Sunu: AKP’nin Türkiye’sinde depremzede olmak!

Türkiye’de her deprem sonrasında aynı filmi seyrederiz sanıyorduk; yanılmışız. AKP’nin yeni Türkiye’sinde; yıkılan evlerden, sona eren hayatlardan ve yüzlerce yaralıdan ibaret eski senaryoya yeni eklentiler yapılmış da haberimiz yokmuş meğer!

Böylesine zor bir durumda iken iktidar olmanın getirdiği zorlukların pişkin pişkin verilen bir-iki demeçle aşılmaya çalışılması ve -maalesef aşılması- böyle bir “yenilik” mesela. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, kendine has tuhaf yüz ifadesi ve izleyiciye rahatsızlık veren rahatlığının da etkisiyle, pişkinlikte zirve yapan demeçlerin sahibi olması ise hiç şaşırtıcı değil! “Deprem vergileri ne oldu” diye soran vatandaşa ne yanıt veriyor Şimşek? “1999’dan beri toplanan ve kırk milyar liradan fazla tutan deprem vergileriyle duble yollar yaptık; bu paraları eğitim ve sağlık masrafları için harcadık”. Demek istediği ise açık: Parayı yemedik, vatandaşın ihtiyaçları için harcadık. Top ustaca vatandaşa atılıveriyor böylece. Bundan sonra vicdanın varsa hesap sor! Kusura bakma ey depremzede! Hastaneye giderken, çocuğunu okula gönderirken ya da duble yollardan geçerken her şey iyiydi de, şimdi mi hesap soruyorsun? Ne vicdan ama!

Pişkin demeçlerden bir tanesi de Başbakan Erdoğan’a ait. Hedef tahtasına BDP’yi koymak için fırsat kolladığı anlaşılan Tayyip Erdoğan şöyle buyuruyor: “Polis taşlamak, asker taşlamak, molotof atmak, sağı solu yıkmak için anında organize olanlar, bakıyorsunuz afet anında, şu anda ortada yoklar”. Hani “dinime söven bari müslüman olsa” diye bir deyim vardır ya, cuk oturuyor Erdoğan’ın demecine bu söz. “Bölge’nin lider ülkesi Türkiye’nin kudretli başbakanı” Van’a yeterli sayıda çadır göndermekten bile “aciz” bir durumdayken, BDP’li belediye başkanlarını topun ağzına yerleştiriyor görevlerini yapmıyorlar diye! Koskaca devlet, valisiyle, askeriyle, polisiyle çalışırken; bakanlar Van’da fır dönerlerken; BDP’li yerel yönetimler yatıyormuş anlaşılan! Sizin anlayacağınız hükümetin kabahati yine yok!

Dışarıdan gelen yardım tekliflerinin “biz bize yeteriz” güveniyle reddedilmesinin ardından birkaç gün sonra otuzdan fazla ülkeden yardım alınması da AKP döneminde tanıklık ettiğimiz bir başka ‘”yenilik”! Cihan devleti Osmanlı’nın torunu, bölgesel güç ve büyük devlet olduğumuzdan herhalde; bir yerde “yardım” söz konusu olduğunda “yardım alan” değil, “yardım eden” konumunda olmalıyız biz! Hele hele Yahudilerin, Ermenilerin haddine miymiş bize yardım etmek! “Yeni Osmanlı”nın mucidi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ne diyor? “…şu ana kadar biz kimseye ‘yardımınızı reddediyoruz’ demedik”. Reddetmemişiz; sadece yardımlara ihtiyacımız yokmuş, o kadar! Yani biz yanlış anlamışız yine! Devletimizin ihtiyacı yokmuş da; acaba soğuktan donan Van’lıların ihtiyacı var mıymış diye sorsak ayıp mı etmiş oluruz acaba?

Deprem Van’da olduğundan; Kürt düşmanlığının depremin sonuçlarından biri olarak ortaya çıkması da yine AKP dönemine nasip olan bir başka “yenilik”. Deprem “Van’da olsa da” üzülmeyi bilecek kadar vicdan sahibi sunucular mı ararsınız; “önce asker taşlayacaksın sonra yardım isteyeceksin, bu nasıl iştir” diye soran aklıevvel ırkçılar mı? Yoksa, Van’a “bayrak yardımı” yapmak için sosyal medya aracılığıyla organize olup yardım kolilerine “bayrak” ve “taş” dolduran iki ayaklı insanımsılar mı? Hepsi mevcut AKP’nin “tek yol savaş” diyen Kürt politikasının yönlendirdiği bu ülkede! Bir de hakkını arayan vatandaş gördüğünde, hele bu vatandaş bir de Kürtse, hemen gaz sıkmaya programlanmış polisler var ki; hiç sormayın! Yardım için Van Valiliği’ne gelen depremzedelere “biber gazı yardımı” yapan bu polisleri “hayırseverlik”lerinden ötürü kutlamak lazım herhalde, değil mi?

Son olarak bir de “krizleri fırsata dönüştürmek”le meşhur hükümetimizin bu sefer “depremi fırsata dönüştürmek” gibi bir projesi var ki; sözünü etmeden geçemeyeceğiz. Başbakan Erdoğan’ın “Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu gibi binaları yıkmayanlara sormadan bu binaları kamulaştırıp biz yıkacağız. Karşılığı neyse vereceğiz. Bedeli ne olursa olsun, oy verirmiş vermezmiş, bunu yapacağız”. Buram buram “iyi niyet”, “kararlılık” ve “sorumluluk” kokan bu açıklamaları eleştireceksek eğer, hakikaten yuh olsun bize! Eğer bu açıklamaların ardından “yeni bir şehir yaratmak” adı altında sermayeye yeni rant kapılarının ağzına kadar açılacağını iddia ediyorsak ya da “kentsel dönüşüm” adı altında piyasacı şehircilik anlayışlarının Van’da hakim kılınması ve yoksul Kürt halkının yerinden yurdundan edilmesi gibi sonuçlardan bahsediyorsak; hakikaten kötü niyetli olsak gerek!

Öyle değil mi?

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99