Vaziyetin kurallaşması: Yetkin mühendislik

 

Çağlar Kılınç

İnşaat Mühendisleri Odası’nın “25 soruda yetkin mühendislik” isimli kitapçığı(3) kafalarda soru işareti bırakmıyor! Yetkin mühendisliğin amacı nedir sorusuna bir miktar laf kalabalığından sonra “Bu anlayış içinde, Yetkin Mühendislik düzeninin amacı, belli nitelikleri taşıdığını kanıtlamış olan mühendislerin bir katalogda toplanması ve bu nitelikte mühendisler arayanların gerektiğinde bu katalogdan yararlanmasını sağlamak olarak da görülebilir.” yanıtı veriliyor. Mühendisler için değil, mühendis arayanlar için tantana çıkaran bir odamız da oldu sonunda.

Beyaz yakalılar toplum içindeki ayrıcalıklı konumlarını kaybederken özel olarak mühendisler de bu dönüşümden azade değiller. Mühendisliğin saygınlığın doruklarında olduğu yıllar aynı zamanda sosyal devlet ilkesinin uygulandığı dönemle örtüşüyor. Neo-liberalizmin yükselişi ve neredeyse dünya çapında iktidar olmasıyla birlikte sistem orta sınıfa vermiş olduğu bazı ayrıcalıkları törpüleme yolunu seçti. Bugün ortalama bir mühendis ile işçi arasında yaşam standartları bakımından büyük farklar gözlenememesinin altında yatan, dünya çapında yaşanan bu zorunlu dönüşümdür. Sistemin yaşadığı krizlerin çözümünü öncelikli olarak sömürüyü derinleştirmekte bulması eski bir alışkanlık. Bu döneme özgü olan ise derinleşen sömürünün artık işçilerle beraber geniş bir orta sınıfı da içine alıyor olması. Örneğin burjuvazinin son keşiflerinden “esnek çalışma” sadece işçi sınıfına değil bir o kadar da mühendislere uygulanır hale geliyor. Aradan esnemeye en müsait kesim; gençlik seçiliyor ve çok iyi okullardan mezun genç mühendisler şantiyede yatıp kalkar hale geliyor. Ev hayatı olanlar, proje bitmeden eve gidemiyor ve projeler hiç bitmiyor. Yeni mezun mühendisler ne iş olsa yapıyor, gazete ilanlarında deneyimliler kadar “yeni mezun” mühendisler aranıyor. Artık Türkiye burjuvazisi ‘geniş’ orta sınıfın ayrıcalık taleplerini karşılayamıyor. İyi bir eğitim görmenin ortalamanın üzerinde bir yaşam standardı sağlayacağı rüyası her mezuniyet töreni sonrası gerçeğe çarparak parçalanıyor. Türkiye’de mühendis, mimar ve şehir planlamacıları topluluğunun %25’i işsiz ya da mesleğini yapmıyor(1). Mühendisten çok girişimci yetiştirmekle övünen rektörlerin sayısı artarken ODTÜ, Boğaziçi ve Bilkent mezunu mühendislerin sadece %1,6’sı girişimci oluyor %21,4’ü işçi konumunda çalışıyor(2). Bu %1,6’ya girişimcilik cesareti ve şansını söz gelimi ODTÜ’de katıldığı ‘kariyer günleri’nde öğrendikleri vermiyor. Memlekette babadan zengin olmayanların girişimcilik yeteneklerini nerelerde kullanabilecekleri başka bir yazının konusu olabilir.


