Milli Eğitim Şurası ya da “aynı nesnenin laciverdi”

 

Uğur Yıldırım

Milli Eğitim Bakanı’nın son bombası: “Okullara gidip soruyorum, ‘Müdür bey, bu ne rezillik?’ diye. ‘Ödenek gelmedi.’ diyor. Ödenek gönderdiğim zaman annem de yapar o işi.”

17. Milli Eğitim Şurası  13-17 Kasım tarihleri arasında Ankara’da toplandı. Her arenada Kemalistler’le  İslamcılar arasında tekrar tekrar üretilen ‘laiklik’ tartışması Şura’ya da damgasını vurdu. Hatta Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer toplantıya mesaj bile yollamadı. Efendim şöyle bir bakınca insanın kafası karışmıyor değil...

Gazetelerden bakıyoruz katsayı engeli kaldırılıyor falan diyorlar… Milli Eğitim Şurası katsayıların kaldırılması meselesi ile gündeme geldi demiştik. Şura’nın, üniversiteye giriş konulu alt komisyonunda yapılan oylamada “herkesin alanında yükseköğretime devam etmesi” önerisi reddedilirken, İmam Hatip Liselerinin önünde engel olarak duran farklı katsayı uygulamasının kaldırılması kararlaştırıldı. Ancak; bu işler katsayı meselesinin ötesinde işler.

Yarınlar’ın geçen sayısını okuyanlar bilir. Dokuz Eylül Üniversitesi’den işçilerin haklarını savunduğu için atılan İzge Günal Hoca diyordu ki: “…77 üniversitenin rektörlerinin Avrupa Birliği hakkındaki görüşlerini aktaran bir kitap var. Bir tane bile karşı çıkan yok. Avrupa Birliği’ne girmek için şunu yapalım, bunu yapalım, öğrencilerimiz çatal bıçak tutmayı bilmiyor... Sadece bir tanesi karşı çıkıyor Avrupa Birliği’ne, o da diyor ki, ‘bu kadar AB diyoruz, Amerika’yı ihmal etmeyelim.’ Şeriata karşı çıkan rektörler var. Fakat emin olun bana hiç inandırıcı gelmiyor. Ben bu ayrışmanın yapay bir ayrışma olduğunu düşünüyorum. Hani düzen karşımıza ikilemler çıkartır ya, saçma ikilemler; CHP’ye oy vermezseniz AKP gelir…”  İzge Hoca’dan sözü devralalım. Dahası var hocam. Ankara Üniversitesi rektörü Nusret Aras da iş güvencesi bulunmayan asistanlara “ticaret” yapın önerisi ile geliyor. Ya da ODTÜ rektör yardımcısı Canan Çilingir, gayet rahat bir biçimde “Okulun satılacak kiralanacak yeri vardır.” diyebiliyor.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Şura bittikten sonra , Zübeyde Hanım Öğretmenevi’nde düzenlenen Anadolu Öğretmen Liseleri yöneticilerine yönelik Eğitim Yönetimi Semineri’nde ne dese beğenirsiniz: “Okullara gidip soruyorum, ‘Müdür bey, bu ne rezillik?’ diye. ‘Ödenek gelmedi.’ diyor. Ödenek gönderdiğim zaman annem de yapar o işi. Bu, çözüm için gerekli kaynağın yöneticinin kendi bütçesi ya da öğrenciden sağlanacağı anlamına gelmemeli. Bu gibi durumlarda yönetici hiyerarşiyi takip ederek, ilçe ve il milli eğitim müdürlükleri, ilçe kaymakamlığı ve valiliğe başvurabilir, okul-aile birliğiyle görüşebilir ya da özel kurum ve kuruluşları devreye sokabilir.” Tabiî ki Hüseyin Çelik müdürlere parayı öğrencinin anasından babasından toplayın diyemez. O örtülü olarak söylüyor. Anlayın işte.

Bu sebeplerle bugün, ordu, YÖK ve üniversite yönetimlerinin bir taraf olduğu “çağdaş” kesimle ile İslamcılar arasında 3-5 ayda bir hasıl olan saflaşmada devrimciler bir tarafı tutamazlar. Devrimciler kendi siyasetleri ile insanlara gitmeliler ve laikliği, her iki tarafın da piyasacılığını teşhir ederek savunmalılar.

Hatırlayanınız vardır, Güneydoğu’da subay eşleri sivil toplumcu işlere girişmişler. Belediyeleri eleştiriyorlarmış. Belediye bölücülük yapmasın da çöp toplasınmış. Biz de bu haberi duyunca “Acaba bu hanımefendiler eğilip de yerden çöp mü aldılar?” demiştik. Çok iyimser düşünmüşüz… Hanımefendiler dövizleri taşırken çöpleri gariban erler topluyormuş.

Tayip Erdoğan, Mersin’de “Anamızı ağlattınız!” diye feryat eden vatandaşa “Artist, ananı da al git!” diyordu.

Çöp toplamaya layık olmayan el ile, çiftçiyi azarlayan ağız farklı bedenlerde de barınsa, aynı bedenin parçaları gibi davranıyorlar. Bir tarafın kendisine çağdaş deyip dolaşması bir anlam ifade etmiyor . İki  tarafa da ortak bir renk kazandıran temel bir unsur var: piyasacılık. Aslında bu durumlarda söylenen özlü bir söz var ama; biz onu söylemeyelim de ona benzeyen başka bir söz söyleyelim. Yok birbirinden farkınız, “Biriniz aynı nesnenin laciverdi!”{jcomments on}

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99