Bir afet-sonrası klasiği: Gericilik havlıyor!

huseyin gulerceMedyaKRİTİK

 

Gericilikle tartışmaya girmek tehlikeli bir iştir. “Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol” demiş Mevlana, haklıdır. Fakat sol; gericiliğin en örgütlü şekliyle iktidarda olduğu bugün, cehaletin ve gericiliğin yanına yaklaşmak veya “tartışmak” şöyle dursun, salt düşünceleriyle bile insanın kanını dondurabilen örümcek beyinlilerin tam karşı cephesinde yerini bulur. AKP’nin bütün incilerinin bir bir döküldüğü Van depreminin ardından beklendiği üzere, Türkiye’nin gerici basın organlarında yeni “7.4 yetmedi mi?” vakaları mantar gibi çoğalmaya başladı. Marmara Depremi’nin ardından daha çok “laik yaşam tarzına” saldıran badem bıyıklı ve çember sakallı akıncılar bu sefer hedeflerine hem bilimi, hem laikliği hem de Kürt halkını koydular.

Örneğin; “Fethullah Gülen’in Türkiye’deki sözcüsü” olarak nam salmış Zaman yazarı Hüseyin Gülerce’nin, Kürt Hareketi’nin “günahlarını” ima eden derin tespitleri: “Van ve Erciş’i vuran deprem, müminler açısından İlahî bir ikazdır. O’ndan habersiz hiçbir şey olmuyor. Kıtaları kaydıran da O, fay hatlarında enerji biriktiren de O. Tabiata kanunları koyan da O. Kanunları bir kenara koyup, mucizeleri yapan da O. Bu bizim inancımız. O zaman, koskoca bir depremin zamanlamasına kafa yormamız gerekmez mi?”

Ya da son dönemlerde öne çıkan “bir başka Nurcu gazete” Yeni Şafak’tan Kazım Güleçyüz’ün aynı gazetede çıkan ve Van’a düşmüş bir şimşek ile tasvir edilen “ilahi adaletin” karikatürüne gelen eleştiriler üzerine kaleme aldığı ilim ve irfan dolu yorumları: “Felâket ve musibetler için yapılan “ilâhî ikaz” yorumunu her duyduklarında kanları donan veya kan beyinlerine sıçrayan ya da beyinlerine artık kan yürümediği için düşünme ve muhakeme kabiliyetleri iyice körelip dumura uğrayan birileri yine sahnede. ...Deprem, sel gibi musibetlerde elbette çoğu zaman masumlar da zarar görüyor. Ama bizim inancımıza göre, o masumların can ve mal kayıpları, sonsuz rahmet sahibi Yaratıcımız tarafından, ebedî âlemde çok fazlasıyla telâfi edilecek.”

Veya gericiliğin sancaktarlarından eski Vakit, Yeni Akit’ten Ali Karahasanoğlu’nun oynadığı klişe “mukadderat” kozu ile depremin hesabını hükümete değil “yukarıya” havale etme çabası: “...Ama deprem olduktan sonra.. Acılı yakınların tek manevi tatmin aracı olana teslimiyetlerine, ‘Canım göz göre göre olmuş bir yıkım.. Takdir-i İlahi de ne ki?’ şeklinde yaklaşmak, ukalalık değil de nedir? ...Takdir-i İlahi’nin nelere kadir olduğunu, burnuna sinek kaçıp ölenler karşısında, enkaz altından günler sonra canlı çıkanları görerek kabul edelim…”

Gerici havlamaların yoğunluğundan anlaşılıyor ki, bugünün Türkiye’sinde gericiliğe karşı cephe alışın gerekliliği ve aciliyeti yaşadığımız son afette bir kez daha kendini ortaya koymuştur.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99