Bütün bu gerçek karşısında uzunca bir dönemdir sözü edilen yetkin mühendislik uygulaması bir bakıma vaziyetin kurala dökülmüş halidir. İnşaat Mühendisleri Odası’nın internet adresinde “25 soruda yetkin mühendislik” isimli kitapçık(3) kafalarda soru işareti bırakmıyor! Yetkin mühendisliğin amacı nedir sorusuna bir miktar laf kalabalığından sonra “Bu anlayış içinde, Yetkin Mühendislik düzeninin amacı, belli nitelikleri taşıdığını kanıtlamış olan mühendislerin bir katalogda toplanması ve bu nitelikte mühendisler arayanların gerektiğinde bu katalogdan yararlanmasını sağlamak olarak da görülebilir.” yanıtı veriliyor. Mühendisler için değil, mühendis arayanlar için tantana çıkaran bir odamız da oldu sonunda. İMO, üyesi olan inşaat mühendislerinin soyutlama düzeyinden öyle kuşku duyuyor ki “nedir bu yetkin mühendislik” diye soranlara “Üyelerinde bazı özellikler arayan bir kulüp üyeliğidir belki; yalnızca 100 metreyi 12 saniyenin altında koşabilenleri üyeliğe kabul eden bir atletizm kulübü gibi bir kulübün üyeliği... Öyle bir kulüp ki, eğer biri bu nitelikte bir atlet arıyorsa, bu kulübe başvurarak kolayca ulaşır istediğine.” yanıtını veriyor. Amele pazarına katalog mu hazırlıyorsunuz diye soracak oluyoruz, gerek bırakmıyorlar, “yetkin mühendislik bana ne kazandırır?” sorusuna “Somut parasal kazanç anlamında, şu sırada hiçbir şey kazandırmaz; belki bir ayrıcalık, bir saygınlık kazandırır, özgüveninizin gelişmesine bir katkıda bulunur, o kadar. Ancak, sistem yerleştikçe ve yetkin mühendis, ‘aranan mühendis’ olmaya başladıkça (ki, çeşitli çevreler bu yöndeki gereksinimlerini şimdiden dile getirmektedirler), bu belgenin size mühendislik pazarında geçerliliği olan önemli bir değer kazandıracağı kuşkusuzdur.” yanıtıyla mesajı iletiyor; “anladın sen onu!”. İMO bu uygulamayla yetkinlik belgesi olmayan mühendislerin elinden yetkilerinin alınmayacağını, bu sistemin “üyelerinden hiçbirine kaybettirmeyeceğini ancak biraz çaba gösterenlere kazandıracak” şekilde geliştirildiğini garip bir şekilde iddia ediyor. Ancak konuya ilişkin verilen yasa tasarısında “‘Mühendis, mimar ve şehir plancılarının uzmanlık gerektiren mühendislik ve mimarlık hizmetlerinde çalışabilmeleri için, 6325 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu’nda belirtilen yetkili mühendis, yetkili mimar veya yetkili şehir plancısı belgesine sahip olmaları gereklidir.” ifadesi aynen yer alıyor. Yani bu uygulamanın öncüsü olarak İMO’nun yönetmeliğe koymaya cesaret edemediği ve bir yanlış anlama gibi göstermeye çalıştığı ifade TMMOB tarafından yasa teklifi olarak sunuluyor.


Yetkin mühendisliğin amacının mühendisler içinde ayrıcalıklı bir kesim yaratmak olduğu düzenleyicileri tarafından açıkça belirtiliyor. Bu beyanat bazı basit sorulara maruz kalmak durumunda. Örneğin mühendisler içinde ayrıcalıklı bir kesime neden ihtiyaç vardır? Burada amaçlanan söylendiği gibi örneğin inşaat alanında daha dayanıklı binalar, köprüler, limanlar mı inşa etmektir? Eğer ayrıcalıklı kesimin görevi bunları yapmaksa ayrıcalıksızlar ne iş görecek ya da bu ‘mühendislik onuru’na bulandırılmış görüş ayrıcalıksızların dayanıksız binalar inşa edebileceğini kabul mü ediyor? Yetkinlik almayan mühendislerin elinden imza yetkisinin alınması tüm bu sorulara açıklık getirmekle birlikte İMO bu gerçeği açıklamakta isteksiz davrandığından hazırladığı broşürlerinde komik duruma düşüyor.


Yetkin mühendis olabilmek için yazılı ve sözlü sınavlardan geçmek ve bu sınavlara başvurabilmek için de bir yetkin mühendis denetiminde en az 5 yıl çalışmak gerekiyor. Bu durumda yeni mezun mühendislerin yetkinlik belgesi alamayacakları yeterince açık. Bir üniversitenin mühendislik fakültesinden mezun olmak mühendis olmak anlamına gelmiyor.


Sömürünün derinleştirilmesi derken anlatmak istenen tam da budur. Artık mühendislik fakültesi mezunları mezuniyet sonrası 5 yıllarını çok daha ağır koşullar altında ve çok daha az seçenekle sınırlandırılmış olarak geçirecekler. Ancak yetkin mühendislik geçen yıl Fransa’da çıkarılan ve öğrenci isyanı sonucu geri alınan yasada olduğu gibi yalnızca genç mühendislerin başına örülen bir çorap değil. Çok daha kapsamlı, meslek içinde başka ayrımları derinleştirmeye yönelik bir çalışma. Mühendisler zaten homojen bir meslek grubu değil. Mühendis olan ve bir inşaat şirketinin sahibi olanlar da var günde 12 saat çalışarak 1500 YTL maaş almanın yolunu arayanlar da. Sonuç olarak mühendisler birbirinden çok farklı sorunlar yaşıyorlar. Bir grup için söz gelimi ihale kabul koşulları ciddi bir sorun oluştururken diğeri için 8 saatlik işgünü halen bir mücadele konusu durumunda. Bu iki grup mühendisi de içinde barındıran meslek odası, çıkarlarının çelişikliğinin açıkça görüldüğü bu durumda ne şiş yansın ne kebap mantığının bir adım ötesine geçmelidir. Odalar ya üyesi bulunan on binlerce mühendisin sorunlarını öne almalı ya da bir işveren örgütü olmak yönünde kat ettikleri mesafeye bakarak isimlerini gözden geçirmelidir.   

1 - http://www.tmmob.org.tr/modules.php?op=modload&name=News&file=article&sid=1168&mode=thread
2 - Ahmet Haşim Köse ve Ahmet Öncü tarafından 1998 yılında yapılan saha araştırmasının sonuçları
3-http://www.imo.org.tr/yetkinmuhendislik/25sorudaYM.htm{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99