Tahsilli cinsiyetçiliğin örnekleri: Kadın Düşmanı Sözlük

cinsiyetcilerFransız yazar Agnes Michaux üşenmemiş kadınlar hakkında böyle bir külliyatı bir araya getiren bir kitabı yayına hazırlamış. Kadın Düşmanı Sözlük’te okuyacaklarınız, çok geniş bir zaman skalasında bir yığın “okumuş adam”ın kadını nasıl gördüğünü, daha ötesi kadını topluma nasıl gösterdiğini belgeleyen ifadeler.

Çağlar Kılınç

“Şu şeye karşı olduğum söyleniyor, neydi canım şunun adı? Kadın Kurtuluş Hareketi. İyi de, peygamber aşkına, haksız mıyım yani! Kardeşim, ne derlerse desinler, asla mutfak evyesine işemeyi beceremeyecek, asla iki yüz kiloluk halterleri kaldıramayacak ve tabi gerisini de; geriye kalan onca işi de yapamayacaklar. Yani şu isyancı geri zekalı karıları hiç anlamıyorum; ne gereği var efendim erkeklerle eşitlik taslamanın… Hele kadınlar onlardan defalarca üstünken!” Asıl geri zekalının bu satırların yazarı olduğunu mu düşündünüz? Gidip geri zekalılık başlığını okuyun: “Kadının, özünde tamamen geri zekalı bir mahluk olup olmadığı konusunda çok tartışıldı. (…) Ancak onun geri zekalılığı sadece görünüştedir; aslında kadının yaşam ilkeleri erkeğinkinden daha iyidir.”

Yukarıda okuduklarınız gibi onlarca başlık altında toplanmış yüzlerce zırva… Fransız yazar Agnes Michaux üşenmemiş kadınlar hakkında böyle bir külliyatı bir araya getiren bir kitabı yayına hazırlamış. Kadın Düşmanı Sözlük’te okuyacaklarınız çok geniş bir zaman skalasında bir yığın “okumuş adam”ın kadını nasıl gördüğünü, daha ötesi kadını topluma nasıl gösterdiğini belgeleyen ifadeler. Kadına yönelik şiddetin bir parçası olarak küfür ve hakaret bugün içerik olarak çoğu zaman haber değeri bile taşımazken Kadın Düşmanı Sözlük derlemesi çok yalın bir gerçeğin altını bir kez daha çiziyor: Kadına yönelik şiddet bir bireysel eğitim sorunu değildir! Kitabın derlenmesine katkıda bulunan kolektifte kimler yok ki? Euripides, Voltaire, Sartre, Freud, Proudhon ya da Nietzsche gibi düşünürler; Baudelaire, Hugo, Proust, Goethe ya da Faulkner gibi ünlü edebiyatçılar; Napolyon, Woody Allen, Aziz Pavlus ya da Ayetullah Muntazeri gibi isimler ve hatta Marie Antoinette, Madonna ya da Kraliçe Victoria gibi bazı kadınlar…

Başka bir açıdan bakacak olursak; Kadın Düşmanı Sözlük cinsiyetçiliğin ya da kadının toplumsal alanda geri planda bırakılmasının kültürel bir geri kalmışlık sorununa da indirgenemeyeceğini gösteriyor. Türkiye modernleşmesinin kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda attığı her adımda karşısında her defasında İslamcılığı bulmuş olması kadın sorununun İslami yaşam biçimi ile sınırlı bir sorun olduğu yanılgısını üretir. Öyle ki bu süreç boyunca kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasından kadınların çalışma yaşamında erkeklerinkine yakın haklar elde etmesine kadar birçok girişim, karşısında hep dinci gericiliği buldu.

Oysa tıpkı kadın sorunu gibi dinci gericilik de evrenseldir. Kadın Düşmanı Sözlük kilisenin kadına yaklaşımını gözler önüne sermesi nedeniyle de önemli. Örneğin kadınların boşanma hakkına sahip olması konusunda görüş bildiren Fransız yazar Jules Renard şöyle buyurmuş: “ Boşanma, bir kadının tüm ömrünü aynı erkekle geçirmediği halde namuslu olarak kabul edilmesinin yasal bir yöntemidir.” Yeterince tanıdık gelmedi mi? Peder Niolet’in sesine kulak verin: “Gerçek bir Hristiyan ailesi, kutsal arzuları yerine getirmek için en az on beş çocuk sahibi olmalıdır ve bunların en az on ikisinin yaşaması gerekir.”

