Bu kadar zırva ancak tahsil ile mümkündür

nagehan alciMedyaKRİTİK

Memlekette yayınlanan bir süreli yayında Medya kritik gibi bir köşeyi hazırlamak bir yanıyla çok kolay öteki yanıyla ise çok zordur. Kolaydır, çünkü Türkiye’nin burjuva medyası kadar kokuşmuş ve bol meyve veren bir kaynaktan beslenirsiniz. Zordur, çünkü böylesine büyük ve esaslı bir foseptik çukurundan hepi topu birkaç sayfa çıkarmanız gerekmektedir. Hepsinin hakkından teker teker gelmek istersiniz, fakat yazsanız ansiklopedi ciltleri dolacağından bir kısmı mecburen içinizde kalır. Nagehan Alçı sağ olsun, bize bu ikircikli durumu bir kez daha yaşattı. Politik konumlanışı itibariyle eskisinden pek de bir fark ortaya koyduğu söylenemez. Fakat Rasim Ozan Kütahyalı’yla dünya evine girdi gireli, Alçı’ya bir “cesaret” geldi de gitmiyor. Televizyon ekranından haftalar boyunca bu kadar çok saçmalamak için ya bir “cahil cesaretine” yahut bir “muktedir cesaretine” sahip olmak gerekir, zira ense yeterince kalın değilse bu kadar fasarya üreten bir şahsa en azından bir aklı selimin çıkıp ne yapmaya çalıştığını sorması icap eder. Nagehan Alçı’nın son birkaç haftadır yumurtladığı sayısız zırvayı burada teşhir etmeyi inanın biz de çok istedik, fakat yerimizin sınırlı olmasından dolayı ancak “satır başları” ile yetineceğiz.

Ekim ayı boyunca takip ettiğimiz üzere, Ernesto Che Guevara bir yamyam, bir kaçık, bir barbar; Wall Street eylemcileri ise esasen birer “borsacı” olmak isteyen ağlaklar grubundan öte değildir Alçı’nın nezdinde. Peki neden? Aslında nedenini pek anlayamıyoruz. Zira konuşmasının başında ABD’de “kapitalizmin geldiği azgın noktadan” kendisinin de çok rahatsız olduğunu söylüyor, sonunda ise sorunu asıl yaratanın “devletin fazla müdahalesi” olduğunu söylüyor ve dinleyicinin kısa devre yapmasını sağlıyor Alçı. Eylemcilerinse hakla hukukla bir problemlerinin olmadığını, yalnızca daha fazla para isteyen aç gözlülerden oluşan bir sürü olduklarını ima ediyor. Kesmiyor, bu durumun bir diğer sorumlusu olarak “zavallı solun” “putlaştıran tavrını” aklınca mahkum ediyor! Biz anladık, aslında “iki saattir kapitalizm diyoruz, sola bir tane çakmadık, vakti geldi” demek istiyor. Yanında getirdiği Che biyografisinden cımbızladığı bir infaz alıntısını okuduktan sonra “bu adam bir barbardı, bir yamyamdı” diye nitelediği Che’yi sahiplenen sosyalistlerin, solcuların “ah ne kadar da aptal!” olduklarını ima ediyor. Ezelden düşmanı olan sosyalistlere akıl vermeye çalışmak... İşte tanıdık bir burjuva kalemşoru refleksi! Yine hızını alamıyor, aynı tarihlerde bu sefer Akşam gazetesindeki köşe yazısında  “Ernesto Guevara gibi bir barbar zihniyeti ‘insanlığın umudu’ diye pazarlayan sosyalistlerle kapitalistlerin ittifakı midemi bulandırıyor. Guevara’lar umut oldukça hep azgın kapitalistler kazanacak. Maalesef kaybeden yine ve her zaman insanlık olacak...” buyuruyor Alçı.

Eylül ayı içerisinde cemaat medyasına bile geri adım attıran Hüseyin Çelik’in “Beşer Esad’a destek olanların mezhepsel yakınlıkları” minvalindeki “muazzam” argümanını göğsünde yumuşatıp, voleyi beraber program yaptığı Enver Aysever’in Aleviliğine çakmaya çalışacak kadar esaslı bir AKP şakşakçısı olan Nagehan Alçı, çocuk kandırırcasına kendi “putunun” AKP olduğunun bilinmediğini düşünüyor gibi yazıyor. Adeta bir emir eri görevi üstlendiği AKP iktidarları boyunca gerek zam, gerek zulüm, gerekse de işkence ile hem bizzat kolluk kuvvetlerince katledilmiş, hem de açlığa ve sefalete mahkum edilmiş milyonların olduğunu bilmesek diyeceğiz ki yazıktır cahil kalmış, midesi de boş yere bulanmış, neticede insanlık halidir. Hazır yamyam demişken, belki hatırlarda kalmıştır; Medya kritik’in evvel eski müdavimlerinden Engin Ardıç’ın 90’ların ortasında bir televizyon kanalında “Günün Yorumcusu” olduğu zamanlardan kalma entelektüelliğin sınırlarını zorlayan, muhteşem bir Çin eleştirisi vardır. Ardıç bu çok değerli eleştirisinde; Çin’de “Kültür Devrimi” döneminde çoğu öğrenci gençlikten oluşan Kızıl Muhafızlar’ın “ancak düşmanlarının etlerini yiyerek sınıf bilinçlerini ortaya koyabildiklerini” iddia etmişti. Ardıç ve Alçı arasında bir benzerlik olduğu apaçık! Farkındayız çok çalışıyor fakat, Nagehan Alçı maalesef hala bir Engin Ardıç kalibresine ulaşabilmiş değil. Che ise bir yamyamdı evet, fakat bir devrimci olarak noktaladığı hayatı boyunca yediği yegane şey bizzat Alçı’nın “putlarıydı”, yani sömürenler ve halk düşmanlarıydı. Zamane yamyamları Che’nin izinden gitmekte neden beis görsünler ki? José Marti Küba Dostluk Derneği’nin Alçı’ya verdiği cevap ile bitirelim: “İnsanlık, kapitalizmi dünyanın çöp sepetine göndermek için yeniden ayağa kalkacaktır. Bundan sonra Nagehan Alçı gibilerini hiç kimse hatırlamayacak, Che Guevara gibi kişilikler insanlığa örnek olmaya ve insanlığın kendisini kurtarma mücadelesinde bayrak olmaya devam edeceklerdir.”

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99