Ulusalcı akıl kaçırması: Dönergeç!

 

Yarınlar

Hüseyin Batuhan, Bilim ve Şarlatanlık adlı kitabında şöyle yazar: “Şarlatanların büyük çoğunluğu daha çok pratik bilgi veya beceri alanında at oynatıyorlar... Teknoloji dallarında bilgiçlik taslıyorlar. Örneğin fizik yasalarına dayanan ortodoks mühendislik bir perpetuum mobile makinesi yapılamaz mı diyor, şarlatan hemen ‘Ben yapabilirim!’ diye karşılık veriyor.”

Önce gazetelere tam sayfa ilanlar vererek işe koyulan Erke şirketi, 21 Kasım’da yaptığı toplantıyla enerji kaynağı kullanmadan çalışan bir makine yaptıklarını açıkladı. Erke Danışmanı Emekli Tümgeneral A. Çetin Uğural’a göre, enerji makinesi, maddenin atalet özelliğinden faydalanarak istenilen güç ve sürati sağlayabiliyor!

Hüseyin Batuhan, Bilim ve Şarlatanlık adlı kitabında şöyle yazar: “Şarlatanların büyük çoğunluğu daha çok pratik bilgi veya beceri alanında at oynatıyorlar... Teknoloji dallarında bilgiçlik taslıyorlar. Örneğin fizik yasalarına dayanan ortodoks mühendislik bir ‘perpetuum mobile’ makinesi yapılamaz mı diyor, şarlatan hemen ‘Ben yapabilirim!’ diye karşılık veriyor.”

Peki nedir bu ‘perpetuum mobile’  makinesi? Dışsal bir enerji kaynağı olmadan hareketini sonsuza kadar sürdürebilen aygıt. Yani, Erke Dönergeç. Dünyada bu tip iddiaların modası geçeli çok oldu. Türkiye’de de çıkmıştı benzer “icat”lar. En meşhuru, Con Ahmet’in Devr-i Daim (sürekli dönüş) makinesidir ve olmayacak işleri anlatmak için dile yerleşmiştir. Daha yakın zamanlarda, Uğural’ın da yanında çalışmış olduğu Emekli Tümgeneral Özdemir Kandemir’in “Emişli Memiş” adlı makinesi vardı. Kandemir, makinesini bir şekilde kaybettiğini açıkladı. Kem talih!

İşin fizik bilimi bakımından olan kısmına kısaca değinip geçelim. Termodinamiğin birinci kanunu: Doğada enerji yoktan var olmaz, vardan yok olmaz, ancak başka enerji türlerine dönüşebilir. Sonuçta, tüm evrenin enerjisi sabittir. Dönergeç gibi araçlar yapılamaz.

Asıl önemlisi şu ki, Erke’nin tanıtım toplantısı, hayret verici biçimde, çok sayıda emekli general ve “ulusalcı şahsiyet”in protokol sıralarından katılımıyla gerçekleşti: Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhittin Fisunoğlu, eski Jandarma Kuvvetleri Komutanı Rasim Betir, emekli Orgeneral Necati Özgen, emekli Orgeneral Kemal Yavuz, emekli Orgeneral Fikret Boztepe, emekli Korgeneral Köksal Karabay,  eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Kanaltürk’ün sahibi Tuncay Özkan.

Destekçilerden bazıları ihtiyatlı konuştu. Biraz daha cesur davranan Necati Özgen, televizyonda yaptığı açıklamada, bu işe güvendiğini söyledi. Çünkü Erke Danışmanı Çetin Uğural bir emekli tümgeneraldi ve bu kadar uydurması düşünülemezdi.

Tam destek “ulusalcı fikir önderi” Vural Savaş’tan geldi. “Asker yapmışsa fiyasko olamaz”dı. Genelkurmay Başkanlığı, bu gibi sözler üzerine olmalı, “bizim bu işle en küçük ilgimiz yok” anlamında bir açıklama yaptı. Vural Savaş’a göre bu işin olamayacağını söyleyenlerin bir kısmı İslamcı basındandı ve bu bile icadın sahiplenilmesi için yeter gerekçeydi. “Ben dedikleri şeye güveniyorum” demekteydi ama bu “şey”in ne olduğu hakkında en küçük bir fikri bile var gibi durmuyordu. Hem Özgen hem Savaş’a göre, millet olarak aşağılık duygusu içinde olmak hoş değildi, Türkler neden böyle bir buluşa imza atamasındı!

Özgen olsun, Savaş olsun, Hürriyet’teki köşesinde Çetin Uğural’ın zırvalarına uzun uzun yer veren bir başka ulusalcı Emin Çölaşan olsun, “bu konuların uzmanı” olmadıklarını belirterek, kendilerine korunma alanı yaratmaktan geri kalmadılar. Bilmediğiniz konuda niye konuşuyorsunuz öyleyse? İnsanları kandırmak ayıp değil mi?

Destek için toplanan şahsiyetlerin tümünün “ulusalcı” çizgide olmaları bir yana, “icat” zaten açık cümlelerle milliyetçilikle ilişkilendiriliyordu. Sunuşu yapan danışman Uğural’a göre “Erke Dönergeç Türk aklının büyük buluşu” idi. Erke Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ruhi Başaran ise Erke Dönergeç’in “Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı bir ürün” olduğunun altını çizerek saçmalığa son noktayı koyuyordu.

Erke Dönergeç tanıtımından çıkarılabilecek sonuçlar:

1- Bilim ve Şarlatanlık kitabının bitiş paragrafından alıntılarsak: “Eğitim sistemimizde bazı köklü değişiklikler yapıp yeni yetişenlerde bilgiye karşı ilgi; hatta ‘sevgi’ uyandırmadıkça, insanları boş ve temelsiz fikirlerin salgınından korumak mümkün değildir.”

2- Cemaat dayanışması hayır getirmez. Hepsi de bilimsel, teknolojik eğitim ve pratiklerden geçmiş bunca emekli generalin “asker dayanışması”, “ulusalcılık dayanışması” yüzü suyu hürmetine şarlatanlık sunumlarına katılmaları ibret vericidir.

3- Milliyetçi/devletçi/ulusalcı entelijensiya buysa, bu fikri akımın en küçük bir geleceği olamayacağını söylemek için başka kanıt gerekmez. Milliyetçiliğin pozitivist köklerinden bile koptuğu görülüyor. Bunun bir adım ötesi büyücülükten medet ummaktır.{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99