Böylesi bir derlemeyi yayına hazırlamanın belli zorlukları olsa gerek. Mümkün olduğunca kısa ifadelerin, alıntılandığı geniş metinlerden bağlamlarından koparılmadan alınmaları kolay iş değildir. Bunların anlam kaybına uğramadan anlaşılır bir şekilde başka bir dile çevrilmesi ise hiç kolay değildir. Kitabı Fransızca aslından çeviren Yiğit Bener, “Tercümana zeval olmaz mı” diye sorduğu çevirmen notunda yaşadığı bu zorlukların bazılarından bahsediyor. Bener’in çevirmen notu çeviri sorunlarıyla sınırlı kalmayan ve kadın sorununa ilişkin okunması gereken bir değerlendirme.

Kitapta derlemeye dahil edilmesi itibariyle yazarına haksızlık edildiği izlenimi veren seçmeler de yok değil. Sadece evlilik başlığı bile bu konuda birkaç örneği sunuyor. “Evlenin, iyi edersiniz (…) evlenmeyin, daha iyi edersiniz” ya da “Tanrı birlikte yaşamayı icat etmiştir, şeytansa evliliği” gibi kadına dair doğrudan bir olumsuzluk içermeyen, ancak sadece erkeklere seslendiği kabul edilirse cinsiyetçi sayılabilecek kimi ifadelerin derlemeye hangi bağlamda eklendikleri anlaşılmıyor. Hatta Fransız şair Charles Baudelaire’in şu ifadeleri nedeniyle bu derlemeye dahil edilmesinin bir haksızlık olduğu dahi söylenebilir: “Kilise, aşkı yok edemeyeceğini anlayınca, onu hiç olmazsa dezenfekte etmek istedi ve evlilik kurumunu yarattı.”

Can Yayınları’nın Kırkmerak dizisinin 14. kitabı olarak yeniden basılan Kadın Düşmanı Sözlük, kadına yönelik şiddetin toplumsal zemini konusunda ciddi ciddi düşünmemiz gereken bugünlerde bazen gülerek ama çoğunlukla hayret ederek okunacak bir derleme.

