Ekrem’in kafası hep “dumanlı”

ekrem dumanliMedyaKRİTİK

 

Ekim ayının başında henüz gündemde esamesi okunmazken, durduk yere idam cezası hakkında: “Temel hak ve özgürlüklerden taviz verilemez; verilmemelidir de. Demokratikleşmeden de kesinlikle geri adım atılmamalı. Lakin elindeki silahı bırakmayan ve sürekli masum insanları öldürenlere ve onlara öldürme emri verenlere ne yapmalı? İdam cezasına karşı çıkanların haklı oldukları yanlar da var şüphesiz. Zaten idam cezası varken de bu vahşet devam ediyordu. Ancak, ‘O dönemin şartları çok farklıydı; şimdi önemli adımlar atıldı. Hala cinayet işleyen bedelini ödemeli’ diyenlere ne demek lazım?” gibi kendi içinde sayısız defa çelişen bir yazı yazan köşe yazarının amacı üzerine kaçamak bir beyin fırtınası yapalım. Bu köşe yazarının kabaca şu iki karakterden birisine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bunların ilki mevzubahis köşe yazarının, bahsedildiği üzere gündemde idam cezası ile ilgili herhangi bir tartışma yokken bunu “ne savunan, ne de savunmayan” fakat yalnızca gündeme getirip, söz gelimi Kürt halkına gözdağı vermek isteyen, en hafif tabirle “samimiyetsiz” birisi olduğudur. İkinci olasılık ise gerçekten “idam cezası” meselesine, artık halihazırda okuduğu kitaptan mıdır yoksa aklına estiğinden midir bilinmez, ciddi olarak kafa yormuş ve bütün içten duyguları ile bu konu hakkındaki düşüncelerini kamuoyuyla paylaşmak isterken, yazısında iki basit argümanı bir araya getiremeyecek, bir öneride somutlayamayacak kadar “kafası dumanlı” fakat samimi bir köşe yazarı olduğudur. Meraktan çatlayan okur için açıklayalım; alıntıladığımız metnin yazarı Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı. Samimiyetinden en ufak bir kuşku duymadığımız için, Dumanlı’nın ikinci kategoriye dahil olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Bilindiği üzere, AKP’nin parti-devlet aygıtı ile yönetilen memleketimizde; yandaş medyanın yalan söylemek konusunda ipini kopardığı ayyuka çıkalı bir hayli zaman geçti. Haşmetli partimizin verdiği gazla yelkenlerini şişiren yandaş medyanın amiral gemisi Zaman’ın başını çektiği bu “yalan rüzgarı” aslen trajik bir dizi-film olmasına karşın zaman zaman komedi unsurlarını da bünyesinde barındırabiliyor. Az evvel ufak bir karakter analizini yaptığımız Ekrem Dumanlı’nın, hedefini fecaatle ıskalayan son nokta atışı denemesi de bunun bir örneği olarak medya tarihine geçti. Klavye başına geçtiğinde kafası yine pek “dumanlı” olmuş olacak ki, Ekrem Efendi şu minvalde bir şeyler yumurtladı; Tarık Akan mafya babası Dündar Kılıç’ı devreye sokarak Taş Mektep’i, Hrant Dink’in elinden aldı! “Dumanlı” Ekrem Efendi ayrıca, Akan’ın kira yüzünden Rum Vakfı’yla mahkemelik olduğunu da yazdı. Aslında iddiayı ilk olarak Zaman’ın Cumartesi ekinde “Kurşun Kalem” mahlaslı yazar ortaya attı. Ardından Akan’ın “Altın Portakal Film Festivali’nde” yaptığı AKP karşıtı çıkıştan rahatsız olmuş olacak ki, Ekrem Dumanlı konuyu kendi köşesine taşıdı.
İddialara Dumanlı’nın isimini verdiği 3 kişiden; Tarık Akan, Hrant Dink’in kardeşi Orhan Dink ve Bakırköy Aya Yorgi Rum Kilisesi Vakfı Başkanı Niko Atanasyadis’ten jet hızıyla yalanlama geldi. Bir yazarın haberini yaptığı üç ayrı kişiden de ayrı ayrı yalanlamalar gelirse burada en hafif tabirle bir art niyet, bir bel altı operasyonunun izleri aranması doğaldır. Tabi söz konusu Dumanlı olunca, bu olay yine en hafif tabirle bir “samimiyetsizliğin” göstergesi bile olamaz. Çünkü Ekrem’in kafası hep “dumanlı”! Kim bilir belki de yalnızca latife etmiş, okuyucusunu güldürmek istemişti.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99