumuşak karınlarına saldırmalarını izlemek açıkçası biraz keyif veriyor. Aslında bu dalaşı takip ederken, AKP şakşakçısı iki aşık arasındaki saz atışmasında taraf tutmaya pek niyetimiz yoktu... Yoktu fakat serde ezilenden yana olmak yazılı; bu noktada başına nasıl bir bela aldığı konusunda Birand’ı uyarmak görevimiz. Ondandır, Birand’a iki çift nasihat, Bulut’a ise altı okka laf hazırladık. Gerçi Birand’ın artık ahı gittiği, vahı kaldığı, konuşurken teklediği, kelininse iyice parladığından kelli, Yiğit Bulut onu salt “şov biznıs” tonlamalı konuşması ve mermerden saçlarıyla bile bu kulvarlarda alt edebilir. Ama olsun saçı başı geçelim konuya gelelim; Birand’ın evvel eski AB’ci bir liberal olması, her daim burjuva iktidarların “makul gazeteci”si olması ve bu çizgiden hiç ödün vermemesi en azından tutarlılığa yorulabilir. Yani bu anlamda Birand hiç yoktan bir çizgi sahibidir, “eski kafalıdır”. Buna karşı; Vatan gazetesi zamanlarının “hızlı ulusalcısı” Yiğit Bulut ise U dönüşlerindeki rüştünü daha bu gencecik yaşında ispat etmiştir ve konduğu kabın şeklini çabucak alabilme yetisiyle “geçkin” Birand’ın karşısında günümüzün pespaye gazeteciliğinin* “yanar dönerliğini” temsil eder. Bulut’un böbürlenmesi boşa değildir, bileğinin ve keza jölesinin hakkıdır: “...benim 35 yaşında oturduğum koltuğa, adamcağız 70 yaşında oturdu, o da tam oturamadı ‘CNN’den kaldırıp kovdular’, sadece Kanal D Haber Müdürü olarak yoluna devam etmek zorunda kaldı...” Bulut haklı efendiler! Hakikaten AKP Birand’ı ne yapsın? U dönüşlerindeki tecrübesiyle Bulut, rampada da düzlükte de toz yutturur adama. Oysa Birand AKP’ye “çıkıntılık” yapmadığı sürece kendisine en fazla “he” denilir. Fakat Bulut öyle mi? Yiğit Bulut bugün AKP’nin mumla aradığı gazeteci tipinin en güzel örneğidir. Yılların “zeki, çevik ve ahlaklı” gazeteci paradigması AKP ile birlikte “iflas etmiştir”, AKP’nin en makbul gazetecisi gençtir, hırslıdır, kıvraktır ve de en önemlisi herhangi bir AKP üyesi partiliden daha partizandır, Yiğit Bulut’tur. Aynı tipolojinin sancaktarlarından Rasim Ozan Kütahyalı, Nagehan Alçı ve Mehmet Baransu’yu Yiğit Bulut’un yanına koyduğumuzda ortaya çıkan ahenk şaşırtıcı değildir, keza yine bu isimlerin Medyakritik’in her daim müdavimi olması da bir tesadüfün eseri olamaz. Kısacası Birand nasihatlerimize kulak ver; üzgünüz fakat senin bunlarla aşık atabileceğin dönem çok geride kaldı, bugün onlar AKP’nin “has adamı” sense “tali”. Bak mesela, sen ki bu devletin kaç yıllık kadrolu gazetecisisin fakat bizim sarı oğlan sana karşı gayet bilinçli bir şekilde sürekli “bölücü” kozuna oynuyor, iki yazısına da “Belçika vatandaşı Birand” başlığı atması da tesadüf değil. Aklı erdiğince Belçika’nın Fehriye Erdal’ı saklamasına bağlamış, “teröristlere” arka çıkan devlet anlamında, keza akla hemen senin Abdullah Öcalan röportajını getiriyor. Bu satır aralarındaki sinsiliği iyi oku Birand: “Amaçları aslında bana bulaşmak da değil, akıllarınca kamuoyu yaratıp Başbakan Erdoğan’ı baskı altına alacaklar! İşin ilginç tarafı da bu topa giren arkadaşlar, geçmişte her dönemde Türk Devleti’nin makamları tarafından ‘bölücülükle suçlanmış’, haklarında devletin resmi istihbarat kurumları tarafından ‘bölücü’ notu düşülmüş ‘tipler’!”. Yani ayağını denk almazsan ne bilelim, üç vakte kalmaz KCK’den kapına dayanırlar alimallah. Bizden söylemesi; bunlar adamın gözünden fer alırlar Birand, fer!

(*) Burada kullanmak zorunda kaldığımız “gazeteci” kelimesi için meslek onurunu çiğnetmeyen gazetecilerden özür diliyoruz

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99