Beyaz atlı müvekkili beklerken...

 

Yarınlar

“Fakülte bahçesinde, kayıt yaptırırken duyulan umut hezeyanları, avukatlık mesleğine başlanılan ilk dönemde depreşir. Öğrencilik yıllarının diri coşkusu nasıl anfilerin kestane renkli sıralarına bırakılmışsa, meslekteki idealler de, delik bir cepten düşen bozuk paralar gibi adliyenin gri badanalı koridorlarında koşarken habersizce kayıverir.” Bu alıntı “Kadir Şinas” üstadımızın “Avukat Olacaktı Muhterem” kitabından alındı. Bu satırları ilk okuduğumda stajını yapmakta olan bir avukattım ve umut hezeyanları; etrafımdaki pek çok arkadaşımda olduğu gibi, benim içimde de depreşmişti. Ülkemizde çalışan binlerce avukattan ne farkımız olduğu ve bir şeylerin bizim için neden farklı olacağı, sorularına bir cevap vermekte zorlanıyor olsak da, sonuçtan emindik; bizim ulaşacağımız sonuç farklı olacaktı.


Şu anda mesleğimde üçüncü yılımdayım. Genç avukatların işsizliği, parasızlığı, örgütsüzlüğü sorunları daha da ağırlaşmış durumda. Bugün Ankara “hukuk piyasasında” yeni mezun bir avukatın ücreti 250-300 YTL’den başlıyor ve 500-600 YTL maaş verenler “iyi işveren” kabul ediliyorlar. Ankara Hukuk Fakültesini dereceye girerek bitiren bir genç meslektaşımın 600 YTL ücretle işe başladığı, 500 YTL maaş verilen bir işe girmek isteyen bir başkasının araya AKP’li bir Bakan girdiği için işi, bir başka genç avukata “kaptırdığı” örneklerini verirsem durumun vahameti anlaşılabilir sanırım.


Biz avukatlar Molierac’ın söylediklerini çok beğeniriz; “Hiçbir hiyerarşik üst tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar köle kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı.” Yolu avukat bürolarına düşenler bu sözün duvara asıldığını, Baro yayınlarında sık sık basıldığını görürler. Staj yaparken, yol parasını cebinden vererek, yanında çalıştığı avukatın evinin elektrik faturasını yatırmaya giden; çalıştığı büroda ancak hacze gidileceği günler -icra memuruna yemek ısmarlamak zorunluluğu olduğu için- yemek parası alabilen ücretli avukatlara sorarsanız onlar da zaten size; işveren avukatlarla aynı meslek örgütünde örgütlenmiş aralarında bir fark olmayan eşit birer üye olduğunu, aralarında ne efendi-köle, ne de hiyerarşik bir ilişki olmadığını söyleyeceklerdir. Zira hepimiz aynı cübbeyi giyiyoruz ve aynı güzel günleri bekliyoruz. İşleri çok kötü giden bir avukatın bir gün aldığı bir davadan sonra her şeyin birden bire nasıl düzeldiğini, üne, paraya, mutlu bir hayata kavuştuğuna dair masalları dinlemeye devam ediyoruz. Tüm avukatların içinde çok küçük bir kısmı insan onuruna uygun biçimde yaşayacak gelir elde edebilmekte imiş, genç avukatlar her işe razıymışlar, buna karşı örgütlenmek gerekirmiş; kime ne? Onu altta kalacak beceriksizler düşünsün, bizim bizi kurtarmaya gelecek beyaz atlı müvekkillerimiz var!

Dergi Arşivi

arsivYarınlar'ın geçmiş tüm sayılarına, yayınlamış tüm yazılarına ulaşabilirsiniz.

Bilim ve Gelecek

bilim-ve-gelecek-99