“Anlatılan senin Hikayendir”

d1“Direnişte olmayan” sanatçılar bize efendilerin ve efendinin yanında saf tutanların dünyasını anlatmaya, dünya nüfusunun küçük bir azınlığını eserlerinin ezici çoğunluğuna konu eylemeye devam etsin. Biz, “Direnişteki Sanatçılar”, hikayesi giderek daha az ve eksik anlatılanları; sözümüzün, sesimizin, hünerimizin ortasına yerleştiriyoruz.

DirenişteSanat

Onlarca sanatçı, onlarca meraklı göz… Akşamüzeri demlenmeye çıkanlar, alışveriş için gelenler, biraz hava almak isteyenler, işi için koşturanlar, ekseriyetle yoksullar, çocuklar ve… Ankara’ya dair olan bütün cümleler… Sanaat yapmak için Sakarya Meydanı’na gelen DirenişteSanat’ın çağrısına uyan sanatçılar tuvallerini, enstrümanlarını, defterlerini, davullarını, heykel tezgâhlarını alıp geldiler. Geldiler bir bezin üstüne, bir taşın kıyısına, birkaç sandalyeye yerleştiler. Süsüne kaçılmadan, yadırgamadan başladılar Sanaat yapmaya… İşçiler ki tarihten ve sanattan silinişleriyle meşhurdurlar. Konuştu onlardan biri… İşçi anlattı; çocukluğunu hani yarım yamalak kalan, gençliğini hani parasız-işsiz ve biteviye üzgün kalan, ailesini, çocuğunu umutlarını, kırıklıklarını… Anlattı, dinlediler ve davrandılar işe… Hüner emeği övdü, emeğiyle yaşayanın görmezden gelinen “büyük öyküsünü” anladı. Sanaat, emeğin ve özgürlüğün sanatını sokağa, halka, ezilenlere taşıdı. Saatler boyunca Sakarya Meydanı’nın rengini veren işçilerin sesiydi… Hep birlikte sanat yapan, birbirleriyle dayanışma içinde, kardeşçe Sanata hüner koyan tüm sanatçılar, yeni bir mücadeleci sanatçı kuşağını da müjdelediler…
Öneriyor ve işe koyuluyoruz, dediler…
Bugünü anlamak ve kurmak, geleceği yükleniş, geleneğin içinde doğrulan bir karşı çıkış yaratmak için “sürdüler atlarını” denize… Sanaat, devrimci, sosyalist ve muhalif sanatçıların sanat emeklerini halktan ve mücadeleden yana koymasının adıdır. Egemen dilin ve söylemin gündelik yaşamı gün be gün yağmaladığına tanığız. Haramilerin saltanatı milyonlarca yoksulun mahvına rağmen ayakta kalmaya devam ediyor. Kadınlar, sokaktan kovulmuş, şiddetin sarmalında boğuşmakta; doğa, kâr hırsıyla gözü dönmüş şirketlerin insafında can çekiyor, siyasal ve yaşamsal özgürlüklerin esamesi okunmuyor, günler ağır ve ölüm haberleriyle dolu… Sanaat düzeni buysa, düzeni bozan sanat eyleminin adıyla başlıyor cüretkar yürüyüşüne… Köleliğe, yoksulluğa, umutsuzluğa, geleceksizliğe karşı direnişin sanatını örmek için mütevazı bir adım atıyor.
Adımları sıklaştırın çocuklar…

Sokaklarda bir hayalet dolaşıyor
Bizler Direnişte Sanat adı altında bir araya geldik. Bu umutsuzluk, zulüm ve yokluk günlerinde sanat direnişin soluğu, direnenlerin yoldaşıdır dedik. Yarını kurmak için önce “bu” günlere direnmek gerek.  Sanatçı halksa, o da meydanlar, grev çadırları, dağ başları, gecekondu sokakları kadar, onlarla birlikte direnmek, toplumsal muhalefeti kurmak zorundadır.
“Direnişte olmayan” sanatçılar bize efendilerin ve efendinin yanında saf tutanların dünyasını anlatmaya, dünya nüfusunun küçük bir azınlığını eserlerinin ezici çoğunluğuna konu eylemeye devam etsin. Biz, “Direnişteki Sanatçılar”, hikayesi giderek daha az ve eksik anlatılanları; sözümüzün, sesimizin, hünerimizin ortasına yerleştiriyoruz.

Müzisyen çalgısını, ressam tuvalini, fotoğrafçı makinesini, sinemacı kamerasını, yazar kalemini, oyuncu kendini alıp gelsin. Kimin eli hangi sanata yatkınsa, kim hangi akımı, üslubu kendine yakın buluyorsa kendisiyle getirsin. Kralların, beylerin, patronların değil, halkın ve devrimin sanatını yapacağız.

Belleğimizde Şili diktatörlerine Venceremos/Biz Kazanacağız diye haykırarak ölen sanatçı Victor Jara’nın sözü var: “Halka inilmez, çıkılır.” Üstümüzde göğün özgür ufukları, altımızda sömürenler ve taraftarları var. İnecek yerimiz yok ve çıkacak tek yerimiz var: İnsanın insanı sömürmediği bir dünya.

Öneriyor ve işe koyuluyoruz: Gün, geçmişi anlamanın, bugüne vurmanın ve yarını kurmanın günüdür.

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99