Hopa davaları: Bakkaldan örgüt çıkarmak

gozalti grayEn temel hak taleplerinden olan; doğanın korunması, su hakkı, parasız eğitim, barınma hakkı gibi talepleri içeren protestolar, toplantılar, basın açıklamaları AKP’nin kolluk kuvvetleri tarafından sertçe engellenmekle kalmıyor, AKP’nin yargısı tarafından terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla sonlandırılıyor. Hopa olayları ardından açılan davaların iddianameleri ve “delillerine” bakıldığında da durum bakkal dükkanında terör örgütü kurmaktan hallice görünüyor.

Alper İzkara

İçinden geçtiğimiz süreçte Türkiye’de işleyen burjuva hukukundan veya bir burjuva hukukunun kalıntılarından bile bahsetmek olanaksız hale geldi. AKP bugün devletleştiği ölçüde yasama ve yürütmeyi tekeline aldığı kadar yargıyı da avucunun içinde tutmaktadır. 12 Eylül 2010 referandumunun ardından HSYK’da ve Yargıtay’da girişilen kadrolaşma hamlesi ile adı tam olarak konulan süreç ivmelenerek devam ediyor. İşte “AKP’nin yargıyı fethinin” veya “AKP’nin, devleti yargıyla fethinin” meyveleri olan Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargah davalarının yanına bir kardeş daha geldi: Hopa davası. Daha doğrusu Hopa davaları!

Ne olmuştu Hopa davalarına gelinen süreçte? 31 Mayıs 2011 tarihinde AKP mitingi öncesinde yaşanan Hopa halkının su ve yaşamı savunmak, emeklerine sahip çıkmak için gerçekleştirdikleri protesto esnasında emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun polis şiddeti sonucu öldürülmesinin ardından; Hopa’ya yapılan “nokta operasyonu” sonucu 36 kişi 4 günden fazla süren gözaltı işlemi sonunda Erzurum’a sevk edilmiş, içlerinden 15 kişinin tutuklu yargılanmasına karar verilmişti. Olayların ardından AKP’nin polisi Hopa’yı adeta bir olağanüstü hal bölgesi ilan etmiş ve haftalar boyunca sokaklarında terör estirmişti.

İmamın ordusu, Ankara ve İstanbul’da da Hopa’ya yapılan haksız saldırıyı protesto etmek isteyenlere karşı aynı şiddetle saldırdı. Ankara’da iki gün boyunca toplam 83 kişi gözaltına alındı, gözaltına alınanların 22’si tutuklandı. İstanbul’da ise 16 kişi gözaltına alındı ve 11 kişi hakkında ek soruşturma işlemleri yapıldı.
Hopa’da tutuklananlardan 5’i hakkında iddianame hazırlandı ve mahkeme tarihi belli oldu. Ancak mahkeme davayı parçalara böldü. Buna göre 24 Ekim günü Hopa Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilecek olan duruşmada yalnızca 5 kişi yargılandı. Geriye kalan 10 kişinin ne zaman ve hangi suçlamayla yargılanacağı henüz belli değil.

AKP’nin “yeni yargısı” beraberinde çeşitli yeni hukuksal teamülleri de getirdi elbet. En temel hak taleplerinden olan; doğanın korunması, su hakkı, parasız eğitim, barınma hakkı gibi talepleri içeren protestolar, toplantılar, basın açıklamaları AKP’nin kolluk kuvvetleri tarafından sertçe engellenmekle kalmıyor, AKP’nin yargısı tarafından terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla sonlandırılıyor. Hopa olayları ardından açılan davaların iddianameleri ve “delillerine” bakıldığında da durum bakkal dükkanında terör örgütü kurmaktan hallice görünüyor. Davada tutuklu yargılanan sanıkları, iddianamenin mahkeme heyetine sunulması için gereken azami süre olan 6 ay içeride tutan AKP yargısının lütfedip yazdığı iddianamedeki bazı ifadeleri paylaşarak bitirelim.

Ankara’da yapılan eylemden sonra gözaltına alınan 22’si tutuklu 28 kişi hakkında THKP-C Devrimci Yol Devrimci Gençlik isimli silahlı terör örgütü(!) üyesi oldukları iddiasıyla 12 yıl 6 aydan 42 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede, elde edilen suç eşyaları arasında, üzerinde “Ankara Tabipler Odası Hekime Yönelik Şiddete Hayır” yazılı şemsiye, flamalar ile 1 adet 90x90 cm ebadında siyah beyaz kareli puşi de sayıldı. Ağır cezaların istenmesine ve sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmakla suçlanmalarına karşılık, ev aramalarında 1 adet muşta ve 1 adet metal saplı bıçak dışında herhangi bir ateşli silah bulunmadığı açığa çıktı.
İddianamede, şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda, yasak olmamasına rağmen Öğrenci Kolektifleri tarafından yayınlanan gazeteler, Lenin’in “Ne Yapmalı” isimli kitabı, Marx ve Engels’in “Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri” isimli kitabı, Halit Çelenk’in “İdam Gecesi Anıları”, Halkın Devrimci Yolu isimli dergi, Oğuzhan Müftüoğlu’nun “Biz Ona Devrim Diyorduk, Geçmişi Aşabilmek” isimli kitaplarına da el konulduğu belirtildi. Şüphelilerin evlerindeki basketbolcu tişörtü, not defterleri de delil sayıldı. Şüphelilerden Demet Yılan’ın protestonun ardından “uzun olan saçını küt olarak kesmesi” bile suçlamaya delil yapıldı. (1)

Dipnot:
(1)http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetayV3&;ArticleID=1066305&Date=28.10.2011&CategoryID=98

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99