Çağlar Kılınç

“Şu şeye karşı olduğum söyleniyor, neydi canım şunun adı? Kadın Kurtuluş Hareketi. İyi de, peygamber aşkına, haksız mıyım yani! Kardeşim, ne derlerse desinler, asla mutfak evyesine işemeyi beceremeyecek, asla iki yüz kiloluk halterleri kaldıramayacak ve tabi gerisini de; geriye kalan onca işi de yapamayacaklar. Yani şu isyancı geri zekalı karıları hiç anlamıyorum; ne gereği var efendim erkeklerle eşitlik taslamanın… Hele kadınlar onlardan defalarca üstünken!” Asıl geri zekalının bu satırların yazarı olduğunu mu düşündünüz? Gidip geri zekalılık başlığını okuyun: “Kadının, özünde tamamen geri zekalı bir mahluk olup olmadığı konusunda çok tartışıldı. (…) Ancak onun geri zekalılığı sadece görünüştedir; aslında kadının yaşam ilkeleri erkeğinkinden daha iyidir.”
Yukarıda okuduklarınız gibi onlarca başlık altında toplanmış yüzlerce zırva… Fransız yazar Agnes Michaux üşenmemiş kadınlar hakkında böyle bir külliyatı bir araya getiren bir kitabı yayına hazırlamış. Kadın Düşmanı Sözlük’te okuyacaklarınız çok geniş bir zaman skalasında bir yığın “okumuş adam”ın kadını nasıl gördüğünü, daha ötesi kadını topluma nasıl gösterdiğini belgeleyen ifadeler. Kadına yönelik şiddetin bir parçası olarak küfür ve hakaret bugün içerik olarak çoğu zaman haber değeri bile taşımazken Kadın Düşmanı Sözlük derlemesi çok yalın bir gerçeğin altını bir kez daha çiziyor: Kadına yönelik şiddet bir bireysel eğitim sorunu değildir! Kitabın derlenmesine katkıda bulunan kolektifte kimler yok ki? Euripides, Voltaire, Sartre, Freud, Proudhon ya da Nietzsche gibi düşünürler; Baudelaire, Hugo, Proust, Goethe ya da Faulkner gibi ünlü edebiyatçılar; Napolyon, Woody Allen, Aziz Pavlus ya da Ayetullah Muntazeri gibi isimler ve hatta Marie Antoinette, Madonna ya da Kraliçe Victoria gibi bazı kadınlar…
Başka bir açıdan bakacak olursak; Kadın Düşmanı Sözlük cinsiyetçilik ya da kadının toplumsal alanda geri planda bırakılmasının kültürel bir geri kalmışlık sorununa da indirgenemeyeceğini gösteriyor. Türkiye modernleşmesi kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda attığı her adımda karşısında her defasında İslamcılığı bulması kadın sorununun İslami yaşam biçimi ile sınırlı bir sorun olduğu yanılgısını üretir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasından çalışma yaşamında erkeklerinkine yakın haklar elde etmesine kadar birçok girişim, karşısında hep dinci gericiliği buldu.
Tıpkı kadın sorunu gibi dinci gericilik de evrenseldir. Kadın Düşmanı Sözlük kilisenin kadına yaklaşımını gözler önüne sermesi nedeniyle de önemli. Kadınların boşanma hakkına sahip olması konusunda görüş bildiren Fransız yazar Jules Renard şöyle buyurmuş: “ Boşanma, bir kadının tüm ömrünü aynı erkekle geçirmediği halde namuslu olarak kabul edilmesinin yasal bir yöntemidir.” Yeterince tanıdık gelmedi mi? Peder Niolet’in sesine kulak verin: “Gerçek bir Hristiyan ailesi, kutsal arzuları yerine getirmek için en az on beş çocuk sahibi olmalıdır ve bunların en az on ikisinin yaşaması gerekir.”
Böylesi bir derlemeyi yayına hazırlamanın belli zorlukları olsa gerek. Mümkün olduğunca kısa ifadelerin alıntılandığı geniş metinlerden bağlamlarından koparılmadan alınmaları kolay iş değildir. Bunların anlam kaybına uğramadan anlaşılır bir şekilde başka bir dile çevrilmesi ise hiç kolay değildir. Kitabı Fransızca aslından çeviren Yiğit Bener, “Tercümana zeval olmaz mı” diye sorduğu çevirmen notunda yaşadığı bu zorlukların bazılarından bahsediyor. Bener’in çevirmen notu çeviri sorunlarıyla sınırlı kalmayan ve kadın sorununa ilişkin okunması gereken bir değerlendirme.
Derlemeye dahil edilmesi itibariyle yazarına haksızlık edildiği izlenimi veren seçmeler de yok değil. Sadece evlilik başlığı bile bu konuda birkaç örneği sunuyor. “Evlenin, iyi edersiniz (…) evlenmeyin, daha iyi edersiniz” ya da “Tanrı birlikte yaşamayı icat etmiştir, şeytansa evliliği” gibi kadına dair doğrudan bir olumsuzluk içermeyen, ancak sadece erkeklere seslendiği kabul edilirse cinsiyetçi sayılabilecek kimi ifadelerin derlemeye hangi bağlamda eklendikleri anlaşılmıyor. Hatta Fransız şair Charles Baudelaire’in şu ifadeleri nedeniyle bu derlemeye dahil edilmesinin bir haksızlık olduğu dahi söylenebilir: “Kilise, aşkı yok edemeyeceğini anlayınca, onu hiç olmazsa dezenfekte etmek istedi ve evlilik kurumunu yarattı.”
Can Yayınları’nın Kırkmerak dizisinin 14. kitabı olarak yeniden basılan Kadın Düşmanı Sözlük, kadına yönelik şiddetin toplumsal zemini konusunda ciddi ciddi düşünmemiz gereken bugünlerde bazen gülerek ama çoğunlukla hayret ederek okunacak bir derleme.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99